48. bölüm

5.9K 498 244
                                        

Oy verip yorum yapmayı unutmamanız için ufak bir hatırlatma 🙃💗🫶🏻

Emre Akardan

Nasıl yaptı bilmiyorum ama şu an bir gelinlik mağazasındaydık. Normal bir çiftmişiz gibi nikahımıza 20 gün kala gelinlik bakmaya gelmiştik. Bu kızın aklında ne dönüyor? "Nasıl olmuş?" Sorusu yalnızca bana değil anneme Esine Melise ve kendi annesine karşıydı. Feride abla biz buraya gelirken arabadan inmiş bu saçmalığa dayanamayacağını söylemişti. Ama İzem  yalnızca bana soruyor olsaydı bile ona tanrıça gibi olduğunu söyleyemezdim. "Güzel olmuş," diyen Aslı hanım bizlerden bağımsızdı. "Sen ne evlanacak yaştasın ne da gelunluk giyacek." Annem Aslı hanımın vermesi gereken tepkileri veriyor, evde bu nikahın kıyılmaması için amcam ve beni bolca azarlıyordu. Zümrüt Akarın azarları sandığınız azarladdan değildi.

"Sana diyorum Ahsen, ben senu bu yaşunla gelin etmem." Gözleri dolmuştu sadece annemin değil Ahsenin de gözleri dolmuştu bakışları annesindeydi, ne düşünüyordu? "Etmezsin, sen beni gelin etmezsin." Mırıltısını annem duymamıştı ama ben duyuyordum.

İçerlediği bir şey vardı ki Ahu bugün burada değildi, Ahu bugün önemli bir sınavı olduğu için burda değildi. Onun akranı olan İzemse kendine gelinlik bakıyordu... Bu durum benim içime oturmuştu, çünkü İzem dedesi yüzünden geçici konuşma kaybı yaşadığında babası olacak o kansız okulunu dondurmuştu. Zaten o gün bugündür o kızın yüzü gülmüyordu. Normal şartlarda bu düğün olduktan sonra kendimi mesleğime adamaya ve Boran amcamla İzeme güzel bir sayfanın açılmasına izin verecektim. Onlar çocukluğumda baba kız gibilerdi şimdiyse o şerefsiz Selim onları görüştürmüyordu. Bizi aslanlar gibi büyüten amcama ve bana çocukluğumun en güzel yıllarını yaşatan o kıza borçluydum onları kavuşturmak konusunda.

Ama şimdi ilk önceliğim onun okuluydu. Bunun için elimden geleni hatta gelmeyeni bile yapmaya hazırım. "Ben bunu çok beğendim, hem annem de beğenmiş. Ben bunları çıkartayım, sizde gidin. Biz Emre ile düğün yerine bakmaya gidelim." Hiçbir mimiği samimi değildi, bunu görebilecek kadar iyi bir gözlemciydim. Demir abi nasıl bunun farkında değildi? "Dünden razıymış zaten, boş yere Melisi yaktınız." Arkasını bize dönmüştü ama annesinin laflariyla yutkunduğunu aynadaki yansımasından anlayabiliyordum. Bu kadın, gerçekten iğrenç bir anneydi. Hatta ona anne bile denemezdi.

"Dünden razıya mı benziyor? Siz ne biçim bir annesinin Aslı hanım? Kendi doğurduğunuz kıza dahi merhametiniz yok sizin..." Esin kendi düşüncelerini belirtirken İzem kabine girmişti. "Anneliği bana sen mi öğreteceksin?" Susmayı bilmeyen Aslı hanımın muhatabı artık Esin değil annemdi. "Bu saatten sonra saha kimsa hiçbir şay öğratamaz. Ha öğrenecek olsaydun benum kizumda öğreturdu." Aslı hanım ağzını açacak oldu ama daha sonra olduğumuz yere baktı, gelinlikçide çalışan kızlar etrafımızda ve bizim için pervane olmuş bir şekilde ikramlar getirmiş, gelinlik modellerini gösteriyorlardı.

Sustu, bir daha konuşmadı ama İzem çıktığında sınırını ondan çıkarttı. "Baban bu insanlarla yalnız kalmamanı söyledi. Ve sen o iğrenç nikah için yer bakmaya mı gideceksin? Üstelik şununla?" Kaşlarını çatmış bana bakıyordu. "Şu dediğin kişi 20 gün sonra benim kocam olacak anne. Ve istersen eşine sen açıklama yap, çünkü ben şimdi Emre ile o nikah için mekan bakmaya gideceğim." Bana dönüp konuştu bu defa. "Bu gelinliği beğendim. Bunu istiyorum." Gelinlikte çok bir after elbisesiydi, kısa, arkadan kurdeleli olan elbise ona çok yakışmıştı beyaz ona her zaman yakışırdı. "Sana yakışmamıştı, bir gelinlik değil normal bir elbiseydi o." Gerçek fikirlerini ona ailesinin yanında söyleyemezdim. Abim ve Melis sırf birbirlerini sevdikleri için bir daha görüşemedi. Ben şimdi ona olan duygularımı belli edemem.

AHSEN İZEM KARASOY (gerçek ailem)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin