5. BÖLÜM

167K 7.3K 17.2K
                                        

Kendi kıyametini kendi ellerinle yazarsın.
Ateşe girer ve yanmaya alışırsın.
Asla yapmaz, dediklerinin zehrine bak,
Çünkü ilk 'asla' dediğin yerden yara alırsın.

⛓️❄️⛓️

5 | ATEŞE VERDİĞİN DÜŞMAN

Kendi kaderini kendi yazar insan. Bazen kanla, bazen canla. Gerekirse bu uğurda ettiği yeminleri bile bozar.

Avuçlarımda patlayan bu kıyamet, hem öfkeme olan mağlubiyetim hem de geçmişime açtığım savaşta kazandığım galibiyetimdi. Kan sızdı, can sızladı ama o intikam bir şekilde benim ellerimde alındı. 

Barutun genzimi kavuran o isli dumanı ciğerlerime dolduğunda zehirleniyormuş gibi hissetmedim; aksine, damarlarımda dolaşan kanın artık daha öfkeli ve daha hırçın aktığını duyumsuyordum. Ama kulaklarımın uğultusu dayanılmaz raddedeydi. Namludan çıkan o kurşun, sadece karşımdaki bedeni devirmemiş, içimdeki merhametli o kırılgan kızı da yakıp kül etmişti. O küllerin arasından geçmişi yakmış güçlü bir kadın doğrulurken ne elim titredi ne de vicdanım sızladı; ölümün o buz kesmiş sessizliğinde, kendi yarattığım enkazın tepesinde dik duruyordum.

Yemin bozuldu, kurşun saplandı, o öldü. 

Doktorluk yeminimi kendi ellerimle mahvettim bu gece.

Kurter’in silahıyla.

Bana, kendini koru diyerek verdiği silahıyla. Öfkeme yenilmiş bir intikamın arzusuyla.

Öldürdüm onu.

Alnından çenesine, çenesinden de yere akan kan damlalarının sesi de görüntüsü de gözlerimi kararttı. Zehir gibi yapıştı elime silahın soğuk yüzü. 

‘Ne zaman başlayacak oyun?’

‘Sen birini öldürdüğünde.’ 

‘Ben asla birini öldürmem.’ 

Gerçeğin farkına vardığım an, elimdeki silah zemini kırarmış gibi yere düştü. Son bir güçle doğrulup aklımı delirme raddesine getiren bir soğuklukla yürümeye başladım. Attığım her adımda ardımda kan izleri bırakırken hiçbir şey hissetmiyordum. Pişman değildim, üzgün değildim, korku duymuyordum. Hiçbir şey hissetmiyordum. Hiçbir şey. 

Kalbimde buz gibi bir baskıyla üst kata, Kurter’in beni bıraktığı yere geri çıktığımda içime bir kez daha derin bir nefes çektim. Bacağımdaki ağrı artık dayanılmaz bir hâl almıştı. Kesiğin çapı ve boyu ben hareket ettikçe büyümüştü ve ayağım kanlar içindeydi. Adrenalin, o an acısını hissetmemi engelliyor olabilirdi ama hem derin kesikli bir yaraydı hem de yara, üstüne darbe yemiş ve kanaması şiddetlenmişti.

Attığım son adımda gücümü artık sonuna kadar tükettiğimi hissettim. Üzerinden belki de dakikalar geçti. Zaman kavramını yitirmiştim o an, burnum artık kan kokusunu almıyordu. Dudaklarımdan göğüs kafesimi sarsacak bir soluk düştüğü sırada kapının açılma sesi, uğuldayan kulaklarımı doldurdu.

Adım sesleri. Sert, ciddi, ritmik ve güçlü adım sesleri. Onun kokusu.

“Doktor,” dedi tanıdık ve güven veren bir ses. “İyi misin?” 

Onun sesi.

Tam karşımda durdu. O an, onu bu şekilde karşımda görmek bir şeyleri devirdi içimde. Kalbimde. Aklımda ve geriye kalan ne varsa. Bir sarsıntı başladı. Düşecek gibi olduğumda Kurter belimi ani bir refleksle kavradı ve düşmeme izin vermeyecek bir kuvvetle beni tutup kendine çekti. 

ALACAKANHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin