Bölüm 2 | Şair ve Şiir

1.1K 57 21

Einstein haklıydı; zaman herkese göre farklı bir şekilde akardı ve gözleri yeniden mavi okyanuslarla buluştuğunda, bir nefes alımlık zaman içerisinde iki yılı yaşadı sanki Beste. Hiçbir şey olmamış gibi koşarak ona sarılma istediğini bastırırken neden bastırdığını bile bilmiyordu. Gözlerinde gördüğü ifade, kahverengi gözlerine bakan gözlerin yabancılığı yok sayılamazdı. Yeniden isminin dudaklarından dökülmesine izin verdiğinde, acı çekmeyeceği bir zaman olmayacağını sanıyorken; işte yine hevesle, şaşkın bir şekilde çıkıp havaya karışmıştı. Sessizliğin ortasına bomba gibi düşüp, sevdiği erkeğin donuk bakışlarını üzerine çekmişti. Ne zaman bacakları ondan bağımsız hareket ederek masadan kalkmış ve aralarında iki adım kalacak şekilde ilerlemişti bilmiyordu. Burnuna dolan parfümün kokusuyla bunun eski parfümü olmadığını fark etti rahatsız olarak lakin parfümün altındaki sert erkeksi kokusu hala yerli yerindeydi.

Gülümsemeye çalıştı genç kız, iki yılı yok sayıp gülümsemeye çalıştı ve aralarındaki iki adımı kapatıp cesurca sarıldı; özlemle. Kolların onu sarmadığını bile aradan dakikalar geçtikten sonra fark etmişti. Onu itmiyordu lakin çekip sarılmıyordu da. Aklındaki binlerce soru şaşkınlığın altından çıkıp ona ulaşırken bilinçaltının arkasına yeniden itmeye çalıştı. Neredeydi? Ne olmuştu? Nasıl?... Basit birkaç soru kalıbıydı yalnızca ama hayatını şekillendireceğini biliyordu. Soru yağmuruna başlayacağı zaman yeniden fısıltıların başladığı kantinde tiz sesi kaybolup gitti. ''Iraz... Gerçekten sensin...'' 

Söyleyebileceği tek şey buydu. Kalbinin ağrısını dindiriyormuş gibi geri çekilmeyi düşünmeden ona sarılırken demir gibi bir el Beste'yi tutup çektiğinde, şaşkın bir şekilde sarılmaya devam etmek için kollarını uzattı ve kollara isyan edercesine ''Ne yapıyorsun?'' diye mırıldandı. Buna karşın hala Iraz'ın hareket etmemekte olduğunu yeni yeni idrak ederek kaşlarını çattı. Neden sarılmamıştı? Neden özlemle 'Beste'm' dememişti ona? Ne oluyordu?

Kendisini tutan kolların sahibine bakmak için uzun ama aynı ölçüde kalın olan parmaklardan yüzüne çevirdi bakışlarını ve şaşkınlıkla karışık hissiz bir ifade yapıştı yüzüne. Beyninde dönüp dolaşan soru kalıplarından başka bir şey düşünemiyordu. Duyuları hissediyor lakin yorumlamakta zorlanıyordu beyni. Burnuna dolan yemek kokusuyla beraber pahalı parfümü hissetti. Masmavi gözlerin taban tabana zıt olduğu kahverengi gözleri gördü ve sarı saçları... İdem'in onu tuttuğunu fark ettiğinde düşünceleri yavaş yavaş yerlerine oturmaya başladı. Kendine gelemeyen tek organı kalbiydi.

O, yaşadığı şoktan kurtulamamış iken İdem'in çatılan kaşları buz gibi bakan gözlerini gölgeledi ve dudaklarından dökülen kelimeler hala yarı yarıya sessiz olan kantinde yankılandı. ''Bir açıklaman var mı?'' Yönelttiği soru aslında herkesin merak ettiği şeydi ama dudakları gerilen Iraz'ın cevap vermeyeceğini biliyordu Beste. İfadesiz tutmaya zorlandığında yüz hatlarını, dudakları gerilirdi. O kadar emindi ki, özlemle yanıp tutuştuğu sesini duyduğunda geçirdiği şok ikiye katlanıp onu altında ezdi.

''Yok.'' Bu kadardı, iki yıllık yasının sonuydu bu kelime ve kalbine indirilen iyi bilenmiş bir hançerdi.

İdem'in öfkelendiğini görebiliyordu genç kız ama o kadar büyük bir şaşkınlık dalgasının içindeydi ki hiçbir şey yapamıyordu. ''Bu ne demek lan? Ne demek yok? Seni ellerimle mezara ben koydum piç herif! Şu kız senin için haftalarca ağladı ve şimdi açıklama bile yapmıyor musun?'' Şok dalgası yavaş yavaş üzerinden geçip gittiğinde titremeye başlayan bedeni parçalara ayrılacakmış gibiydi. Kollarını İdem'in ellerinden kurtarıp öfkesini umursamayarak sevdiği adamın gözlerinin gözlerini bulmasını bekledi ve usulca fısıldadı. ''Anlat Iraz... Sevgilim anlat.''

Birkaç saniyelik süreçte gerçek anlamda Beste anlatacağını düşünmüştü. Hatta kendini o kadar hazırlamıştı ki, oturacak sakin bir masa arıyordu gözleri lakin aurası karanlığa bulanmış adam kahkaha attığında dondu kaldı. Bu neşeli bir kahkaha değildi hatta tam tersi buz gibiydi. ''Sevgilim mi? Biz sevgili değiliz ufaklık.'' Gözleri onun yabancı olduğuna dair bir şeyler ararken üzerinde gezindi. Zalim bakışların süslediği kararlı donukluğun hakim olduğu mavi gözlere, dağınık siyah saçlara, çıkrık elmacık kemiklerine, dolgun olmayan ama şekilli dudaklara ve dokunmaya bayıldığı çenesine baktı önce. Her bir çizgisi hatırladığı gibiydi ama çizgilerin üzerindeki ifade o kadar yabancıydı ki, endişe ile yüzü gelirdi Beste'nin. Boynundan geniş omuzlarında gezindi gözleri, hafif bol olan tişörtünden bile belli olan göğüs kaslarında duraksadı ve hemen bakışlarını yeniden yüzüne çevirdi. Normal şartlar altında Iraz'ın bakışları genç kızı rahatsız etmezdi lakin bu kez kendisine bakan gözlerin ifadesindeki yabancı sinir bozucu gelmişti.

İCÂZBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!