16 - Kurban

1.1K 163 272
                                        

İyi okumalar,
yorum yapmayı unutmayın.

Bölüm uzun oldu biraz o yüzden yorum yapın mutlaka🤧

...

Gezegenimizin çekirdeği çatladı, benim yüzümden.

[Aif'is'in Günceleri Sayfa 28]

...

Sorgu odasından çıktığım gibi merkezin kuzeyindeki geniş ve buzlu cam kapının önünde durdum. Laboratuvarın önündeydim ama anahtar kartımın seviyesi oraya girmeme engel oluyordu, sürekli olarak düşük yetki seviyesi hatası veriyordu okuttuğum alan. İçeride ne oluyordu hiçbir fikrim yoktu.

Daha demin onun çığlığını işitmiştim.

Elimi yumruk yaparak kapıyı tıklattığımda, herhangi bir hareketlenme olmamıştı ve öylece beklemeye koyulmuştum. İçeriden sesler geliyordu, kaç kişi vardı orada hiçbir fikrim yoktu. Buzlu camın ardındaki silik gölgeleri görebiliyordum ama kimse de kapıyı açmaya tenezzül etmiyordu. Birkaç sefer daha tıklattım ve yine beklemeye koyulmuştum.

Kalbim ağzımda değil, resmen beynimin içinde atıyordu.

Bu sefer daha sert kapıyı çaldığımda camlar tıkırdadı, neredeyse kıracağımı sanmıştım ama durmadım ve vurmaya devam ettim.

"Leonard!"

Merkezde bulunan çalışanlar adımlarını durdurup fısıldaşıyor, benim neden laboratuvar önünde bağırdığımı düşünüyor olabilirlerdi. Asıl anlamadığım, neden onların sessiz kaldığıydı! Bu kadar mı düşmüştü herkes? Birkaç miktar para uğruna sessiz kalıp, patronları ne derse onları mı yapacaklardı? Artık emin olmuştum, buradaki herkes makineleşmişti... gözlerinin önlerinde olanları görmezden gelerek daha ne kadar yaşayabilirlerdi ki?

"Aç şu kapıyı, Leonard!"

Camın ardındaki silik gölge bana doğru gelerek yoğunlaşırken geriye doğru birkaç adım attım ve sesimin sonunda duyulduğunu anlamıştım. Kapılar bana doğru iki yana açıldığında, görüş açıma giren Leonard tam karşımda durdu. Her zaman giydiği beyaz takım elbisesinden eser yoktu, onun yerine laboratuvar önlüğü giymişti.

Gözleri kanlı gömleğimde takıldı, sonra da yüzüme baktı. "Kaşlarını çatınca ne kadar da babana benziyorsun, William." dediğinde, sesinin soğukluğu tüylerimi ürpertti. "Sanki otuz yıl geriye gitmişim gibi hissettiriyorsun. Ayrıca neden odana gidip güzel bir duş almıyorsun? Kirlisin."

"Aiden nerede?"

"Aiden..." diye mırıldandı ve güldü. "Ona çabuk kapıldın bakıyorum da."

"Kes saçmalamayı da söyle!" dediğimde, sesimi yükselttim. Merkezdekilerin pür dikkat bizi izlediğini, patronlarına bağırdığımı duyduklarındaki hayrete düşüşlerini işitmiştim. "İçeride n'apıyorsun?"

"Senin yetkini aşar."

"Sikmişim yetkiyi..."

"Ağzını bozmaya hiç gerek yok." dedi Leonard. "Ben görevimi yapıyorum."

Şimdi o rolü oynama zamanıydı.

"Babam olmasaydı sen bir hiçtin, Leonard." dediğimde, tek kaşı havalandı. "Bu sikik yer senin adını değil, benim adımı taşıyor!"

Çenesi kasılan adamı görür görmez içten içe keyiflenmiştim ama bunu yüzüme yansıtmadım. Kaşları yavaş yavaş çatılırken, başını dik tutup ellerini önlüğünün ceplerine yolladı ve dudaklarını ıslattı. Soluk kahverengi gözleri, dosdoğrudan mavilerime kenetlenmişti. Aramızdaki sessiz bakışma uzadık uzuyor, sanki beynimi okumaya çalışıyor gibi bir hali vardı.

Genesis | bxbHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin