19.BÖLÜM

24.3K 881 78
                                        

Ağlamaktan içim şişmişti... Nefesim göğsümde düğümleniyor, gözyaşlarım bitse de acım dinmiyordu.
Birden, içimdeki o karanlık duyguları susturmak istercesine banyoya yöneldim.
Elbiselerimle birlikte soğuk suyun altına girdim.
Musluğu açtım, sonuna kadar...
Buz gibi damlalar başımdan aşağıya dökülürken, titrememe aldırmadan sadece gözlerimi kapattım.

Dakikalarca öylece kaldım.
Sanki bedenimle birlikte içim de uyuşacaktı... ama geçmedi.
Elbiselerimi çıkardım, yıkandım ve banyodan çıktım.
Kendime gelmiş gibi hissetsem de...
Vücudum donuyordu.
Kemiklerim sızlıyor, dişlerim birbirine çarpıyordu.
Üzerimi giymeye hâlim yoktu.
Sadece battaniyeye sarınıp yatağa girdim.

Ama ne yaparsam yapayım...
Isınamıyordum.
Sanki içimden gelen bir soğuk, damarlarımda dolaşıyordu.
Tüm gücüm tükenmişti.
Zar zor battaniyeye sarıldım, gözlerimi kapattım.

Akşam olmuştu.
Kapı açıldı.
Karan içeri girdi.
Beni o hâlde görünce panikledi. Hemen yanıma geldi, elini alnıma koydu.

"Yanıyorsun Vera... Ateşin var güzelim."

Zor duyulan bir sesle fısıldadım:

"Çok üşüyorum..."

"Güzelim böyle olmaz. Hadi kalk, sana ılık bir duş aldırayım."

Yavaşça üzerimdeki battaniyeyi açtı.
Bornozuma sarınmıştım ama hâlim perişandı.
Yavaşça sırtıma baktı.

"Ama böyle yatılır mı Vera'm? Neden kendine bunu yaptın..."

Yüzümü ona döndüğümde...
Ağzımdaki yara, yanağımdaki kızarıklık...
Hepsini görmüştü.

Yüzündeki ifade bir anda karardı.
Öfke... endişe... ve tarifsiz bir acı.
"Ne oldu sana? Ağzındaki yara... kim yaptı bunu?" dedi.

Cevap vermemi beklemeden beni kucakladı ve banyoya götürdü.
Karan'ın kollarındayken kendimi bir anda daha küçük, daha kırılgan ama bir o kadar da güvende hissettim.

Duşun altına birlikte girdik.
Su ılık ama içim hâlâ buz gibiydi.
O suyu üzerime döktükçe tir tir titriyordum.
Ağlıyordum...
Sadece soğuktan değil, içimdeki tüm kırılmışlıklardan.

Karan benimle birlikte ıslanıyordu.
O sadece su değildi üzerimde...
Şefkatti. Korumaydı. Merhemdi.

Duştan çıkardıktan sonra üzerimi değiştirmeme yardım etti.
Ben izin vermesem de, gözlerini kaçırarak elinden geleni yaptı.
Artık çıplak olmam bile umurumda değildi.
Sadece... bu ağrı, bu halsizlik, bu acı bitsindi.

Karan doktoru aramıştı.
Biz giyinirken o da gelmişti.
Yatağa uzandım, doktor muayene etti.
Üşütmüşsün dedi, "biraz yüksek ateşin var ama geçici."
Serum taktı...
O serinlik damarlarımdan içime yayılırken yavaş yavaş rahatladım.
Ve uyuyakaldım...

Ama ev sessiz değildi.
Karan, ben uyurken ortalığı yıkmıştı.
Özellikle de Tekin'e.
Bağrış sesleriyle uyandım.
Serumum bitmişti, çıkarılmıştı ama farkında bile olmamıştım.

Biraz toparlanmıştım.
Alt kata indim, seslerin geldiği yere.

Tekin başını eğmişti, elleri önünde birleşmiş...
Sessizce Karan'ın öfkesini dinliyordu.
Suçsuzdu ama mahçuptu.

O an daha fazla dayanamadım.

"Onun bir suçu yok."

Herkes sustu.
Karan döndü, gözleri bana kilitlendi.

"Güzelim... neden kalktın? Dinlenmen lazım."

"Tekin'e kızma. Gerçekten onun hiçbir suçu yok."

Ama Karan kararlıydı:
"Seni ona emanet ettim. O seni koruyamadı. Cezasını çekecek."

Sustum bir an.
Sonra içimde yıllarca bastırdığım o kelimeleri döküverdim:

"Peki Karan... ben yıllarca babamdan dayak yedim. Onun suçlusu kimdi o zaman?"

Sözlerim o kadar ağır geldi ki...
Bir an ne diyeceğini bilemedi.
Yüzü kasıldı, yumrukları sıkıldı.
Babam olan o adama olan öfkesi iyice büyümüş, taşmak üzereydi.

"Ama artık ben varım Vera. O adam saçının teline bile dokunamaz artık, anladın mı beni? Zaten onunla hesaplaşma vaktimiz geldi."

Ama ben sadece şunu söyledim:

"Babam umurumda bile değil artık. Ama Tekin suçsuz. Bırak adamı işine devam etsin."

Bunu duyunca kaş gözle Tekin'e odadan çıkması için işaret etti.
Neyse ki bırakmıştı.
Yoksa babamın bana yaptıklarının acısını Tekin'den çıkaracaktı.

Sonra yanıma geldi:

"Veram, hadi gel... Daha iyi değilsin. Yatağına geçelim."

Başımı salladım.
Onunla birlikte yukarı çıktık.
Tam kapıdan çıkarken elini tuttum.
Ela gözlerine baktım, yutkundum.

"Lütfen... bu gece yanımda kalır mısın?"

Hiç tereddüt etmeden elimi sıktı ve yatağa girdi.
Ben yine o huzuru bulduğum yere, göğsüne sokuldum.

"Karan... biliyor musun, belki babamın gözlerinde biraz pişmanlık vardır sanmıştım. Ama yokmuş...
Bir kız çocuğunun babasından sevgi beklemesi ne zor şeymiş..."

Söyledikçe içim boşalıyordu.
Ağlamaya başladım.
Karan başımı kaldırdı, gözlerimden öptü.

"Senin tek damla gözyaşına bile kurban olurum Vera'm. Ağlama... Bunlar geçiyor. Ama iz bırakıyor. İçine oturuyor. Bir gün unutuyorsun ama bir yanın hep eksik kalıyor."

Sesi titriyordu.
Onun da içinde sakladığı koca bir yara olduğunu o an fark ettim.

"Sende de mi öyle oldu? Babanın gözlerinde sevgi aradın mı hiç?"

"Aradım... çok aradım. Ama yoktu Vera. Tek bir damla bile yoktu. Annem... o çok severdi beni. Ama erken gitti. Sevgisiz kaldığımı ilk onun öldüğü gün anladım."

Derin bir nefes aldı.
Gözleri uzaklara dalmıştı.
Anılarına geri dönmüştü.

"Altı yaşındaydım. Sabah kalktım, annemin odasına gittim. Yatağında yatıyordu...
Soğuktu. Sarıldım. Uyandırmaya çalıştım ama... uyanmadı.
Ağladım, bağırdım.
Babam ortada yoktu.
Sonra Ayşe abla geldi. Kucakladı beni.
'Annen sadece uyuyor' dedi. Ama ben biliyordum... o uyanmayacaktı."

Karan'ın sesi titriyordu.
Ama ağlaması sessizdi...
İçini döke döke bile ağlayamıyordu.

Yanaklarına dokundum, gözyaşlarını sildim.
İlk kez bu kadar kırılmış gördüm onu.
Yıllarca içine gömdüğü o yarayı bugün paylaşıyordu benimle.

Biraz daha sustu, sonra devam etti.

"Ambulans geldi. Annemi götürdüler. Sedye kan içindeydi.
Sonradan öğrendim... annemi biri öldürmüştü.
Ve o kişi... babamdı.
Yıllarca inkâr etti. Ama herkes biliyordu.
Herkesin sustuğu şeyi ben içimde çığlık çığlığa biliyordum."

Gözlerim doldu.
Yalnızlık, kayıp, ihanet... hepsi onda toplanmıştı.

"Karan... ben çok üzgünüm annen için."

Başını eğdi.
"Geçti güzelim. Ama annem... o bunu hak etmedi. O çok iyi biriydi."

"Peki... bu yüzden mi babanla hiç konuşmuyorsun?"

"Hem bu yüzden, hem de yılların birikmişliğiyle... Babama olan nefretim her geçen gün büyüdü.
Beni Ayşe abla büyüttü. O bana annelik yaptı. Onun yeri bambaşka."

Gülümsedim.
"Şimdi anlıyorum... Ayşe teyzenin neden sana bu kadar düşkün olduğunu."

Başımı okşadı.
"Ama artık üzülme güzelim. Gel... birbirimizi sevgimizle iyileştirelim."

Sonra alnıma bir öpücük kondurdu.
O gece...
Yaralarımızı birbirimize sarılarak sardık.
Ve...
birbirimizin kalbinde uyuya kaldık.

Babamın BorcuHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin