Ölümümün ardından 9 ay geçmişti. Ölümüm diyorum çünkü hala yaşadığımı Boran Akar, Giray ve Demirin timi dışında kimse bilmiyordu. Onların bilme sebebi sadece yasal işlemler içindi çünkü ben tekrardan staj görmeye başlamıştım.
Tanışmadık değil mi? Yeni kimliğim ile, Hasret Sancak. Bu 9 ayda neler mi oldu? Babam öncelikle Karasoyları sildi. Gerçek anlamda. Aslı Karasoy ve Selim Karasoy benim acı ile ölüm arasında olduğum o bir ayda parasızlık ile sınandı. Şirketleri, hastaneleri ve üzerlerine ait her şey sorgulanırken onlar Demirin küçük ve masum evinde kaldılar. Umuyorum ki orayı kirletmemişlerdir çünkü Karasoylardan temiz olarak kalan tek şey o küçük lojmandı.
İnceleme sonlandığında ise 3 isim hapsi boylamıştı. Aslı, Selim ve Yusuf. Genellikle şirket işleri ile Yusuf ve Serdar Karasoy uğraşıyordu. Dedesi zaten içeride olduğu için muhtemelen dedesinin akladığı bütün suçlar onun üzerine kalmıştı. Hastaneler ile uğraşan Selim ve Aslı Karasoyun ise tek karışmış çocuk vakası biz değildik. Çoğu aile onlardan şikayetçi olmuştu, bu şekilde hastane dosyaları da araştırılması için atanan isimler oldu.
Olay sadece karışan çocuklar değildi, iyileşmiş olmasına rağmen çıkartılmayan hastalara uygulanan tedaviler vardı. Fazla gördükleri tedavi yüzünden ölen 3 kişi vardı. Kalp hastalarının doktorları ise Selim Karasoydan başkası değildi. Stabil atan bir kalbe kalp masajı yaparsan o kalp durur. İyi bir bedene fazla bir tedavi uygularsan o benden de ölür.
Aslı Karasoysa hastane üzerinden kendi hesabına para aklıyordu. Bu konuda yalnız olmadığını ve Selim Karasoy'un da ona yardım ettiğinden emin olsam dahi o 8 aydır sadece susuyordu. Babamın tuttuğu avukata dahi hiçbir şey anlatmamışlardı.
Asrın babasından hediye olan müzik okulunu devlete teslim etmiş ve sevgilisi ile Rizeye gitmişti. Evet Asrın Esin ile beraber Rizedeydi. Ahu gibi. Ahu daha bu olaylar olmadan önce beni bir mezarlığa gömdükten hemen sonra onlarla gitmek yerine Zümrüt hanımlar ile gitmişti. Onlar benim ölümüm ile Rizeye geri dönmüşlerdi. Esin ve Asrın babamın söylediğine göre kendi aralarında nişanlanmışlardı.
Melis sanırım bu süreçte en çok dinlediğim kişiydi. Giray abi her seferinde yaşadığımı ona söylemek istiyor, ben izin vermedikçe öfkeleniyordu. O İstanbulda yalnız kalmıştı. Evet yalnızdı. Agah abi ile asla yüzyüze görüşmüyorlardı. Agah abi onun yüzüne bakmıyordu, büyük bir ihtimalle beni tutamadığı için. Melis sanırım bu intikam oyununda en masum ve savunmasız kalan kişiydi. Artık çalışmıyordu. Nasıl geçiniyordu bilmiyorum ama büyük ihtimalle babam ve Agah abi ona en azından geçimini sağlayacak şekilde bir para gönderiyordu. O gerçek anlamda delirmiş gibiydi. Benim ölümümden en çok etkilenen kişi oydu.
Deniz yurtdışına geri dönmüştü. O da benden etkilenenler arasındaydı ama ailesinden etkilenmemişti. Onlar için fazladan ifadeler vermiş, Babamın vermediği bilgileri vermişti. Ve o da hala yasımı tutuyor, her ay bir kere beni görmeye geliyordu.
Demir ailesi yüzünden bir soruşturma yemişti ve soruşturması geçen ay bitmişti. Şu an görevine geri dönmüştü ama o hala bazı geceler mezarlığıma gidiyor mezar taşıma uzun uzun bakıyordu.
Ilgaz, kara harp okulunda kendine yeni bir sayfa açmıştı. Ne ailesi vardı artık ne de bir başkası. Ahu ile görüşmüyordu, ziyaretine gitmesine rağmen defalarca Ahu ve Melisi red ettmişti. Onun da pişmanlıkları vardır ama işine hiç yansıtmıyordu. Bu 9 ayı başarı ile geçmişti. Ve o herkesi hayatından çıkartmasına rağmen her gün o mezarlığa geliyordu, gece gündüz farketmeksizin sanırım pişmanlığını sadece buradan anlayabilirdim. Pişmandı ama çok geç olacaktı eğer düşüşüm yavaşlamasa, pişmandı ama geç kalmıştı hala yaşamama rağmen. Onu affetmiştim ama ne kadar? Yaşadıklarımı unutabilir miyidim? Babamın istediği gibi bir kadın olacaksam onu asla affetmemeliydim. Ve ben babamın istediği gibi bir kadın olmak zorundaydım, bu hayatta kalmayı istiyorsam, yaşadıklarımızı tekrar yaşamamak için ben o kadın olmak zorundaydım.
Emre, şimdi onunla aynı şehirdeyim. Mardin, Emre benim ölümümden sonra İstanbul'a adım dahi atmamıştı. Mardin'de yeni bir timde görev alıyordu. Bense tam olarak onun görev yaptığı askeriyeye hemşire yardımcısı olarak giriyordum. Babamın ona olan sınavı buydu. Seni tanıyacak diyordu ama siyah peruk takılı saçlarımla ben bile kendimi tanıyamıyordum. O mu tanıyacaktı?
Muhtemelen soruyorsunuz, Boran Akar herkese ceza keserken kendisi ne yaptı? Onun cezası neydi? O kızının ölümü ile gecelerce baş başa kaldı. 3 ay 3 gün boyunca benim başımda gözlerini dahi kırpmadan duran adam her bir acıma sahipti. Kırık kaburga kemiklerim kaynarken. Çenemdeki çıkık yüzünden hala uzunca cümleler kuramıyorken. Ayaklarım tutmuyorken. Geçirdiğim iç kanama da benimle beraber ölürken. O en büyük cezayı kendine vermişti. Her saniye öldüğümü, ölmeyi dilediğimi kendi gözleri ile görmüştü. Bir baba için bundan daha zoru var mıydı? Kızını ölümden alan bir baba tekrar ölmeyi dilediğini görmek ister miydi? İstemezdi, ama o gördü. 3 ay 3 gün boyunca gözlerimden akan her yaş onun ellerine, ağrıyan kalbim hep onun kalbine gitti. Canımın acısı ilk defa birinin canını acıtmıştı, babamın.
Şimdi mardindeydim, o yoktu ve ben tek başıma bu revirden içeri girdim ilk gördüğüm kişi kahve saçlarını salmış, yeşil gözlü bir kızla karşı karşıya geldim. "Merhaba," dedi gülümser bir ses tonuyla. Ablamla da böyle tanışmıştık değil mi? Ben neden her şey yeni baştan başlıyormuş gibi hissediyorum? "Merhaba, Hasret ben." Ahsen İzem Demirel olarak bir hastaneye girmiş, Ahsen İzem Karasoy olmuş, o hastanedense Ahsen İzem Akar olarak ayrılmıştım.
Şimdi Hasret olarak girediğim bu hastaneden kim olarak çıkacaktım? Hasret olarak mı? Ahsen İzem buna izin verecek miydi? Ya da Emre? Gerçekten tanır mıydı beni? "Hoşgeldin Hasret, Açelya ben." Yüzündeki gülümsemesini eksik etmeden konuşuyordu. Bu gerçek anlamda ona çok yakışıyordu.
"Stajyer öğrenciyim, öğretmenim benim için burayı istemiş." Kocaman gülümsemesi daha da büyüdü. "Burada hiç sıkılmayacağız çünkü askeriyede olay bitmez Hasret." Sesi ne ciddiydi ne de farklı ama samimi biriydi. "Hadi giyin gel, askeriye revirinde maalesef ki oturulmuyor balım." Gene geldiğim ilk an bir işe başlıyordum. Benim aklım geçmişe giderken ben hala o hastanedeki ilk günümü düşünüyordum. Abim beni o hastane kapısında bırakıp gitmişti, bense bir bilinmezliğe karışmıştım.
Buraya bir bilinmez olarak gelmiştim, ne olarak gidecektin? Üzerimdeki montu çıkartıp astım onun dışında kıyafetlerim zaten üzerimdeydi. Üstümü düzeltip siyah saçlarımı iki yana ayırdım. O günden bana kalan boynumdaki ize dokundum, güvende hissetmediğim her an bunu yapıyordum.
İçeri Açelya hemşirenin yanına gittiğimde birkaç kişi sedyede uzanıyordu. Hiç birinin yüzü bana tanıdık olan o yüz olmadığı içim şükrettim. "Hasret, burayı ben hallederim, Emre'nin serumunu çıkartır mısın?" Buradaki tek Emre'nin o olmadığının bilincince gelmiştim ama içimdeki dürtüye engel olamadım. "Kadir abinin dikişi var o yüzden bakamıyorum. Tek başına çıkartabilirsin demi?" Daha önce bir staj deneyimim olduğunu bilmiyordu ama okulda da bunları öğretiyorlardı. "Çıkartırım." Kısaca konuşuyordum çünkü çenem sadece buna izin veriyordu, onun gibi gülümseyemiyordum.
Zamanında yeterince gülümseyecek hiçbir şeyim olmamıştı şimdiyse gülümseyemiyordum. Bu bile bana fazlaydı. "Gerek yok," diyen ses ile kalbim ağzıma geldi. Bir perde çekiliydi ama onun sesiydi. Emre'nin...
"Sikeyim!" Diyen sesi ile Açelya hemşire bana döndü. Bende onun dönmesi ile perdeyi açıp içeri girdim. Bunu yaparken elim ayağıma karışmıştı. Karşımda yarı çıplak duran Emre'nin karın boşluğunda bir yara vardı. Bu beni endişelenirken kolundan az da olsa bir kan akıyordu. Serumu çıkartırken yapmıştı değil mi?
Gözlerim hiç onun gözleri ile buluşmazken o konuştu. "Ahsen İzem? Gerçek misin sen? Zihnimin yeni oyunu musun yoksa?"Olduğun yerde kaldım, o beni gördüğü ilk saniye tanımıştı...
Selammmm
Bölüm gene gecikti ama düzenleyemediğim için atamıyordum, kusura bakmasaniz? Bu bölüm satır arası yorumlarınızı fazla yapsanız? Ben buraya soru cevap yapamayacak kadar yorgunum ama sizi bölümsüz bırakmak istemedim.
•Hasret Sancak.
•Karssoyların çöküşü?
•Melisim 💗
•Açelya hemşire?
•Emre?
•oy verip yorum yapmayı unutmayın
•Bölüm nasıldı? Sizler nasılsınız?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
AHSEN İZEM KARASOY (gerçek ailem)
Teen FictionStaj yaptığım hastanede karışan o kız çocuğu bensem?
