"Dallarında senin pişmanlığının, toprağındaysa benim ekşi hatıralarımın olduğu bir erik ağacı dik bahçemize. Yiyemediğim o eriklerin tazeliğinde gençliğimin o ferahlatıcı duygusu yer edinsin."
Karun ile ilk kez bebeğimizi görecektik. Ne kadar heyecanlı olduğumu istesem de saklayamıyordum. Haftalardır bugünü iple çekiyordum. Karun'un bebek konusundaki tutumunu bildiğim için çoğu zaman umutsuzluğa düşmüş, bugünün hiç gelmeyeceğini düşünmüştüm. Bir an Karun'un bebeği hiç istemeyeceğini sanmıştım ama son yaşananlardan sonra Karun her şeyiyle değişmişti.
Bebek üç buçuk aylık olmasına rağmen karnım hiç büyümediği için Karun'la soluğu hastanede almıştık. Gecenin bir yarısı beni hastaneye getirecek kadar korkmuştu. Bunun için sabahı bile bekleyememişti. Gerekli hazırlığı tamamlayan doktor uzanmam için bana sedyeyi gösterince derin bir nefes aldım. Umarım bebeğimiz iyiydi.
Sedyeye uzanıp karnımı açtığımda Karun yanımda duruyordu. Gözleri sık sık karnımda geziniyor, yaşadığı heyecan ve stresi gizlemek için yanında duran elini sıkıp açıyordu. Doktor karnıma soğuk bir jel sıkınca irkildim. Emel Hanım bize tebessüm ederek ultrason cihazını karnımın üzerine bastırıp sağa sola gezdirmeye başladı. "Bakalım ufaklık nasılmış?" Esprili bir dille konuyu ele alan doktor gerginliğimizin farkındaydı.
Cihazı karnımda gezdirip bebeği bulmaya çalıştıkça Karun'un nefes alışları sıklaşıyordu. "İşte burada." Emel Hanım gülümseyerek ekrandaki karaltının içinde bize bir yer gösterdi. "Orada."
Karun ile gözlerimizi kısarak siyah beyaz renklerden oluşan ekrana bakmaya başladık. "Karun sen bebeğimizi görebiliyor musun?" Kendi adıma konuşursak ben göremiyordum ya da gördüğüm şeyleri bir şeye benzetemiyordum.
Karun yanımda dururken kafasını iyice ekrana uzatıp mavilerini biraz daha kıstı. "Doktor, sizin bu cihazlarda sıkıntı mı var?" Bunu sorarken ifadesi fazla ciddiydi. "Her yer siyah beyaz, biraz renklendirin de görelim çocuğu."
"Karun saçmalama, bu ekranlar böyle oluyor." Onu kınayarak Emel Hanım'a döndüm. "Bebeğimiz nerede?"
Cihazı karnımın bir noktasına bastırıp işaret parmağıyla bana ekrandaki bir yeri gösterdi. "Orada." Tam olarak neredeydi?
Dikkatli bakınca onu görebilmiştim. Kalp atışlarım bir anda artmıştı. Henüz çok küçüktü ama oradaydı. Hâlâ karnımda ve bizimle olduğunu gösterircesine ekrandaki yerini almıştı. Onu görmemizle ultrason odasında bir sessizlik yaşanmaya başlamıştı. Bebeğimizin görüntüsüne bizim hızlanan nefes seslerimiz eşlik ediyordu.
Karun'un gözleri büyüdüğünde içindeki tüm duygular mavi irislerinde taşmıştı. Bebeğimizin görüntüsü bile onu büyülemiş gibi dudakları titredi. Onun gözlerinin içinde gördüğüm parlaklık kalbimin huzurla dolmasını sağlıyordu. Soluksuz bir şekilde ekrana bakıyordu. "Merhaba," diye fısıldarken ilk kez onunla yüz yüze konuşur gibiydi. "Merhaba küçük Saka," dediğinde onun kız olacağına tüm kalbiyle inanıyor gibiydi. Belki de kız olmasını istiyordu.
Karun yürüyüp ekrana yaklaştığında bakışları gördüğü küçük karaltıya kenetlenmişti. Beş saniye boyunca hiç kıpırdamadan bebeğimizi izledi. Gözleri puslanınca ekran onun için bulanıklaşmış gibi boğazı düğümlenmişti. Elini kaldırdığında parmaklarının titrediğini gördüm. Parmak uçlarıyla ekrana dokunurken sanki onu karşısında görüyormuş gibi incitmekten korkuyordu.
Yüzünde o kadar derin ve sarsıcı bir ifade vardı ki titreyen kirpiklerinin arasından süzülen bir damla gözyaşıyla yandım. Mavi gözlerindeki anlamlı bakışla bebeğimizin ultrason görüntüsünü izliyordu. İçli bir nefesten sonra, "Sen... Sen bizimsin," diyen fısıltısıyla hıçkırığımı güçlükle bastırdım. Onu daha şimdiden sahiplenmişti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SAKA VE SANRI(Kitap Oldu)
General Fiction"Karımı artık yanımda, odamda ve yatağımda görmek istiyorum!" diye bağırınca donup kaldım. Ne söylediğinin farkında mıydı? Bir başkasının kimliğiyle evlenmek mümkün müydü? Gerçekten nikâhta bile sahtekârlık yapılabilir miydi? Başına gelene kadar Big...
