Canlar! Keyif dolu okumalar dilerim! Seviliyorsunuz!

Oturduğum yerde geri geri ilerlerken karanlıkta ne olduğunu seçemediğim cisime gözlerimi diktim. Sırtım duvara yaslandığında derin soluklar almaya başladım. Birkaç tıkırtı sesi giderek yaklaştı ve yeniden durdu. O şey üzerime doğru koşmaya başlayınca çığlık çığlığa ayağa kalktım ve yatağın üzerine atlayıp koca bir çatırtı eşliğinde kapıya doğru zıpladım. Arkama bakmama gerek kalmadan duvara çarptığını işittim. Bunu fırsat bilerek merdivenlerden nefessizce aşağıya koştum. Son 5 basamağı atladığımda bileklerimde zonklama hissetsem de aldırmadım.

Kapıyı açıp bahçeye çıkmaya çalışsam bile kilitli kapı buna engel oldu. Merdivenlerde takırtı sesleri yankılanınca bir çığlık daha atıp kaçabileğim bir pencere baktım. Gözlerimdeki yaşlar, görüşümü bulanıklaştırdı. Birkaç pencereyi zorladığımda onların da kilitli olduğunu anladım. Tam arkamda nefes alış veriş duyduğumda sabit durdum. Göz ucuyla hemen yan tarafımdaki yüksek pencereyi fark ettim.

Atik bir hareket ile pencereye koştum ve koltuğun üzerine çıkıp hemen yanındaki kitaplığında üzerine çıktım. Pencere açılınca ümitle gülümsedim. Her şey yolunda derken...

"Sıkıştım!"

Eteğin beli pencereye sıkışınca yarım içeride yarım dışarıda kaldım. Kımıldadığım an sırtüstü olacak şekilde evin içine hatta belki o yaratığın üzerine düşebilirdim. Dişlerimin arasından "Jared! Senden nefret ediyorum! Off!" diye sızlanıp arkama baktım. 2 metreye yakın bir şey orada duruyordu ve benim gibi soluk soluğaydı. Ayaklarımı basıp destek alabileceğim bir şey aradım ama bacaklarım boşlukta salladı. Pencerenin dışındaki kollarımda boşlukta kalınca soluklanıp yüzüme düşen saçları ardıma attım.

Aklıma gelen düşünceyle çığlık ilr oflama arası bir ses çıkardım. Ya Jared tüm gece gelmezse? Ya birine bir şey olmuşsa ve ben burada uzun süre böyle kalacaksam? Aman ne güzel, saatlerce buradayım(!)

Güneş etrafı aydınlatmaya başladığında ben pencereye sıkışmış halde uyuyakalmıştım ama pencere karın bölgeme battığından rahatsız olup uyandım. Bacaklarım uyuşmuştu, yastık olarak kullandığım kollarımda öyle. Pencerenin dışa doğru olan çıkıntısı olmasa şimdiye kesinlikle ortadan bölünmüştüm. Ardıma bakmaya çalıştım. Yaratık hala oradaydı ve uyuyordu. Ne olduğunu anlamaya çalışırken dengemi kaybedip az kalsın düşüyordum.

Kapının açılıp kapanma sesini işittim gibi geldi. Sonra da ayak sesleri merdivenlere yöneldi. Bir süre sessizce bekledim. Tam ses çıkarmaya karar verdiğimde Jared'ın "AMELIA? AMELIA! NEREDESİN?!" diye bağırarak merdivenleri indiğini fark ettim. Dış kapının sesini bir kez daha duyduğumda rezil olmayı göze alarak "Jared." dediğimde durduğunu duydum. Başımı pencereden aşağıya doğru serbest bırakıp "Jared. Buradayım." dedim.

Yakınımda durduğunda kıkırtı duydum. "Popomu dikizleme!" deyip ayaklarımı salladığımda yine dengemi kaybettim ve çığlık attım. O anda kocaman bir kahkaha odada (hatta tüm evde) yankılandı. "Dur, dur! Kıpırdanma." deyip yanıma yaklaştı ancak gülmeyi kesmedi. Koltuğun üzerine çıkıp "Şimdi seni ayaklarından tutup kaldırmayı deneyeceğim sende neren takıldıysa onu düzelt." dedi. "Kanatlarım takılmış! Ay nasıl düzeltirim ben?" diye ona takıldım.

"Bak bırakırım seni kalırsın orda!"

Tehdit ettiği için "Tamam, tamam! Sustum!" dedim. Dizlerime doğru beni tutup kaldırdığında eteğin belini çekiştirdim ama kurtaramadım. "Olmuyor!" dedim. "Bir daha dene." dediğinde oflayıp yine denedim. O beni çektiği an bende tam eteği kurtardım. Koltuğa basmak yerine düşüyorken Jared beni hızla kendine çekerek düşmeme engel oldu. Başımı göğsüne gömdüğümde "İyi misin?" diye sordu. "Bacaklarım uyuşuk. Beni bırakma." diye yanıtladım.

Eksik KaranlıkBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!