BÖLÜM 4: SON KALAN EN ÇOK YARA ALANDIR
Atılan her kurşun,
Yeni bir savaşın fitilidir.
Burası, Alacakan.
Burada hiçbir günah,
Bedelsiz değildir.
⛓️❄️⛓️
Hayatta hiçbir şey kesin değildir. İnsan bir gün yaşarken diğer gün ölebilir.
Olacak olanı kimse engelleyemez. Olacak olan olur, seni bulacak olan bulur. Fakat istisnalar bozguncudur.
Askeriyenin kırılmaz camları ve sağlam duvarları vardı. Ama kurşun, açık olan camlardan içeri yağıyordu, bu yüzden kırılmaz camların korumaya etkisi en aza inmişti. Camdan içeri giren son kurşun, koridoru boydan boya kaplayan, askerî silahların ve ödüllerin sergilendiği cam vitrinine saplandı. Vitrin olduğu gibi kırılıp bütün cam parçaları etrafa saçılırken Kurter beni kolumdan tutup başka tarafa çekti.
“Sakin ol ve yanımda kal,” dedi güçlü bir sesle. Şu an güvendiğim tek şey onun varlığıydı. “Bir şey olmayacak.”
“Ölebiliriz.”
“Hiçbir şey olmayacak.” Sesi öylesine kendinden emindi ki az önce kurşunların üzerimizden geçtiğinden bile şüphe ettim. “Şimdi, dediğimi yap ve arkama geç.”
Dediğini anında yapıp arkasına geçtim. Koca cüssesi beni öyle iyi kapatıyordu görüş alanımda sadece sırtı vardı.
Yere düşen yeleğinden silahını çıkarıp hızlı bir manevrayla onu kavradı ve duvarın arkasında siper alıp kırılan pencereden dışarı art arda ateş etti. Onun ateşiyle birlikte çatışma sesi kulak zarımı patlatacak kadar yükselirken kurşunlar daha şiddetli bir şekilde pencereden içeri dökülmeye başladı.
Beni kavradığı gibi sıkıca tutup duvarın yan tarafına geçti ancak duvarlar da kurşunlanıyordu. Duvarlar kurşungeçirmezdi, önemli olan açık pencereleri kapatmaktı ama şu an bunu yapmak çok riskliydi çünkü pencereler duvarın önemli bir kısmını kaplıyordu. Onu kapatmak için önüne geçtiği an yerimiz belli olurdu ve bu sefer kurşunlar durdurulamaz bir hâl alırdı.
Bir kurşun, bana dik konumdaki pencereden sekip tam kafamın üstünden geçtiğinde ani bir refleksle kolumdan tuttuğu gibi beni kendine çekti ve “Yere yat!” diye bağırdı tüm koridorda yankılanan gür sesiyle. O anın karmaşası içinde komutunu anlamam birkaç saniyemi aldı fakat o, belimden kavradığı gibi tek harekette beni yere yatırdı. Kurşunlar pencereden sekip üstümüze yağmaya devam ettiğinde bir saniye bile kaybetmeden dirseğini zemine yaslayıp üstüme siper aldı. Eliyle başımı koruyordu ve vücudu tüm bedenimi kaplamıştı.
Bacağımda hissettiğim keskin ağrıyla birlikte nefeslerim düzensizleştiğinde, “Sakin ol ve gözlerini kapat,” dedi kulağımı dolduran tok bir sesle. “Hiçbir şey olmayacak.”
Biliyordum. O varken bana asla bir şey olmazdı. Babam yanımda değildi belki ama başka bir adam vardı yanımda. Babam kadar güçlü bir adam.
Üstümdeki varlığını çekmemişti hâlâ. Göz göze geldiğimizde geçmişten gelen tehlikeli bir ateş harlanıyordu ve aramızdaki bu yakınlık, üzerimize yağan bütün kurşunlardan daha tehlikeli hissettiriyordu.
“Telefonun yanında mı?” Sessizliği bozan sorusuyla birlikte başımı olumlu anlamda salladığımda, “Çıkart,” dedi.
Komutundan sonra doktor önlüğümün cebinden telefonumu çıkarıp ona uzattım. Dirseği hâlâ zemine yaslıyken ve kurşunlar üstümüzden geçip yere yağarken ona verdiğim telefonu eline aldı. Saniyeler içinde bir numara tuşladı ve vakit kaybetmeden telefonu kulağına yaklaştırdı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ALACAKAN
Teen Fiction"Kalbini savaş meydanında bırakmış bir asker, o intikamı elbet bir gün alır." Kurter Alacakan... Lakabı Alakurt olan; adı askerî raporlarda kahraman, düşmanların hafızasına ise cehennem olarak kazınan genç ve acımasız bir komutandı. Ama kalbini sava...
