Multide; Meriç'in okuldaki hali var :)

Babam gazetesini okurken, annemin mütüşlü kreplerini mideme indirmekle meşguldüm. Bugün cumartesi olduğundan annem ve babam aynı saate işe gideceklerdi. "Melis zeytin de ye. Çok faydalıymış" Gözlerimi devirdim ve omuzlarımı silktim "Sevmiyorum ben siyah zeytini" Kaşlarını çattı. Şirince gülümseyip yumurta yemeye devam ettim. Annem çayını bitirip kalkarken babam "Çay dök kızım" Dediğinde ayağı kalkıp babama çay döktüm "Murat gidiyoruz hazır mısın?" Babam gülerek bana baktı "Hı hı"

Dedi annemi başından savmak için. Kıkırdadım. Annemin ve babamın ilişkilerine hep imreniyordum. Kavga etseler de akşam annem babamın sevdiği yemeği yapıyordu ve babamın kalbini kazanıyordu. Babam hiç romantik değildi ama çok tatlıydılar. Babam bizimle daha çok arkadaş gibiydi.

Annem mutfağa girip hala çay içen babamı görünce gözlerini devirdi "Hadi Murat işte, içersin çayını"Babam bana bakıp güldü ve göz kırptı "Melis'in çayı gibi olmuyor" Dediğinde gururla sırıttım "Herkes Melis Beyoğlu değil" Annem güldü ve "Melis Rüya Beyoğlu" Diye düzeltti. Gözlerimi devirdim. Onlar ayaklanırken ben hunharca domates yiyordum

"Biz gidiyoruz!" Diye bağırdı annem. Koşarak yanlarına gittim ve annemi öptüm. Babamı da öpüp şirince sırıttım. Babam ayakkabısını giyerken güldü "Ne istiyorsun Rüya?" Kıkırdadım. Nasılda iyi tanıyordu kızını ama.

İkinci ismim  Rüya'ydı ve ilk okulda sürekli benimle 'kabus' diye dalga geçen veledler -onlarla yaşıttım o zamanlar gerçi- yüzünden kullanmıyor ve kullandırtmıyordum. Ara sıra babam kullanırdı. Unutmayayım diye herhalde "Bugün Ceyda'yla sinemaya gideceğiz. Olur mu? İzin var mı?" Kafasını sallayıp anneme baktı. Ne zaman babama bir şey sorsam 'Annene sor ne diyorsa odur' diyordu. Çoğunluklada annem 'hayır' dediği için babama soruyordum zaten ama o ilk ona soruyorum sanıyordu. Anneme gülümsedim masumca "İyi tamam" Sevinçle güldüm. Babam cüzdanını çıkarıp bana 100'lük verirken gözlerimin dolar işareti olduğuna emindim ta ki klasik anne repliğini duyana kadar tabi "Hepsini harcama" Gözlerimi devirdim. "Tamam" Sonra yine sırıtıp annemi öptüm. Annem çoktan asansöre binmiş babamın yanına giderken bana baktı "Çok geç kalma Melis"

Kafamı salladım. Evden çok çıkan bir tip değildim zaten. Ceyda bir ön sokağımızda oturuyordu zaten. Ya ben onlara gidiyordum ya da o bize geliyordu ve totumuzu yayıp bir şeyler yapıyorduk. Ve bu bir şeyler mahalledeki çocukları para üstünün onların olması şartıyla -ki genelde parayı hesaplayıp 25 kuruş falan fazla veriyorduk, bizde öğrenciydik sonuçta ve bizde küçükken onların ablalarına almıştık. Ödeşme vaktiydi- bakkala gönderip kendimize abur cubur aldırıp sonrada Teen Wolf veya The Vampire Diares izlemekten ibaretti. Tamam belki biraz asosyaldik ne olmuş.

"En geç 5'de buradayım" Kafasını salladı "Aferin" Sırıttım. Annemleri yolcu edip kapıyı kapattım ve koşarak odama gidip şarjdaki telefonumu elime alıp Meriç karıştırdıktan sonra koyduğum şifremi girip mesajlarıma tıkladım. En sonra Meriç'le mesajlaşmıştım. Onun altındada Ceyda vardı. Ceyda'ya tıklayıp mesaj yazmaya başladım

'Gönderilen:Evlatlık Kardeşim

Sinemaya gidiyoz kanki :D Hazırlan ben seni alcam. Öptüm bebek :* '

Telefonumu şarjdan çıkardım ve şarkı açıp dans ede ede mutfağa gidip sofrayı topladım

★★★

Ceyda'yla alışveriş merkezine girdiğimizde onu direk sinema salonunun olduğu kata çekiştirdim. Önümüzde sürekli fragmanları gösterilen filmlere bakıp Ceyda'ya döndüm

''Girmek istediğin film var mı?" Kafasını iki yana salladı "Hayır senin?" Omuzlarımı silkip parmağımla filmin afişini gösterdim "Şu güzele benziyor ona girelim" Deyip onu Uyuyana Kadar filmine bilet almak için çekiştirdim

Veliaht (Raflarda)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!