Keyifli okumalar ❤️
Bir kişinin tek taraflı sevgisi,ruhun en derin yarasına saplanmış bir bıçaktır. Diğer taraf ise bu acıyı sessizce izler.
Onu Zeynep'le görmem, yüreğimi sarsan bir şok etkisi yaratmamıştı belki ama bu kadar kısa bir zamanda birbirlerine bu denli yakınlaşmaları beklemediğim bir şeydi.
Onun nişanlılığı, aramızdaki tüm sınırları net bir şekilde çizmişti.
Ona duyduğum duyguların getirdiği acıyla baş etmeye çalışırken, kendime çektirdiğim acının farkındaydım.
Bu acının sonu yokmuş gibi hissediyordum.
Bu muydu?
Aşk acısı dedikleri,ölümden beter dedikleri duygu bu muydu? Ölüm sonrası azapla eş değer gibiydi.
Elimdeki anahtarla kapıyı açarken, evden gelen kahkaha sesleri yüzümü az da olsa gülümsetmeyi başarmıştı. Dakikalar önce gördüklerimi zihnimden silmeye çalışarak kapıyı ardımdan örttüğümde mutfağa doğru ilerlemeye başladım.
Salonda gördüğüm kişilerle adımlarım havada asılı kalırken bakışlarım kısıldı.
Şeyda ve Ömer abim, fısır fısır konuşuyorlardı.
"Konuştuğunuz konu kahvaltıdan önemli olsa gerek," Sesimi duymalarıyla aynıanda arkalarına dönmeleri bir olmuştu. İkisinin yüzünde rahat bir ifade vardı.
"Ay Efsan! Kahvaltıdan önemli olacak tek şey; Ömer'in akıl hastanesine yatırılacağı haberi, E bu da mümkün olamayacağı için hayır yani."
Şeyda her zamanki şenşakrak halleriyle yanıma doğru gelirken Abim, göz devirmiş, ağzının içerisinde yüzde doksan küfür olduğunu tahmin ettiğim şeyleri homurdana homurdana peşimizden mutfağa girmişti.
Herkese "Günaydın," dedikten sonra yerime geçip oturmuştum.
Annemin ve babamın bakışları altında rahat etmezken tuhaf sessizliği ben bozdum, "Hayırdır inşallah?"
Annem konuşmamı beklemiyor olacaktıki şaşırdı, ancak bu şaşkınlık çok uzun sürmedi. Kendini toparlayıp yüzünde hiçbir zaman eksik olmayan tebbesümle söze girdi.
"Dün biz evden çıkarken ağlıyor muşsun, bir şey mi oldu kızım? Bize söyleyemediğin,seni üzen bir şey mi var?"
Şeyda'nın öksürük sesi dikkatleri anlık olarak benden uzaklaştırdığında boğazımı temizlemeye çalışarak yengeme kısa bir bakış attım.
"Herhalde yengem size söylemeyi unuttu," derken aynı zamanda yengemin nabzını yokluyordum.
Şaşkınlıkla bana baktığında şaşkınlığının yanında mahçubiyette vardı. Özür diler gibi baktıktan sonra hızlıca anneme döndü, "Anne, ben söylemeyi unuttum. Efsan, yakın bir arkadaşını kaybetmiş, ondan sebep ağlamış. Yani kötü bir durum yok. Ya var tabii! Arkadaşını kaybetmiş olması yeterli bir durum, kötü olması için. Demek istediğim düşündüğün gibi bir kötü durum yok."
Hızlı hızlı konuşuyor,konuştukça utançtan daha çok kızarıyordu.
Abim, "Sakin ol," deyip başına öpücük kondurunca az da olsa utancından sıyrılır gibi olmuştu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SAUDADE
RomanceKarakaya ailesi, sabaha karşı çalan telefonla oğullarının görevde yaralandığını öğrenir ve apar topar hastaneye koşar. Ancak bilmedikleri bir gerçek vardır ki, o da oğullarını hayatta tutan kişinin görev sırasında ona siper olan en yakın arkadaşı Su...
