6.BÖLÜM

9.8K 532 37
                                                  

Bölüm Şarkısı=Cem Adrian-Sen Benim

Media=Uras Eroğlu

Elimde papatya buketi ile hastanede asansörün önünde beklemeye başladım.Üst katlarda olan asansör uzun bir süredir aşağıya gelememişti. Büyük bir sıkılmışlıkla etrafımı izlemeye başladım. Bir köşede oturmuş bekleyenler,ağlayanlar,telefonda konuşanlar... Bir sürü kişinin derdi ve hayat hikayesi farklıydı.Çözülmeyi bekleyen sorunlar,yeniden umutla bekleyiş içinde bekleyenler gibiydim bende. Elimdeki papatya buketini daha sıkı kavrayarak asansörün bulunduğu kata baktım. Birkaç kat yukarıdaydı ve gelmek üzere olduğu sonunda görülmüştü.

Bekleyişimin ardından cebimde çalan müzik sesi ile olduğum yerde hareketsiz kaldım kısa bir an. Kalbim hızlanmış ve nefes alış verişim sıklaşmıştı bir anda. Ritmini kaybetmiş bir müzik gibi atıyordu kalbim. İçimde garip bir acı vardı ve sanki bir parçam kayboluyor gibi hissediyordum. Titrek ellerle cebimden telefonu çıkardım ve ekranına baktım. Arayan annemdi...

Elimdeki papatya buketi bir anda soğuk zemin ile buluştu.Yere düştüğünde kırılan birkaç çiçek dalından ve benim gözümden düşen damlalar sanki bir araya gelmişti.İçine sürüklendiğim şok ile birkaç dakika olduğum yerde telefonun ekranına bakmayı sürdürdüm.Başımı tekrar etrafıma çevirdiğimde bir çok kişinin tuhaf bakışlarını görebiliyordum. Bir çoğu belki de,''Açsana be adam şu telefonu! Ne bu zır zır çalıyor?'' diye içlerinden geçiriyordu, ama benim elim bir türlü o yeşil sembole gitmiyordu. Olduğum yerde durduğumu zannederken insanlar da benimle dönmeye başlamıştı sanki. Bir sonsuzluk işareti gibi sürekli etrafımda dönüyor gibiydim. Sonu yoktu bu dönüşün,hiç bitmeyecekti...

İçine düştüğüm bu girdaba direnmeye çalışarak asansörü beklemeden koşarak merdivenleri hızla yukarı çıktım.Cansu'nun bulunduğu katın koridoruna ulaşınca gördüklerimden sonra dizlerim tutmaz olmuştu ve her an yere yığılabilecek durumdaydım. Işıl anne, Sinan babama sarılmış ağlıyordu. Annem elinde telefon ağlamaklı beni arıyor ve babam sandalyeye çökmüş ellerini yüzüne örtmüş halde oturuyordu. Aklıma gelen düşüncenin gerçek olmamasını dileyerek güç bela birkaç adım attım. Koridorda yürümeye çalıştığımı gören annem koşarak yanıma geldi ve kollarını bana doladı. Sarılışı sanki beni tüm kötülüklere karşı korumak ister gibiydi. Bir duvar düşünün; ne olursa olsun size gelen zararları o duvar geri püskürtür ya,annemde şimdi benim duvarım mı olmuştu?

Annemin kollarından kendimi kurtarıp duvarı yıkmak için ilk darbemi yaptım. Eğer o duvarı yıkamazsam biliyordum ki gerçekler hep benim ardımda kalacaktı.

''Neler oluyor burada?''dedim öfkeyle.Öfkeliydim ama kime ve neye karşı? Annem hemen tekrar kollarını bana dolayıp sıkıca sarıldı.Yutkundum ama boğazıma düğümlenen şey her neyse beni öldürüyordu sanki.Bir anda bedenimden yükselen hıçkırığı kamufle etmek için başımı annemin boynuna bir deve kuşu misali gömdüm. ''Anne''dedim ağlayarak. Omuzlarım sarsılıyor,içimdeki ateş canımı yakıyordu. Ben alışık değildim acı ile yanmaya. Beni bir tek yakan Cansu'nun gözleri,dudakları,nefesiydi...

Annem, ''Oğlum..''diyerek sırtımı sıvazlamaya başladı. Onunda hıçkırıklarını duyabiliyordum. Onunda canının acıdığını biliyordum ama kendi kanımda boğuluyormuş hissi yaşıyordum şu an. Nefes alamıyordum ve hıçkırıklarım doğru dürüst bir cümle kurmama izin vermiyordu. Güçlüydüm her zaman ben. Yıkılmazdım,yenilmez görüyordum kendimi. Şimdi bu dört duvar beni arasına alıp sıkıştırıyordu. Kaçacak yerimde yoktu,yardım edecek biriside...

Kollarımda ne çok ağlayan kadın vardı. Ben nereye saklanacaktım? Kim gözyaşlarımı alıp saklayacaktı. Yetemiyordum etrafımdakilere, koruyamıyordum.Tıpkı Cansu'yu koruyamadığım gibi. Eğer onun yanında olsaydım, o burada olmayacak ve belki de...

SEN ONA AŞIKSIN- Tamamlandı (Düzenlenecek)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin