8. Bölüm

38.1K 1.9K 310
                                        

İyi Okumalar ❤

Bazen sevgi sadece sahip olduklarında değil, kaybettiklerinde de saklıdır. Sungur, ilk kayıbım değil belki ama şüphesiz en acı kayıbım o olmuştu.

Önceleri soğuk ve mesafeli bir dünyada yaşıyordum. Ancak ona duyduğum sevgi yavaş yavaş bu sert kabuğu kırdı ve içimdeki gerçek benliğe ulaşmamı sağladı.

Sungur Alp karanlığıma ışık tutan ve soğuk benliğimi ısıtan o adam olmuştu. Onun varlığı içimdeki buzları eritmiş ruhuma sıcaklık getirmişte olsa aynı zamanda beni darmaduman edip arkasına dönüp gitmişti de.

O gecenin üzerinden günler geçmişti. Geçmişti geçmesine ama içimde kırılan kalbimin parçaları, derimi kanatmaya devam ediyordu. O kadar çok kanıyordum ki, hiçbir yara bandı yarama iyi gelmiyordu.

Tüm umudumu yitirmiştim.

Sanki tüm renklerim çalınmış geriye bir tek gri kalmıştı.

Sungur'dan öncesi ve Sungur'dan sonrası vardı.

Sevmenin hem bu kadar güzel hem de bu kadar zor olması, aklıma verilen en büyük zarardı.

Birkaç güne işe geri dönecek, tekrardan seans yapmaya başlayacaktım. Ancak bu kafayla nasıl olurda seans yapıp insanlara iyi gelebilecektim?

Kendime iyi gelemezken insanlara nasıl iyi gelecektim?

Dünyanın sonu değildi ama nişanlı olmasına rağmen içimdeki aşk azalmıyor aksine artmaya devam ediyordu.

Yanlış,

Yanlıştı,

Yanlıştım.

Ağlayınca rahatlar insan, derler. Yalandı. Aynı kalıyordum. Zerre rahatladığımı hissetmiyordum.

Odamın balkonunda oturmuş, onların evini izliyordum. Sungur'un teyzeleri gelecekti. bu yüzden evde yoğun bir hazırlık vardı. Annemin bahçe kapısını açıp mahalleye çıkışını gördüm. Yardıma gidiyordu.

Bacaklarımı karnıma kadar çekip, çenemi dizime yasladım. Düşüncelerimi bir kenara bırakmaya çalışarak derin nefes aldım.

Bahçede, Zeynep, Sezen ve Çiçek Teyze vardı. Yufka açıp, buzluğa atmak için börek yapıyorlardı. Misafirler gelecekti ve kalabalık olacaklardı, bu yüzden sabahın erken saatlerinden itibaren hazırlıklara başlamışlardı. Nergis ise ayak işlerine bakıyor, ellerini kirletmeye yanaşmıyordu. Bol sohbetli ve gülmeli vakit geçiriyorlardı.

Şeyda, bahçedeki çiçekleri suluyordu bir yandan babasıyla konuşuyordu. Evin tek çocuğu olduğu için fazlasıyla üzerine düşüyorlardı. Haliyle, buradaki birinci haftasını tamamlayıp ikinci haftasına geçerken, kızlarını özlemişlerdi.

Ben, bense tek başıma balkonda oturmuş gittikçe dibe çekilmemin acısıyla baş etmeye çalışıyordum.

Göğsümde bir boşluk vardı, sanki kalbimin yerini bir cehennem boşluğuna bırakmışım gibi.

Sungur, iki gün sonra göreve gidecekti. Günlerce onları görmemek için evden çıkmamıştım. Şimdiyse burnumun dibinde olmalarına rağmen içeri geçemiyordum. Bir yanım mantığımı kenara bırakıp, acı da olsa bu durumu kabul etmemi istiyordu. Diğer yanım ise bana ait olmayanı sevmem için durmadan fısıldıyor duruyordu.

SAUDADE Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin