(50)

800K 30.1K 55.4K
                                        

"Vedalar genelde ansızın ve beklenmedik olurdu. Arkasında büyük bir acı, derin bir sızı ve kapanmayacak bir iz bırakırdı. Bil diye söylüyorum, senin için ölürüm derken hep fazla ciddiydim."

Misafir geldiğiniz bir evde size ait olmayan bir telefonu açmak birçok yönden yanlıştı. Seçil Tozlu'nun telefonunu açarken ne düşündüğümü bilmiyordum fakat telefonda duyduğum şeyler oldukça endişe vericiydi. Bir adam ondan kaçan bir kızdan bahsetmişti. Onlardan kaçan ve Kalenderlere ulaşmak isteyen o kız kim olabilirdi? Kim olduğunu bilmediğim o adam bunları söyledikten sonra telefonu kapatmıştı.

Bu yüzden daha fazla bir şey öğrenememiştim. Kimseye görünmeden bu odadan dışarı çıkarken aklımda birçok soru işareti vardı. Seçil kimi elinde tutuyordu? Merdiveni inerken başımı iki yana sallayarak yukarıda duyduklarımı zihnimin kuytularına gönderdim. Tozlu ailesinde dönen entrikalarla ilgilenmiyordum. Başımda onca sorun varken bir de bu ailenin çevirdiği dolapları kendime dert etmeyecektim.

Aşağıya indiğimde herkes oturma salonuna geçmişti. Karun ve Ümit bir köşede kendi aralarında konuşuyordu. Gurur ile Çağıl pencerenin yanında duruyordu ve ifadeleri fazla ciddiydi. Sanki ikisinin de hoşlanmadığı tatsız bir konu hakkında konuşuyorlardı. Melek ve Levent ise yan yana koltuklarda otururken telefonda birbirlerine bir şeyler göstererek gülüşüyordu.

Farah'ın annesi ve diğer akrabaları da salonun bir köşesinde oturuyordu. Gözlerim kısa bir an Seçil'e ilişince yukarıdaki telefon görüşmesi aklıma geldi. Her fırsatta Gurur'a kaçamak bakışlar atan bu kızıl şeytan ne işler karıştırıyordu? Ne hâlleri varsa görsünlerdi, bir de bununla uğraşmayacaktım. Benim sorunlarım bana yeterdi.

Dünürümüz Demet Hanım'ın yanına oturduğumda başını çevirip solgun suratıma baktı. Karun'dan dolayı yemek masasından kalktığımı iyi biliyordu. Bilgece bakan gözlerinin ardında dostane bir ifade belirdi. "Bebeği isteyeceği zamanlar gelecek ama şu an için çok erken." Bu konuda canımın sıkıldığını herkes gibi o da anlamıştı.

İçli gözlerini Karun'a diktiğinde onu anlayabiliyormuş gibi davranıyordu. "Ümit'in onun hakkında anlattıkları doğruysa bebek konusunda ona zaman tanımalısın." Anlaşılan herkes Karun'un geçmiş travmalarını biliyordu. Elimden geldiğince ona karşı sabırlı olmaya çalışıyordum ama bazen beni çok zorluyordu.

İç çekerek nefesimi sesli bir şekilde verdim. "Ondan nasıl bir baba olacağını kestiremiyorum." Ciddi bir yüz ifadesiyle Ümit ile sıkıcı işler konuşan Karun'u izliyordum. "Bazen onu hiç tanımadığımı düşünüyorum."

Bir bacağını diğerinin üzerine atan Demet Hanım güldü. "Kadınlar ve erkekler birbirinden çok farklı. Bebek rahmine düştüğü an kadında annelik içgüdüleri gelişir, o an anne olursun. Ancak erkeklerde böyle değil. Onlar çocuklarını kucaklarına aldıklarında baba olur, öncesinde değil."

Manidar gözlerle karnımı işaret etti. "Onu hisseden sensin, Karun değil. Dokuz ay boyunca senin karnında büyüyor, seninle besleniyor, üzüntünü ve endişeni seninle hissediyor. Bunlar Karun'un yaşamayacağı şeyler. Bu yüzden sen şu anda annesin fakat o henüz baba değil." Endişelerimi dağıtmak ister gibi bana gülümsedi. "Bebek doğduğunda Karun'un onu isteyeceğini biliyorum çünkü bir tek o zaman gerçek anlamda baba olacak."

Umutsuzca, "Umarım," demekten başka bir şey söylemedim.

Demet Hanım'ın gözleri bir köşede tek başına oturan Farah'ı bulduğunda yüzündeki gülüşü soldu. Bir anne olarak kızı için endişelendiğini gizleyemiyordu. "Sanırım ben asla bir torun sevemeyeceğim." Farah'a olan bakışları sitemliydi. "Bu ördek, mağarasında saklanmak dışında hiçbir şey yapmıyor."

SAKA VE SANRI(Kitap Oldu)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin