9. BÖLÜM

151K 7.1K 13.4K
                                        

Gözlerini her açtığında,
Karşında o gözler olacak.
Yolların sonu eve çıkar da,
Yılların sonu nereye varacak?

⛓️❄️⛓️

​9 | BAZI YOLLAR EVE ÇIKAR

Bazı kelimeler zehir gibi büyür. Söylesen de sussan da ne kusabilirsin ne de yutabilirsin o zehri. Dudaklarımdan saniyeler önce dökülen cümle, işte tam olarak böyle bir cümleydi ve artık geri dönüşü yoktu.

Çünkü babam duymuştu.

O çelik mavisi gözleri gittikçe kararırken çenesi kaskatı bir öfkeye büründü, bakışları sanki kurşun gibi üzerime doğruldu. “Ne?” diyen sesi bir sorudan çok hesap soran bir öfkeydi. “Ne dedin sen?”

“Yanlış anladın,” diye cevap verdim saniyesinde. Başka çok fazla cümle kurabilirdim belki ama aklıma ilk gelen savunma buydu. “Kastetmek istediğim öyle bir şey değildi, bu adam benim için sadece…” Sustum. Ne, diye düşündüm uzunca bir süre. Bu adam benim için sadece ne? 

“İş arkadaşı,” diye devam ettim ciddi bir sesle. “Ayrıca beni ölümün ucundan kurtardı. Ben şimdi onu ölüme terk edemem.” Bıkkın, öfkeli bir nefes düştü dudağımdan. “Çünkü sen de biliyorsun, Kurter Alacakan gururlu delinin teki. Ölse bile kendisine uzanan yardım elini kabul etmez.”

“Gidemezsin,” dedi babam. Saniyeler önce kurduğum cümlenin öfkesi hâlâ üzerindeydi ve artık ne dersem diyeyim beni onun yanına göndermeyecekti.

“Giderim,” diyerek direttim. Konu inatçılığa geldi mi beni kimse durduramazdı. Aklıma gelen o anılardan sıyrılmak ister gibi başımı iki yana salladım. “Sonuç olarak yolda askerlerin aldığı güvenlik önlemleri var.” Babama doğru bir adım attım ve kararlığımı belirten bir ifadeyle gözlerine baktım. “Öyleyse bu, gitmem için önümdeki engelleri kaldırıyor. Bu gece oraya gidebilirim.”

“Oraya bu saatte seni tek başına göndermem diyorum Laren, anlamıyor musun!” Artık kendini kontrol etmeyi bırakıp bağırmaya başlamıştı. “Kurter’in yanına şimdilik başka doktor atarım. İlla sen görmek istiyorsan da başka bir gün seni ben götürürüm ya da yanına tam teçhizatlı bir koruma timi veririm… Ama bu şuan ne ben ne de askeriyedeki diğer timler müsait değil, herkesin önemli görevleri var; planlamanın dışına çıkamayız.”

Başımı başka tarafa çevirip ağzımın içinde benim bile zor duyabileceğim bir sesle mırıldandım. “Kurter benden başka doktor kabul etmez.”

“Ne dedin sen?”

Babamın öfkeli gözleriyle denk düştüğümde yavaşça boğazımı temizledim. “Benim gitmem gerekiyor,” dedim söylediklerimin anlamı çevirerek. “Daha günler önce onlarca hain doktorun haberi çıkmışken ben, kendi diktiğim yaranın kontrolünü yapması için başka doktora güvenemem!”

Oraya tek başıma gitmek ve Kurter’le yalnız konuşmam lazımdı. Yanımda kimseyi istemiyordum. Ayrıca babamın bana korunmaya muhtaç küçük bir kız gibi davranmasına, nereye gidersem gideyim peşime sürekli koruma takmasına artık dayanamıyordum. Özgürlüğümün içinde bile esaret vardı, babam beni korumak için beni görünmez bir kafese kapatmıştı ve ben ne zaman kaçmak istesem o kafesin duvarlarına çarpıp duruyordum. Artık bundan nefret ediyordum.

​“Hayır,” dediğim an sesimdeki o sertlik, odadaki havayı bile ağırlaştırdı. Damarlarımda dolaşan Karalev kanı vardı ve bu kanın verdiği güçle babamın karşısında başkaldırıyordum. “Yanımda bir orduyla bir yere gitmeyeceğim, kendi başımın çaresine bakabilirim. Büyüdüğümü kabul et. Ben artık senin korunmaya muhtaç küçük kız çocuğun değilim baba!”

ALACAKANHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin