2. Bölüm

283 5 0
                                        

2. Bölüm ile karşınızdayım. Eğer kurgumu beğendiyseniz oy vermeyi ve beni takip etmeyi unutmayınn !🤗 Hepinize iyi okumalar...

Hayal değildi. Karşısında Ceylan gözlüsü vardı. Adam boğazını temizledi, konuşmak için. Ne demişti ona bakar mısınız mı, evet. "Buyrun" dedi otoriter sesi ile. "Rica etsem içeriden abimi çağırabilir misiniz? Şey, ismi Yusuf. Yusuf Mirza Civan." "Tabi. İsminiz neydi?" Dedi Fatih Emre. Genç kız duraksadı ne diye istiyordu ki ismini. Emre fark etmiş olacak ki hemen konuştu. "Yani abinize kimin çağırdığını söylemek için sordum?" Gülperi içinden kendine saydırmıştı. Neden istesin ki adam onun ismini. Beyni durmuştu işte bir anda. "Gülperi. Siz benim ismimi söylerseniz anlar ." Adam yutkundu. Demek ismi Gülperi'ydi. Ne güzeldi ismi. Tam kendini yansıtıyordu. Gülperi teşekkür edip uzaklaşmıştı. Ama Fatih Emre kalakalmıştı. Gerçekti değil mi. Az önce sevdalısının ismini öğrenmişti, tekrardan onu görmüştü, kimlerden olduğunu öğrenmişti, sesini işitmişti . Teşekkür etti Rabb'ine. Duaları kabul olmuştu. Yavaş adımlarla erkeklerin olduğu tarafa ilerledi. Tanıyordu Yusuf'u. Çocukluk arkadaşıydı. Miran ve Yusuf konuşuyorlardı. Yanlarına yaklaştı "Yusuf kardeşin seni dışarıda bekliyor. Gelebilir mi dedi?" "Sağol eyvallah Fatih'im" Baş sallamakla yetindi Fatih. Öte tarafta Gülperi abisini bekliyordu. Az önce gördüğü koyu gözlerden irkilmişti. İlk defa böylesine karanlık bir göz görmüştü. Abisi nihayetinde yanına gelmişti. Annesinin tembihlediklerini abisine aktardı. Sonra abisi erkeklerin olduğu tarafa, Gülperi de hanımların olduğu tarafa doğru ilerledi. Çalgılar, halaylar, yemekler derken düğün sona ermişti. Civan hanımları ve erkekleri kapıda gidenleri yolculuyorlardı. Fatih Emre kucağında uyuyan kardeşi ile civanlarla selamlaştı. Kapının yanında Gülperi' yi görmesi ile tebessüm etti sert çehresi. Herkese topluca " iyi akşamlar" deyip çıkmıştı konaktan. Zelal Hanım da hanımlarla sarılıp teşekkür etti. Gülperi ile sarılırken içinden geçirdi. Bu kızı kendi konağına gelin getirecekti. Ardından o da arabaya bindi. Bütün misafirleri yolcu ettikten sonra konağı el birliği ile toparlamışlardı. Zelal kadın içindeki sevinç ve yüzündeki büyük tebessüm ile konağında dört dönüyordu. Oğluna söyleyecekti. İnşallah dedi içinden inşallah oğlu karşı çıkmaz da o kızı gelini yapardı. Hemen yukarı kata çıkıp oğlunun odasının kapısını çaldı. Fatih Emre gelip kapıyı açtı "Buyur anam" "Müsait misin konuşalım mı biraz ana oğul" Fatih anlamıştı annesinin onunla ne konuşacağını ama çok mutluydu bugün. Annesi ne istese yapacaktı. Tabi evlenmek dışında. Sevdiğini görmüştü, sesini duymuştu, adını öğrenmişti. "Buyur ana geçedur sen" O kadar mutluydu ki bütün evlere tepsi tepsi baklava dağıtacaktı. Millet derdi bunun derdi ne. Çocuğu olunca dağıtırdı artık. Nasipti her şey. Annesi yatağa oturmuştu. Oğlu da yanına oturdu. Hemencecik konuya girdi Zelal sultan "Oğul bilirim pek sevmezsin bu konuyu açmamı amma bi kız vardı gürdün mü? Erkek tarafına geldiydi." Fatih Emre' nin ilgisiz olan bakışları anında annesine döndü. Gülperi' sinden mi bahsediyordu annesi yoksa başka bir kız mıydı. Annesine belli etmemek için bakışlarını ilgisiz tarafına çekip sordu " Tarif et azıcık daye" Zelal Sultan alttan alttan bişeyler seziyordu oğlundan. Ama pek belli etmedi. "Böyle zarif mi zarif hanım hanımcık ceylan gözlü kibar mı kibar" "Dayem kızı nereden bileyim ben ney giyerdi bugün ondan bahset hele" " krem renk giyindiydi. Saçında çiçekler dolalıydı. Açık kahve gözlü" diye daha sayarken Fatih'in aklı Gülperi'ye gitti. Düşündü hemen. Ya annesi Gülperi den bahsediyorsa. Heyecan kapladı hemen içini. Dayanamadı soruverdi hemen Fatih "Gülperi'den mi bahsedersin ana" "Heh o işte. Sen nereden bilirsin kızı?" ne diyecekti şimdi Fatih. Aklına gelen şeyi hemen söyledi. "Erkek tarafına geldi abisini sordu iki konuştuk Yusuf'un kardeşiymiş." Hemen konuşmaya başladı dayesi. "Hiç bir düğünde, dernekte görmedim. Pek oturaklı kız ama. Anasının yanından ayrılmadı. Kadınlar öve öve bitiremedi. Eli de becerikliymiş." Fatih Emre dayanamayıp lafı ortaya serdi. " Daye sana ne diycem. Ama aramızda kalacak." "Söyle bakem oğlum" Fatih utana sıkılı nasıl diyeceğini düşündü. En iyisi pat diye söylemek diyip yürek yemişçesine hemencecik söyleyiverdi. " Gülperi benim yanık olduğum kızdır ana" Zelal kadın dişleri ile öyle bir tebessüm etti ki ağzı kulaklarına vardı. Duyduklarına inanamadı. Ne demişti oğlu? Onun beğendiği kıza gönül mü koymuştu. "Onun gönlü sende var mıdır Emre'm" Keşke dedi Fatih içinden keşke olsa da aynı yastığa onunla baş koysam dedi. "Yok ana keşke olsa. Daha kızın benden haberi bile yoktur. Kaç yıl önce gördüydüm onu. Çarşıda abileri ile beraber dolaşıyordu. Ben böyle güzel kız olacağını hiç düşünmemiştim. Bugün onu gördüm ya onun sesini duydum dilesin bütün mardin benden ne dilerse. Keşke ana bende gönlü olsa da sana gelinin diye getirsem, evlensek. Her sabah onun gülüşü ile uyansam." Zelal kadının ağzı açık kaldı. Kaç aydır görmediği kız kalmamıştı. Meğer oğlunun gönlü varmış birinde. "Oğlum madem vardı sevdiğin ne diye beni başka kızlarla uğraştırdın?" "Ben sana dedim mi git kız bul bana diye." " Ay oğul nasıl sevindim. İster misin ben teyzenle yarın görücü gözüyle oturmaya gideyim." "Yok ana kız istemez belki beni. Ben abileriyle konuşurum. Pek kıskanırlar onlar da kardeşlerini. Bakarız ana bi çaresine. Sen de artık bırak gelin bakmayı Gülperi olursa olur. Başkalarına bakmaya gerek yok." "Yok oğlum Gülperi artık benim gelinimdir. Ben bu kıza ilk baktığımda anladım gelinim olacağını. Neyse oğlum iki dakika diye girdim kaç saattir konuşuyoruz. Allah rahatlık versin. Buluruz bi yolunu Allah'ın izni ile." "Sana da güzel gözlü sultanım. Hayırlı gecelerin olsun." "Eşek sıpası seni nasıl da istediğin olunca seviniyon. Aynı rahmetli gibisin he. Hadi yat uyu gün doğmadan neler doğar." Diyip odadan çıkmıştı Zelal kadın. Fatih Emre nasıl da mutluydu. Hem derdini anasına dökmüştü, rahatlamıştı. Belki bir gün bu yatağa beraber baş koyacaktı Gül Hanımı ile beraber. Aklındaki düşünceler ile gözlerini kapattı Fatih. Doğruydu gün doğmadan neler doğardı. Haklıydı annesi. Daha gün bile doğmamıştı. Ama öte tarafta diğer insanların hayatının ne olacağını düşünmeden birbirine kaçan insanlar vardı. Miran Efe Civan. Arkasında bıraktığı ailesine son kez baktı. Hepsi uyuyorlardı. Son kez kardeşi Gülperi'nin odasına girdi. Uyandırmamaya dikkat ederek yanağına tüyden bile hafif bir öpücük bıraktı. Kokusunu sanki bi daha hiç içine çekemeyecekmiş gibi çekti. Hasretle baktı kardeşine. Kapıyı kapatıp konaktan aşağı indi. Şimdi sırada Ayşen'i almak vardı. Ayşen, Demiroğlu aşiretinin kızlarından biriydi. Bir yıldır birbirlerinde gönülleri vardı. Demiroğlu'lar ile kavgalı değiller idi. Ama Ayşen'in babası ile Miran'ın abisi pek konuşmazlardı. Hiç anlaşamazlardı. Abisine dediğinde başka birini mi bulamadın deyip geçiştirmişti. Onlar da Ayşen ile uzatmayıp dini nikah kıymaya karar vermişlerdi. Onlar Allah katında evli olunca kimse üstüne laf söylemez diye düşündüler. İyi mi yapıyorlardı kötü mü yapıyorlardı düşünmediler. Sevda onların gözlerinin önüne perde çekmişti. Kendisine miras olarak dağıtılan çiftlik evine gittiler. Mardin sınırlarındaydı bu ev. Onları bulmaları pek kolay olmazdı. Ki bulsalar bile Artık birbirlerinden ayırtmazlardı. Gün doğduktan sonra dini nikah kıymışlardı...
Gülperi uykusundan uyanmıştı. Uyku mahmurluğu ile odasını seyretti. Sonrasında yatağından kalktı işlerini halledip üstünü giyindi. Sofra kurulmuştu. O da hemencecik kendi sandalyesine kuruluverdi. Gözüne ilişen kahvaltılıkları tabağına yerleştirdi. Bir yandan yiyip bir yandan da konuşulanları dinliyordu. Soru kendisine yöneltilince cevapladı hemen "Gülperi sen biliyor musun Miran nerededir?" Soruyu soran Yusuf abisiydi. "Yok abi. Hiç görmedim kalktığımdan beri" " Şirkettedir belki anne bakarım gidince. Sen meraklanma hemen." Annesi kafa sallanmakla yetinmişti. Aradan geçen vakitler birbirini kovalamıştı. Miran'dan hâla haber yoktu. Aynı şekilde Demirel aşiretinin de kızları Ayşen ortalıkta yoktu. Yusuf Mirza durumu fark etse de ses çıkarmadı. Şüphelenmedi de değildi. Aramalar hâla devam etmekteydi.... Yaklaşık bir saat sonra Ayşen bulunmuştu. Tek başına değildi elbet. Yanında Miran Efe de vardı. Biliyordu bu işten de birşeyin çıkacağını. Kardeşinin bir bildiği vardır da böyle yapmıştır diye düşündü. Bütün büyüklerin ve ağaların toplanacağına karar kıldılar. Yusuf Mirza Ceketini düzeltip odasından çıktı. Aşiret kendi konaklarının avlusunda toplanacaktı. Eve doğru arabasını sürdü. İçeri girdi, masalardan birine oturdu. Omuzlarını ileri geri hareket ettirdi. Babası vefat ettikten sonra Civan aşiretinin başına o geçmişti. Bu masada büyük ağaların sözüne nasıl bakılıyorsa, onun sözü de bir o kadar kıymetliydi. Herkes toplanmıştı. Etrafına bir göz gezdirdi. Yanında çocukluk arkadaşı Fatih Emre vardı. O da ağa değildi ama birkaç yıla o geçecekti ağalığa. Karşısında büyük ağalardan Cemil ağa vardı. Pek sevmezdi kendisini. Her toplandıklarında bir şeylik çıkarır, anca kendince konuşurdu. Ağalardan biri konuşmaya başlayınca dikkatini o yöne verdi. "Aralarında ne vardır bilen varmı?" Adamlar birbirleri aralarında konuşuyorlardı. "Arlarındakini pek bilmem amma dini nikahları varmış. Allah katında karı koca olmuşlar." Yusuf Mirza ne yapacağını şaşırmıştı. Onun kardeşi olan Miran mı yapmıştı. Bişey oldu mu hemen anlatmaya abisinin yanına koşan kardeşi Miran mı yapmıştı. Dinlemeye koyuldu Yusuf Mirza. "Ağalar madem evlenmişler. Karı koca olmuşlar. Bize başka laf düşmez. Bilirsiniz töre, mardin buna çözüm berdel der." Yine boş boş laf yapıyordu Cemil Ağa'nın ağzı. Her toplandıklarında berdel der tuttururdu. "Kime kim verilecektir" "Miran Efe Civan'ın kız kardeşi Gülperi'ye..." Yusuf olduğu gibi kalmıştı. Ne diyorlardı bunlar. Daha kardeşine iş buyurmaya kıyamazken, öpmelere doyamazken... Ya Fatih Emre'ye ne demeliydi. Yıllardır yollarını gözlüyordu Gülperi'sinin. Daha dün annesiyle konuşmuştu. Annesi görücü olarak gidecekti evlerine. Yutkunmaya çalıştı. Ama yutkunmadı, yutkunamazdı. Derin bir nefes aldı. Duycaklarına hazır değildi. " Ayşen bacının erkek kardeşi var mıdır?" "Vardır ağam vardır da evlilerdir hepsi" Yusuf Mirza konuşmaya başladı. Bu kadar da olamazdı. " Ağalar madem kız kardeşimi evlendireceksiniz. Berdele kurban gidecek. Kuma olarak gidemez. Benim lafımın üzerine de kimse laf söyleyemez" " Yusuf Ağa doğru diyor gencecik kızı bekar birine vermek lazım gelir Cemil ağa." "E erkek kardeşi yoktur diyorsunuz kime vereceğiz ya bu kızı." Fatih derin bir nefes çekti. Konuşmaya başladı " Ben varım burada Ağalar. Ayşen' in kuzeni Fatih Emre Demirel. Benimle evlenebilir Gülperi." Yusuf Mirza yanındaki sırdaşına baktı. Güvendiği bildiği adamdı. Gözü kapalı emanet ederdi kardeşini ona. Madem evlenmek zorundaydı. Kuma değil Fatih Emre ile evlenmeliydi. O sırada ağalardan birinden ses yükseldi.

Bölümün sonuna geldik.. Bir sonraki bölümde buluşmak üzere hoşçakalın👋🫡

Mecbur ruhlarWhere stories live. Discover now