Bu kitap, 'Gökbörü Türkiye' adında paralel bir evrende geçmektedir.
Gök, gökyüzü; Börü, kurt demektir. Gökbörü: Savaşçılığı ve savaş ruhunu temsil eden bir semboldür.
Alacakan'daki olay bütünlüğü ve ülkenin sistemi; gerçek ülkelerden, kurum ve kuruluşlardan tamamen bağımsızdır ve kitabın geçtiği evrene göre şekil almıştır. Karakterler ve olaylar tamamen hayal ürünüdür.
Yeni hâliyle, yeniden. Alacakan artık size emanet.
Seviliyorsunuz.
⛓️❄️⛓️
1 | GEÇMİŞTEN GELEN VE GEÇMİŞİ SİLEN
Gökbörü Türkiye
19 yıl önce…
Alaca ve Alacakan.
İkisi de aydınlık ve karanlığın bir arada doğduğu bir efsanenin hikâyesiydi.
Alaca, aydınlıktı. Şafağın ruhuydu; umut ve ışık demekti. İyileştirici gücü vardı. Karanlığa doğar ve o karanlığı en aydınlık ışığıyla parlatırdı.
Alacakan ise karanlıktı. Karanlıktan doğmuş adaletin ruhuydu. Tehlikeliydi, acımasızdı, ölümün gölgesi, kötülüğün ensesindeki nefes gibiydi ama kalbi kötülerden yana değildi. İyi için savaşır, iyi için ölürdü.
Bunların ikisi tek bir ruhtu, ayrılamazlardı. Fakat ikisi de bir savaştan sonra tarumar olmuştu.
Şimdi ikisi de intikâm istiyordu ama henüz hiç kimse, yaşanacak izdihâmı bilmiyordu.
❄️
Askeriyenin dört bir yanında yankılanan silah sesleri, dışarıdaki fırtınanın sesini bile bastıracak şiddette yükseldiğinde nefes nefese karanlık ormanın derinliklerine doğru koşmaya başladı.
Ne yaşadığını idrak edemeyen küçük bedeni, içinde kalan son güçle arkasındaki alevlerin ve çatışmanın dehşetinden kaçmaya çalışıyordu.
Hızlanmak için kendini var gücüyle zorladığında, giydiği pembe elbisesinin eteğinden gelen yırtılma sesiyle aniden durdu. Eteğindeki uzun kurdele, dikenli çalılardan birine takılıp yırtılmıştı. Doğum günü için hevesle aldığı ve askeriyedeki babasına göstermek için sabırsızlandığı elbisesinin bu şekilde paramparça olmasına dayanamazken, kendini hızlıca toparlayıp küçük eliyle eteğinin geri kalan kısmını kurtardı ve tekrar, bu sefer daha büyük bir hızla koşmaya başladı.
Duramazdı çünkü kaçmak zorundaydı. Babasının onu öldürmek isteyen düşmanları vardı ve eğer yakalanırsa, bugün belki de bu hayattaki son gecesi olacaktı.
Koştukça ciğerleri soğuk havadan yanıyordu ve arkasından gelen o korkunç sesi duyuyordu. Yeri göğü titreten, vahşi bir hırıltı…
Başını ne olduğunu anlamak ister gibi arkaya çevirdiğinde gözlerine inanamadı. Nefesi kesildi, korkudan dengesini kaybedecekmiş gibi hissetti. Zira mavi gözleri, annesinin geceleri ona anlattığı masallardakinden bile daha korkunç bir canavarla karşılaşmıştı.
Karşısında duran bu canlı, pençelerinin arasına kıstırdığı insanı saniyeler içinde parçalayacak bir ölüm makinesiydi. Gövdesini zırh gibi saran o simsiyah, parlak kürk; üzerine çöken geceden bile daha karanlıktı. Gözleri bir aslandan çok daha vahşi ve bir kurttan çok daha zeki bakıyordu. Bu hayvan askeriyede özel olarak eğitilmiş, türü çok nadir bulunan tehlikeli bir ırktı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ALACAKAN
Romance"Kalbini savaş meydanında bırakmış bir asker, o intikamı elbet bir gün alır." Kurter Alacakan... Lakabı Alakurt olan; adı askerî raporlarda kahraman, düşmanların hafızasına ise cehennem olarak kazınan genç ve acımasız bir komutandı. Ama kalbini sava...
