1.Bölüm

141K 3.3K 1.6K
                                        

Başlama tarihiniz👉🏻                 

-İyi okumalar

Edirne/ Keşan

                                        09.07.2023

   Yaklaşan tehlikeyi sezer gibi havlayan köpekler ve ardından başlayan kuş sesleri, pusudaki askerlerin dikkatini çekmişti. Saatlerdir ne tek bir kurşun sıkılmış ne de peşinde oldukları gruptan bir hareket gelmişti. Herkes gözünü keskin nişancılardan gelecek habere dikmişti. Mağarayı patlatıp işi kökten bitirmek mümkündü ancak içeride kırmızı listedeki ebu Yusuf el Ahmed bulunuyordu. Bu yüzden, olası bir çatışmada her mermi hesaplı atılmalıydı. Sıfır hata ile yönetilmesi gereken operasyonda tehlike çanları artık iyice yakından çalıyordu.

Av, ayağıyla avcıya geliyordu.

Sungur,bulundukları alanı defalarca incelenmesine rağmen bir kez daha incelemeye başladı. Bulundukları yer kayalık ve çalılıklarla kaplı bir araziydi. Çam ve meşe ağaçlarıyla dolu olan bu bölge, saklanmaları için ideal bir ortam sağlıyordu. Kayalıkların arasına  gizlenmişlerdi.

Esen rüzgarın sesi, zaman zaman çalılıkların arasında hareket eden hayvanların hışırtısıyla bütünleşiyordu.

Sabaha karşı olmasından dolayı askerlerin yüzüne sert ayaz durmaksızın çarpıyordu.

"Komutanım, şu bok mağarasını patlatmak yerine ne diye yâr bekliyormuş gibi bekliyoruz?" diye sordu Cihat. Saatlerdir bakıştığı taşları yemek olarak algılamaya başlamıştı. Gelemiyordu böyle operasyonlara. Ona göre; sık kafasına gitsindi. Sevmezdi beklemeyi, anasının karnından bile sekiz aylıkken çıkmıştı. Burada bu şekilde saatlerdir durmak, ona Çin işkencelerini anımsatıyordu.     

"Lan sen bu sabırsızlıkla nasıl hâlâ nişanlısın? Ben istemenin ertesi günü nikahı kıyarsınız diye düşünmüştüm. Helal olsun valla." Dedi Barış, gülerek. Cihat gibi olmayan Barış, gayet sabırlı bir adamdı. Barış, sakin ve dikkatli bir şekilde görevini yerine getirirken, Cihat ise daha atılgan ve sabırsız bir kişiliğe sahipti. Arada anlaşmazlıklar boy gösterse de iki yakın arkadaş, birbirlerini çok iyi tamamlıyordu.

Cihat'ın aksine Barış, beklemeyi severdi. Kendini o hainlerin gırtlağına silahının şarjörünü boşaltığını hayal ederek dizginliyordu. Böyle yaptığında beklemek daha çekilir oluyordu. 

Cihat, derin bir nefes aldığında bakışları dalgınlaştı. "Sevdiğiniz kadının dört abisi olunca ya seve seve ya da si- pardon komutanım, öğreniyorsunuz bir şekilde işte,"  Diyerek tamamladı sözlerini. Bir anlık dalgınlıkla komutanının yanında saçmalayacak olması dilini yutmasına sebep oluyordu. 

Belli etmesede korkuyordu, komutanından. Uzun boylu ve atletik yapılı bir adamdı. Sert bakışlı, sağlam çene hatlarına sahip ve her an harekete geçmeye hazır bir durumda olması daima onu ürkütmüştü. Deneyimli bir asker olarak, emirlerini kesin ve net bir şekilde iletmesi ise ciddi manada ona saygı duymasına sebep oluyordu.

Sungur,çenesi düşmüş askerlerine bakmak yerine, dürbününü gözlerine yaklaştırıp etrafı kontrol etti. Şimdiye kadar keskin nişancılardan haber gelmemesi belli etmese de canını sıkıyordu. Kanı bozukların mağaralarından çıkmamış olması, operasyondan haberdar olduklarını düşündürtse de bu düşünceyi zihninin derinliklerine yitip derin nefes aldı. Şimdiye kadar o mağaradan çıkmış olmaları gerekse de çıkmamışlardı.  Yarım saat sonra diğer grupla buluşup planladıkları bombalı suikast hakkında, son adımları hayata geçirmeleri gerekiyordu. Ancak şafak sökmeden çıkmaları gereken mağaradan kellelerini dahi uzatmamışlardı.

SAUDADE Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin