Karakaya ailesi, sabaha karşı çalan telefonla oğullarının görevde yaralandığını öğrenir ve apar topar hastaneye koşar. Ancak bilmedikleri bir gerçek vardır ki, o da oğullarını hayatta tutan kişinin görev sırasında ona siper olan en yakın arkadaşı Su...
18. Bölüm için ithaf almak isteyenler wattpad: Rulisinzruli_ Hesabımı takip edebilirler. HerBölüm için takipçilerim arasından 5 kişi seçip bu şekilde ithaf yapacağım 🦋
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Keyifli okumalar 🤍
Nefes al, Efsan.
Derin bir nefes al.
Al ki, aklını kaybetme. Kalbin zaten elden gitmiş, bari aklın yerinde kalsın, kızım.
Bana doğru ilerlediğini gördüğümde, bakışlarım istemsizce dudaklarına kaydı. Kaşlarım benden habersiz çatılırken, dudaklarında herhangi bir ruj izi görmedim.
Bir rahatlama sardı bedenimi.
Yanımda durduğunda, nefesimi tuttuğumun farkında bile değildim.
Gözleri, giydiğim elbiseye, sonra da salık bıraktığım saçlarıma kaydı. Tam o sırada, "Hoş geldin demek yok mu?" diye sordu.
Sorusu hoşuma giderken, bakışlarımı kaçırdım ve iğneliyici bir şekilde, "Zeynep demiş gibiydi," dedim.
Söyledikleriyle acı gerçek beynime saplandı. Tunç serbest kalmıştı. Her ne kadar benimle muhattap olmasa da, sessizliklerinin hayra alamet olmadığı kesindi.
"Onu da mı davet etmişler?" diye sordum, rahatsızlıkla.