''Geçecek''diye başımı okşamaya başlamıştı. Küçük bir çocukken her düştüğümde annem kollarımdan tutar,yaramı sarıp sarmalar,sonra da göğsüne çekip''Geçecek'' derdi. Söylediği gibi acılarım hep geçerdi bir süre sonra. Şimdi de geçer miydi?

Kollarının arasından beni biraz kendinden ayırarak ellerimi sıkıca kavradı. Buğulanan güzel gözleriyle, 'Yoruldun oğlum, dünden beri ayaktasın. Eve git bir duş al, üzerini değiştir''dedi anaç bir tavırla.

'' Ayşegül sultan, onu burada bırakıp gidemem''dedim çatallaşmış ses ile.

''Biz buradayız oğlum merak etme. Sadece eve git duş al ve üzerini değiştirip tekrar gel. Burada böyle beklemek seni daha çok geriyor''

Annem haklıydı burada böyle boş beklemek beni daha fazla sinirlendiriyordu. Dediği gibi kendimi biraz olsun toparlamam gerekiyordu. Hiç buradan gitmek istemesemde biraz nefes almaya ihtiyacım vardı. Hastanenin içindeki koku beni fena halde çarpmıştı. ''En ufak bir şeyde beni arayacaksın söz mü? '' dedim umutla. Çünkü eğer buradan kısa süreliğinede olsa gideceksem herşeyi öğrenmem gerekiyordu. Gözüm arkada kalmamalıydı ve bir tek anneme güvenebilirdim.

''Söz paşam merak etme en ufak bir şeyde seni ararım''

Annemin kolları arasından çıkıp Işıl annenin yanına doğru attım adımlarımı. Sandalyenin üzerinde tükenmişlikle oturup bekliyordu.Canının ne kadar yandığını tahmin edebiliyordum. Onun kızı bilinçsizce yatıyordu içeride,benim ise hayat arkadaşım olacak kadın.Acılarımız ve yanan yüreğimiz birdi bu kadınla.Işıl annenin önünde durup yere diz çökerek,titreyen ellerini ellerim arasına aldım.Gözleri ağlamaktan şişmiş ve kızarmıştı.

''İyi olacak merak etmeyin. Cansu çok güçlü bir kız,bunu atlatacaktır.''dedim güven verici sesim ile. Aslında bu sadece etrafımdaki kişileri kandırmaktı. Cansu çok narin bir kızdı ve çok çabuk kırılırdı. Hassas bir bünyesi vardı onun. Hastalandığında haftalarca atlatamazdı.Ruhu kadar vücudu da kırılgandı.Bir bebek kadar masum ve ilgiye muhtaçtı sevgilim. İlgisiz,sevgisiz ölürdü çiçeğim.Ona her zaman ilgili davranmışken şu an elimden hiçbir şey gelmemesi,onu kaybetme korkusu beni korkutuyordu.

Işıl annenin ellerini bırakıp tekrar ayağa kalktım.Bana inanmamıştı biliyorum. O da en az benim kadar kızını tanıyordu.Sadece umut ediyordu biliyorum ona bir şey olmaması için. Cansu,Işıl annenin tek çocuğuydu. Ona bir şey olursa bu hayattaki mutluluğu derin bir yara alacaktı.Daha fazla kaldıramayacaktım acıları. Gözlerimde akmaya hazır yaşları kısa süreliğine geriye atıp hızla yanlarından uzaklaştım. Ailemin yanında zor tuttuğum göz yaşları hastanenin dışına çıktığım anda bir bir düştü. Bu sefer saklanmak yoktu yada kaçmak. Ağır adımlarla arabanın yanına doğru yürürken içimde biriktirdiklerimi döktüm dışarıya.

^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^

Eve ulaştığımda hemen aceleyle aldığım bir duşun ardından giysi dolabından üzerime mavi bir tişört ve siyah keten bir pantolon geçirip aceleyle evden çıktım.Bir an önce sevgilimin yanına gitmek istiyordum. Belki de yokluğumu fark edip korkmuştu. Bizim ruhumuz birbirine bağlıydı. Biz birbirimize karışmışken yanında olduğumu hissederdi Cansu. Onu daha fazla korkutmamak adına arabayı çalıştıracağım sırada cep telefonumun müziği dar alanda yükseldi.Cebimde çalan cihazı hızla çıkarıp ekrana bile bakmadan açtım.

''Ne oldu?''

''Kardeşim, benim Demir. Bu gün öğrendim şirkete gittiğimde. Cansu nasıl? ''

Derin bir nefes alıp,''İyi değil Demir...Doktorlar uyutuyorlar onu ama iyi olacak! ''dedim. Aslında Demir'in aramış olması içimi biraz olsun rahatlatmıştı. Korkudan sıkışan kalbim Demir'in sesi ile rahat bir nefes almıştı.

''Yanına gelmemi ister misin kardeşim?''

''Hayır Demir, hastane zaten kalabalık ben seni sonra ararım olur mu?''

''Tamam kardeşim... Uras, İyileşip yine başımızın etini yiyecek merak etme''dedi Demir güven verip Cansu'nun iyileşeceğinden emin bir ses tonu ile.

''Sağ ol kardeşim Görüşürüz sonra''

''Görüşürüz''

Biten görüşmenin ardından telefonu cebime atıp arabayı çalıştırıp gaza bastım. Demir benim sırdaşım,kardeşimdi. Küçüklükten beri Demir ile beraberdik. Bir arkadaştan ziyade onunla kardeş gibi büyümüştük. Annem ve annesi aynı hastanede çalışmış iki sıkı dosttular ve doğal olarak bizde birlikte büyümüştük. Tabi annem bana hamile kaldığında düşük yapma riski yüksek olduğundan dolayı doktorluğu bırakmıştı. Mesleğini bırakmanın üzüntüsünü hep içinde yaşamıştı annem fakat beni mesleğinden daha çok sevdiğini de biliyordum. Beni kaybetmemek uğruna tüm hayatını değiştirmişti sultanım. Annem benim her şeyim,ilk aşkım olan bir kadındı.Hayatını değiştirmenin yanı sıra Demir'in annesi ile arkadaşlıklarını hiç bırakmamıştı annem. Her zaman sıkça görüşürlerdi. Onlar ailemizin bölünmez parçasıydı bir nevi. Hemen hemen her gece birlikte yemek yerdik.Bu sıkı dostlukla bir araya gelen Demir ve ben hiç birbirimize arkadaş gözüyle bakmadık bu yüzden. Biz kardeştik.Aynı okula beraber gitmiş,kavgalarda birlikte sırt sırta vermiş bir kardeştik. Biri düştüğünde diğerinin elini uzatıp kaldırdığı ve ne olursa olsun bırakmayan bir kardeşlikti bu...

Hastane yoluna girmeden önce aklıma gelen ani düşünce ile arabayla sahil yoluna saptım. Her zaman uğradığım çiçekçiye gittim. Papatyaları severdi kadınım, kokusunu hemen alırdı. Hissetsin istiyordum yanında olduğumu, yalnız bırakmadığımı. Arabadan inip vakit kaybetmeden çiçek dükkanına gittim.Her zaman aynı kişiden aldığım çiçeklerden dolayı artık tanıyorlardı beni.Adam bir şey söylememe fırsat vermeden hemen kocaman bir papatya buketi hazırlamaya başladı. Bembeyaz papatyalar buketin içine girerken,burnuma dolan çiçek kokuları ile Cansu'nun kokusunu ne kadar özlediğimi bir kez daha fark ettim. Onun teni de böyle gül ve yasemin çiçeği gibi kokardı. Bu kokular ile beraber kendi kokusu harmanlanınca eşsiz bir parfüm gibi ortaya çıkıyordu kokusu.Papatya buketim hazır olunca ücretini ödeyerek ve iyi günler dileyerek çiçekçiden çıktım. Hızlı adımlarla arabanın yanına doğru yürümeye başladım...

Aldığım bir kucak dolusu papatya ile hastaneye doğru yola çıktım. Derinlerimde bir huzursuzluk vardı ama önemsemedim. Biliyordum çünkü nefes alamadığımı. Benim aldığım nefes bilinçsizce yatıyordu tek başına, ben nasıl nefes alacaktım ki? Gözlerimin dolmasını umursamadan gülmeye çalıştım. Yan koltukta duran bukete göz atıp gülümsedim.Sevecekti, kokusunu alacaktı kadınım ona aldığım papatyaların. Sonra gözlerini açıp uykulu gözlerle bana bakacaktı.Yorgun bedenine aldırış etmeden gözleri beni arayacaktı ve tam yanında bulacaktı da. Ellerim onun yumuşak elleri arasına kayarken gözlerinin doluluğuna aldırış etmeden minik öpücüklerimi bırakacaktım teninde. Her öpücüğün ardından sonsuz teşekkürlerimi sunacaktım sevgilime beni yalnız bırakmadığı için. Gözlerimden akan yaşlara aldırış etmeden aşk sözcüklerimi,özlemimi fısıldayacaktım kulağına. Eskisi gibi ince parmakları yüzümde gezinirken dokunuşunun tadını çıkaracaktım,sanki hiç dokunulmamış gibi. Altın gibi parlak sarı saçlarının kokusunu çekecektim ciğerlerime. Kaç gündür alamadığım havayı alacaktı ciğerlerim ve artık bana acı vermeyecekti. Alnına kondurduğum minik bir busenin ardından, onun kokusu altında derin bir nefes alarak hoş geldin tekrar hayatıma diyecektim... 

Yorumlarınızı bekliyorum. Bölüm sonunda o küçük yıldıza dokunup oylamayı unutmayın :)

SEN ONA AŞIKSIN- Tamamlandı (Düzenlenecek)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin