"Vedalar bir tüy kadar hafif görünürdü ama sevenlerin yüreğine düştüğünde taş gibi ağırlaşırdı."
Biri durmadan ismimi söylemeye başlayınca sıçrayarak gözlerimi açtım. Beyaz tavanla bakışan gözlerim ışığa alışmadan yattığım yerden doğrulmaya çalıştım. Ancak üzerime eğilen Gazel omuzlarıma baskı uygulayarak beni yatakta tutmaya çalıştı. "Geçti Efil, sakin olmalısın."
Bir türlü gördüğüm kâbusun etkisinden çıkamadığım için ablamın ellerini itip yataktan çıkmaya yeltendim. Gazel omuzlarıma daha sert bastırıp beni yatağa çivileyince ağlamaya başladım. Karun ve bebeğimi kaybettiğim çok kötü bir kâbus görmüştüm. O kadar gerçekçiydi ki gözyaşlarımı tutamıyordum. Gazel'in ellerini itip yatakta oturdum.
"Bebeğim..." Çıldırmış gibi başımı eğip karnıma bakmaya başladım. "Bebeğim gitti!" Hıçkıra hıçkıra ağlarken elimi karnıma bastırıp küçük bir yaşam belirtisi aradım. "Onu hissedemiyorum, bebeğime ne oldu?"
Histeri bir krizle titrerken damar yolumdaki serumu sertçe çıkarıp kanamasına neden oldum. "Onu benden aldılar!" diye bağırırken kimseyi duymuyor, görmüyor ve anlamıyordum. Çıldırmanın eşiğindeydim, bebeğimi kaybetmiştim.
Karun?
O da beni bırakmıştı.
Aklıma Karun gelince yataktan atlayıp kapıya koştum ancak karnıma giren yoğun acıyla, "Ah!" diye haykırıp öne büküldüm. Karnımda çok keskin bir ağrı vardı.
"Dur artık, ona zarar veriyorsun!" Kadem bir anda karşımda belirip daha ben ne olduğunu anlamadan beni kucağına aldı. Beni zorla yatağa yatırdığında ellerimi ağrıyan karnımdan çekmiyordum. Kadem kaşlarını çatarak omuzlarımı kavrayıp üzerime eğildi. "Parazitin iyi ama dikkatli olmalısın!" Kalbim hızlandığında donmuş bir hâlde Kadem'e bakıyordum. Bebeğim hâlâ benimle miydi?
O iyi miydi?
Kadem derin bir nefes alıp sıkıntıyla başını sallayarak ellerini üzerimden çekti. "Karun'un başına gelenlerden sonra doğru düzgün hiç beslenmediğin için kan değerlerin çok düşmüş. Susuz ve vitaminsiz kalmışsın."
Parmaklarını saçlarının arasından geçirip her bir tutamını sinirle dağıtırken tersçe bana bakıyordu. "Düzensiz beslenmen, yaşadığın yoğun stres ve acı, karnındaki yaratığın hayatını tehlikeye atıyor. Bir an önce kendini toparlamalısın, Efil çünkü..." Sustu ve büyük bir ciddiyetle gözlerimin içine baktı. "Doktor düşük tehlikesi var dedi." Kaskatı kesilip bebeğimi korumak istercesine kollarımı kendime sardım. Tıpkı babası gibi onun da hayati tehlikesi vardı, öyle mi?
Islak kirpiklerimin arasından Kadem ve Gazel'e bakarken kaşlarım bükülmüştü. "Peki, ya Karun?" Bu sorunun cevabını almaktan çok korkuyordum, dün Karun'un kalbi durmuştu ve hayata dönmesi hiç kolay olmamıştı. Yoğun bakım odasında bir daha hiç unutamayacağım anlar yaşamıştım.
Yaz, ölüm saati 12.40.
Ellerim karnımda ağlarken titreyen bir sesle, "Kadem," diye fısıldadım. "Bebeğimin babası iyi mi?"
Kadem ve Gazel göz göze geldiklerinde birbirlerine attıkları umutsuz bakışlar ciğerimi söktü. Duymaktan nefret ettiğim şeylerin korkusuyla yatağa sığamıyordum. Gazel yatağımın kenarına oturarak karnımdaki elimi tutup bana destek olmaya çalıştı. "Karun'un durumunda olumlu bir gelişme yok. Hayati tehlikeyi henüz atlatamadığı için hâlâ yoğun bakımda tutuluyor."
Gözyaşlarım birbiri ardına aktı, artık iyi bir haber duymaya ihtiyacım vardı. Günlerdir hastaneyi kendime mesken edinmiştim ama sevdiğim adam hâlâ uyanmamıştı. "Onu görmeliyim." Karun'u görmeye ihtiyacım vardı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SAKA VE SANRI(Kitap Oldu)
General Fiction"Karımı artık yanımda, odamda ve yatağımda görmek istiyorum!" diye bağırınca donup kaldım. Ne söylediğinin farkında mıydı? Bir başkasının kimliğiyle evlenmek mümkün müydü? Gerçekten nikâhta bile sahtekârlık yapılabilir miydi? Başına gelene kadar Big...
