Asi sevgilisinden gelen son mesajı okuduğunda gözleri iki saniye boyunca ekrana bakakalmış ve daha tepki bile veremeden önce aniden oluşan gümbürtüyle beraber yerinden sıçramıştı. Elindeki telefonu hemen yan tarafına bıraktı ve ardından oturduğu yerden kalkıp aynı anda hem kapı zilini çalıp, hem de durmaksızın kapıyı yumruklayan sevgilisini durdurmak için dış kapıya doğru hızlı adımlarla yürüdü. Zira bu deli adam gecenin bir yarısı neredeyse ortalığı yıkacaktı.
"N'apıyo-"
Asi'nin kapıyı açar açmaz söylediği cümle, Alaz'ın içeri ışık hızıyla girip, kapıyı tekmeleyerek kapatması ve sonrasında ise ona doğru uzanıp, yüzünü sıkıca kavrayarak dudaklarını dudaklarına bastırması nedeniyle yarıda kalmıştı. Asi bu aşırı hızlı hamleler karşısında şaşkınlıkla adama ayak uydurmaya çalışsa bile Alaz'ın uyguladığı baskın kuvvete yetişebilmesi oldukça imkansız gibiydi. Zira Alaz yanaklarını öyle bir sıkı kavramış ve onu öyle büyük bir güçle kendisine bastırmıştı ki, o sırada Asi dudaklarının sonsuza kadar adamınkilere yapışmış olabileceğini bile düşünmüştü.
Saniyeler geçip gidiyor ve Alaz hala dudaklarının ikisini de kendi dudaklarının arasına büyük bir açlıkla almamış gibi Asi'yi kendisine doğru bastırmaya devam ediyordu. Asi zaten iç içe geçmiş burunları ve Alaz tarafından tamamen sahiplenilmiş dudaklarının farkında olmasa, sanki ondan kilometrelerce uzaktaymış da Alaz da onu kendisine çekiştirmeye çalışıyormuş sanırdı. Fakat buradaydılar işte. Dudak dudağa ve nefes nefese bir ateşi paylaşıyorlardı birlikte.
"Alaz.." Alaz'ın dudakları genç kızın nefessiz kaldığını fark ettiği anda hafifçe geri çekilmiş ve Asi'nin fısıldayarak adını nefes nefese bir şekilde söylemesine neden olmuştu. "N'apıyorsun sen deli adam?"
"Öpüyorum." dedi Alaz alınlarını birbirine yaslayarak nefeslerinin düzene girmesini beklerken. "Öpemez miyim sevgilimi?"
"Öpersin de.." demişti Asi hafifçe gülerek geri çekildiğinde. Şimdi ikisi de göz göze durmuşlar ve Alaz baygın gözleriyle kızı süzerken, Asi ise konuşmasına devam etmişti. "O nasıl kapı çalmaktı öyle? Alacaklı gibi.."
"Alacaklıyım ben, evet." diye onayladı Alaz hırsla kıza doğru yeniden eğilmeden hemen önce konuştuğunda. Dudakları bu kez hala nefesleri düzelmeyen sevgilisinin dudaklarına değil de, boynuna doğru hızlıca eğilmişti. Kızın boynunun her bir köşesinde dudaklarını sabırsız bir şekilde gezdirirken, bir yandan da boğuk sesiyle konuşmaya devam ediyordu. "Çok fazla alacağım var senden yavrum."
"Öyle mi?"
"Öyle."
"Ben sana borçlu olduğumu hiç hatırlamıyorum ama.." demişti Asi adam hala boynunu aralıksız bir şekilde öpmeye devam ederken muzip bir tavırla gülümsediğinde. "O ne olacak Alaz Bey?"
"Bu küçük ayrıntılara çok takılmayalım." demişti Alaz söylediği her bir kelimenin arasında kızın boynunu öperek. "Gerek yok güzelim. Biz işimize bakalım."
"Bence de öyle." demişti Asi adamı hafifçe itekleyerek geri çekilmesine neden olduğunda. Alaz'ın göğsü hızla inip kalkarken, o sırada dudakları ise Asi'nin rujuyla kırmızıya bulanmıştı. Ela gözleri Asi'nin gözlerinin içine bakarken adeta alev topu varmış gibi yanıyordu. "Önemli bir işimiz var seninle şimdi."
"Bence de çok önemli." diye onayladı kıza doğru yeniden uzanmaya yeltenerek, fakat Asi Alaz onu kollarıyla yakalayamadan önce adamı durdurup gözlerine ciddiyetle bakmıştı.
"Önce bir sakin ol." dedi hafifçe gülümseyerek. Ardından ise başıyla ilerdeki koltuğu işaret etti. "Otur şuraya bakayım."
"Oturayım." demişti Alaz bir an için şaşkınlıkla kıza bakarak. Ve hemen sonrasında ela gözlerini Asi'den bir an bile ayırmayarak ilerdeki koltuğa oturmuş ve kocaman yutkunarak kıza bakmıştı. "Hiç böyle olacağını düşünmemiştim ben ama.. Bana bu da uyar."
