54. Bölüm - Teklif!

En başından başla

"Bana bak! Sana ver dediysem vereceksin. Şimdi, Zeynep, bana fotoğrafı ver!"

"Nesin sen? Ha, nesin? Beni sevdiğim adam mısın yoksa patronum musun?"

Kerem'in emir verici sesi sinirlenmeme sebep olmuştu. İleri gidiyordu ve sonunda ikimizde üzülecektik.

"Tamam, sakinim, Zeynepcim, canım, o fotoğrafı bana verir misin?"

Kerem alay edercesine konuşmaya başlamıştı benimle, sinirle uzattım fotoğrafı;

"Al, al bak. Defne'nin, Emre'nin nasıl dibimize girdiğine bak. Yanıldığın zamana bak, sevdiğin kadına bağırdığın, emir verdiğin nedene bak. Kerem. Sayer."

Eline fotoğrafı tutuşturup ilerlemeye başlıyorum. Hastanenin bahçesinde biraz yürümüştüm daha sonra bir banka oturuyorum. Çok zaman geçmeden yanıma Kerem geliyor.

"Özür dilerim."

"Önemli değil, ikimizde fazlasıyla gerildik." Konuyu kısaca kapatmak en iyi yoldu. Uzatıp, ulaşamayacağımız anlaşmazlıklara sürülmek şu an bizi en yıpratacak şeydi. Buna izin veremezdim.

"Ne zaman geldi bu?"

"Bugün, hastaneye gelirken, kargo olarak geldi." Diyorum sabahı hatırlayarak.

"Ben, son birkaç gündür çok boşladım. Yani takip işini, şirkette işler karıştı. Onlardan zaman kalmadı. O da takip edilmediğini anladığı an, fırsattan istifade değerlendirmiş durumu. Gerizekalı!"

"Peki, ya şimdi ne olacak?"

"Bundan sonra ne olacak? Güzel soru. Bilmiyorum. Yani evden benden habersiz çıkmayacaksın, kapıyı tanımadığın kimseye açmayacaksın, sizi bir yerden bir yere ya ben ya da Ufuk götürecek. Telefonun daima açık olacak. Ve kural, en ufak bir tedirginlikte, gördüğün küçük bir ayrıntıda direk bana haber vereceksin. Asıl önemlisi ise, Peri bu sefer ciddi anlamda hiçbir şekilde bilmeyecek, öğrenmeyecek, hissetmeyecek bile!"

Kerem'in sert mizacına hayran kalmıştım. İşleri ve Peri konusunda hayatı her şekilde düzenli ve titizdi. Hiçbir yanlışa taviz vermeyecek tavırlar sergiliyordu.

Direktiflerini kafamı sallayarak ve beynime not ederek dinledim. Hiçbir yanlışı göze alamazdım. En ufak hatada ya da hatamızda Peri'yi kaybedebilirdik. Onu bir daha asla göremeyebilirdik. Bu ihtimal içimin ürpermesine sebep olmuştu.

"Anladım, emin ol her şeyde fazlasıyla dikkatli olacağım. Sözlerini de dinleyeceğim."

Elini tutup dudaklarıma götürmüştüm. Kurumuş ellerini ıslak öpücüklerimi boğmuştum. Onu seviyordum. Kerem'i fazlasıyla çok seviyordum. İçinde olduğumuz durumu tam anlamıyla kavrayamamıştım ama birçok şeyin farkındaydım. Peri bizimdi ve hep öyle kalacaktı, kalmalıydı.

"Peki ya ikinci isim meselesi?" diyorum merakla. Çünkü o ismin özel olduğunu ve çoğu kişinin bilmediğini biliyorum.

"Zeynep, bu kadar dibimize giren bir kadın, sence o ikinci ismi öğrenmeme olasılığı nedir?"

"Haklısın, hayatımızla ilgili neredeyse her şeyi öğrenmiş. Acaba eve çip falan mı taktırdılar?" diyorum saçma bir soruyla

"Ajanları sensen neden olmasın."

Kerem ellerini ellerimden ayırıp kollarını açıyor. Kanatlarının altına girip sıkıca sarılıyorum. Hiç konuşmadan bir süre öylece duruyoruz.

Hemşirenin gelip, Peri'nin uyandığını söylemesiyle hızla odaya çıktık, Fatih Bey işlemlere başlamış ve Periden kan örneği almışlardı. Kerem'den kan örneği istemelerinden çok korkmuştuk ama şimdilik buna gerek olmadığını söylediklerinde derin bir nefes almıştık.

Ya Sen Olmasaydın? (Düzenleniyor)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!