52. bölüm

4.4K 442 177
                                        

Boran Akardan

Kızım, bir tanecik çiçeğim benimle veda ederek tam da şu an gitmişti... Gözümden akan yaşlar ile ona ulaşmak istedim. Onun da istediği gibi ne ölüsü bundan sonra Karasoylarla olurdu ne de dirisi.

Beyaz elbisesine kan bulaşmış sarı saçlarında olan kanlar benim içine oturmuş, ben öylece olduğum yerde kalmıştım. "Baba," diyen bir ses duyduğumda hayal olduğunu düşündüm. Bu ses, hareketsiz yatan bedenden mi geliyordu? "Baba, sen misin? Baba, ölmedim, canım çok yanıyor.." Derin derin inleyerek konuşuyordu ve ben şu an yalnızca ona odaklanmıştım. Yanına gidip baş ucunda durduğumda boynunu hareket ettirmedim ama acı dolu mavi gözlerini görmek derin bir nefesi vermemi sağladı. "Baba, özür dilerim baba.." Derince bir nefes aldım.

"Ölsün baban, bu Boran ölsün seni veren rabbine. Allahım çok şükür çok şükür yaşıyorsun.." Gözlerimden akan yaşı silerken ne yapacağımı düşünüyordum. Araba ile gelmiştim ama onun boynunu oynatırsam geri dönüşü olmayan yollara girebilirdi.

"Çenem," dedi Ahsen İzem bana. Onun yüzüne baktığımda çenesindeki kayık gözle bile görülebiliyordu. Bir araba sesi duydum ama umursamadım. Kızım yaşıyordu, şu an kızım yaşıyordu. "Baba," dediği anlarda bir beden gördüm. Tam da istediğim gibi, benim ihtiyacım olan kişi gelmişti. Giray.

Bir hemşireydi ve bana yardımcı olabilecek en yetkili kişiydi. O olduğu yerde kalırken ben ona seslendim. "Boynunu hareket ettirmeden kaldırmamız lazım. Hastaneye yetişmeli!" Biz bunu yaparken yukarıdan hiç kimse fark etmemişti çünkü onlar gene kendi kaoslarındaydı. Hep olduğu gibi...

...

Aradan geçen saatlerin ardından onun artık yaşadığına, iyi olmasada olacağına emindim. Göğüs kafesinde kırık olan 6 kemik, kaçmış beli her iki bacağı da ciddi hasarlar alarak kırılmıştı. Sol kolu da alçıdayken sağ kolu vücudunda zarar görmeyen tek yerdi. Çenesindeki çıkık için yaptıkları bandaj ve bugün asla uyumaması gereken Ahsen İzem ile baş başaydım. Onu biraz sonra yalnız bırakacaktım çünkü cenazesine katılmamam büyük bir şüphe uyandırırdı.

Bir gözünde kanlanma vardı, tomografisi temiz çıksa da doktorlar uyumaması gerektiğini söylemişti. Bu kadar acı çekmesi yerine onu bir süre uyutmayı tercih ederdim. Gözlerinin mavisinden bile kendini belli eden acı yüreğimi yakarken saçlarına minik bir öpücük kondurdum. Kaburgalarındaki keminlerin kırılması sonucunda iç kanama riski olsa da açık gözleri benim nefes almamı sağlıyordu. Ben bugünü asla unutmayacaktım, Ahsen İzem de ôyle.

"Şimdi çıkıcam," dedim hemen ardından Giraya ait olan bilgisayarı açıp kıravatımla bütünleşmiş kamerayı eşleştirdim. "Sen de benimle geleceksin." Bana sadece mimikleri ile cevap verebiliyorken gözlerini sonuna kadar açmış bana bakıyordu. "Her şeyi izleyeceksin İzem. Bugün, ve bugünden sonrası olarak ayrılacak her şey. Karasoylar, bir daha asla bugünkü kadar iyi olamayacak." Bugün onlara yaşatacağım en iyi gündü. Bundan sonra Ahsen İzemin gözünden tek bir damla yaş akıtan her kim olursa olsun en değer verdiği şey ile sınanacaktı.

"Seni canımdan çok seviyorum çiçek kızım." Gözleri ile bana birşey anlatmak istiyordu, o bugünü unutmak istiyordu belki de ama ben unutturmayacaktım. Hiç kimse bugünü unutamayacaktı. Ne ben ne Aslı, ne Selim ne de Ahsen İzem. Bugün o nikah için yeteri kadar sesini çıkarmayan kim varsa herkes sınanacaktı.

"Giray gelecek, tamam mı babam? Korkmana gerek yok. İşlemler tamamlandı ben 2 saat içerisinde geleceğim." Onun yokluğu benimki kadar dikkat çekmezdi. Ona kendi cenazesini izletmek çok bencilceydi değil mi? Ben neden ona da bir ceza kesmiştim bilmiyorum ama ileride bundan çok pişman olacaktım.

AHSEN İZEM KARASOY (gerçek ailem)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin