15. Bölüm

35.4K 1.6K 713
                                        

-Keyifli okumalar-

Ben hâlâ olayın şokunu atlatamamışken, Sungur bu sefer Tunç'un yüzüne sert bir yumruk attı.

"Tenha bir yer demek ha?" diye dişlerinin arasında konuştu, yerde kıvranan Tunç’a büyük bir nefretle bakarken. "Sen kafana göre ona dokunup rahat rahat gidebileceğini mi sandın? Kimse uyarmadı mı seni? Sungur, o kızın kılına zarar gelse bu mahalleyi sana mezar yapar, diye?"

Sözlerine karşı ne hissedebileceğimi bilemedim.

Hâlâ az önce yaşananların etkisindeydim. Sungur gelmeseydi Ne olacaktı?

Bunu düşünmemeye çalışarak yutkundum.

"Dua et," dedi, sonra bana döndü. Göz göze geldiğimizde bakışlarımda ne gördüyse dişlerini sıkıp önüne döndü. "Dua et, iyi değil. Yoksa seni evire çevire…" Sözünü tamamlamadı ama öfkesi ciğerine kadar işlemiş gibiydi. Ellerini Tunç’un yakasından çekip doğruldu. Tunç, üzerinden çekilen ellerden kurtulunca yere serildi, ayağa kalkmaya çalışırken acı içinde inledi. Daha sonra zorda olsa koşar adım uzaklaştı.

Sungur hızla bana doğru döndü, ama ona bakmadım. Bakamadım.

"Mira?" diye seslendi.

Cevap vermedim. Bir gün içinde neler yaşamıştım? Daha bu sabah her şey yolunda sanırken, şimdi bir kabusun ortasındaydım. Sungur dibime kadar geldiğinde cevap vermeyeceğimi anlayıp elleriyle yüzümü tutarak ona bakmamı sağladı. İrkildim, ama dokunuşu içimde yatan kelebekleri uyandırdı.

"Buradayım," diye fısıldadı. Gözüm ilerideki bıçağa kaydı. "Bıçak…" dedim.

Sungur bakışlarımı takip etti, sonra pozisyonunu bozmadan bıçağa bir tekme savurdu. Bıçak metrelerce öteye savruldu. "Gitti," dedim kısık sesle.

"Gitti." diye yineledi, başını sallayarak.

"Bana ne yapacaktı?" diye sordum, sesimdeki titremeyi engelleyemeden.

Sert bir nefes aldı. Alnını alnıma yasladığında bu hareketi beklemiyordum. "Hiçbir şey yapmasına izin vermem." diye mırıldandı kararlılıkla. "Beni bıçaklayacaktı." dedim, yaşananlar zihnimde yeniden canlanırken.

"Sıkar o biraz," diye sertçe karşılık verdi.

"Dibime kadar girip o iğrenç gülümsemesiyle bedenimi süzdü." dedim, hissettiğim mide bulantısıyla.

Gözlerini yumdu. "Özür dilerim."

"Neden özür diliyorsun?" diye sordum şaşkınlıkla.

"Senden yardım istemeseydim bunların hiçbiri yaşanmayacaktı." Haklıydı, ama bu kadar ileri gidebileceklerini ne o ne ben tahmin edebilirdik.

"Kabul ettiğim için pişman değilim." dedim yorgun bir sesle.

"Farkındayım."

Ayaklarım beni daha fazla taşıyamayınca dizlerim çözülür gibi oldu.  Sungur, bunu fark eder gibi olduğunda belimden tutup beni kendisine yasladı.

"Beni öldürecek miydi?" diye sordum gözlerim yavaştan dolmaya başladıgında.

"Gel buraya," diyerek beni kollarına aldı. Kollarımı zorlukla hareket ettirip beline sardım. Başımı göğsüne yasladığımda o da çenesini başıma dayadı. "Bırak kılına zarar gelmesini, saç teline zarar gelirse o ikisini bu mahalleyi mezar ederim. Sana yemin ederim Mira, bu mahalle onlara mezar olur."

SAUDADE Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin