"Demek telefon görüşmesi yapmak için her şeyi yaparsın öyle mi?"
Başımı Hızla yukarı aşağı sallayıp
"Yaparım"
"O zaman cehennemine hoşgeldin küçüğüm"
Benden en fazla ne isteyebilirdi ki?
Telefona ihtiyacım vardı hemde en kısa sürede
Bir telefon gör...
Geceleri zor uyuyor sabahı sabah ediyordum içim hiç rahat değildi Aklım kaç parçaya bölünmüştü bilmiyorum 20 yaşında neler yaşıyordum annem ölmüş, kız kardeşim ölüm döşeğindeydi Hemde birini öldürmenin ağırlığı kalbimi sıkıştırıyordu
Ateşi bol olsun onun yüzünden hiç kafamı toparlayamamış aklımın büyük kısmı hep annemde ve kardeşim de kalmıştı Bende işe yaramazın tekiydim
Canım yanıyor denk gelen her yere vuruyor ağlıyordum Elim ayağım boşalınca kendimi boşluğa düşer gibi bıraktım Artık ne ellerim ne ayaklarım tutuyordu Kapı açılınca gardiyan bağırdı
"Neler oluyor burda"
Hasan abi
"Sinir krizi geçiriyor ona yardım edin"
Kafam daha fazlasını kaldırmıyor beynim aklıma dolan bilgi yoğunluğu ile sıkışıyor Kafamı yere vurmak istesem de bir el başımı koruyor Bayılmak istiyorum ama onu bile yapamıyordum
Çünkü bu sahneler benim için yeni değil defalarca yaşamış olduğum şeyi tekrar yaşıyordum Beni revire götürüyorlar sonrası iyileştirme çabaları ama neyi? Bende iyileşecek ne kaldı
2 gün sonra hapishane avlusu
Hasan abinin zoruyla dışarıya çıktım ellerimin üstü sargılıydı Yine bulduğum yeşil otların üzerine oturdum Gözlerimi kapatıp derin bir kaç nefes aldım Gözlerimi açınca bakışlarımı etrafta gezdirdim
Hasan abinin bana gösterdiği gardiyanı görünce biraz bekleyip ayağa kalktım yavaş adımlarla yürüyüp ona bir kaç adım kala durdum
"Bana telefon lazım"
Gardiyan dönüp bana baktı
"Bunun için ceza alabilirsin sesini kıs"
"Umrumda değil bana telefon lazım"
"Gel"
Gardiyan yürümeye başlayınca bende onu takip ettim kimsenin olmadığı ıssız bir alana gelince durduk
"Telefon için neden bu kadar direniyorsun"
"Kardeşime ulaşmam lazım lütfen"
"Acil mi"
"Son derece"
Gardiyan beni şöyle bir süzdü
"Öyle olsun senin için yarın ayarlarım telefon bu seferlik benden olsun ama bir daha sefere karşılığını isterim"
Yan sırıtışı midemi bulandırsa da ifademi sabit tuttum
"Çok teşekkür ediyorum"
Arkamı döndüm beni izlediğini biliyordum ama üstüm başım ve ben berbat bir haldeydik Yürürken gözlerim hiç göz kırpmadan beni izleyen Saruhan efendiye takıldı Bakışları mı hemen kaçırıp koğuşa doğru yürümeye başladım ayakta duracak halim yoktu
Geceyi zor bitirmiş avlu saati gelince hızla avluya çıkmıştım Gardiyanı görünce bakışlarım kenetlendi yanında yakışıklı bir mahkumla konuşuyor gülüşüyordu Bakışlarını yukarı kaldırınca beni gördü
Yanında ki çocuğu yollayıp işaret ederek onu takip etme mi istedi Hızla peşinden gittim Beni koridorda ki gizli bir alana götürdü cebinden telefonu çıkarıp bana uzattı Ona ellerimi gösterince
"Numarayı söyle güzellik"
Yüzümü buruşturma isteğini yok sayıp numarayı söyledim telefon çalmaya başladı ve Ozan açtı Gardiyan telefonun hoparlörünü açıp sargılı avuç içime bıraktı
"Benim Ozan nasılsın"
"İyiyim dostum sen"
"İyiyim Selen nasıl"
"Hala uyanmadı ama doktorlar iyiye gittiğini söylüyor"
Rahatlamış bir nefes alıp
"Çok teşekkür ederim Ozan eğer ölmez sağ çıkarsam sana borcumu ödeyeceğim"
"Borcun yok dostum insanlık görevim"
İnsanlık? İnsanlık görevi?
"Teşekkür ederim görüşmek üzere"
"Görüşürüz"
Telefonu gardiyana doğru uzattım iki gün sonra telefon hakkım vardı o zaman yine Ozan'ı arayıp haber alırdım Gardiyan'ın gözlerinin içine bakıp