17.BÖLÜM

26.5K 1K 197
                                        

Bir süre sessiz kaldım...
Nasıl anlatacaktım ki?
Karan'a anlatsam neler yapacağını çok iyi biliyordum. Anlatsam bir dert, anlatmasam başka bir dert... Kalbimle aklım savaş halindeydi. İçimde bir düğüm vardı, çözemedikçe boğuluyordum.

Sessizliğimi Karan bozdu. Sesi artık daha kararlı, daha sertti.
"Anlaşıldı... Sen bir şey anlatmayacaksın. O zaman ben de o Buğra denen lavuğu konuşturmasını bilirim."

Hemen telefonunu aldı, hızlıca bir numarayı çevirdi.
"Alo Gassal... Hemen dediğim adamı tepoya alın."

Gözlerim büyüdü, kalbim sıkıştı. Panikle telefonunu elinden aldım ve kapattım.
"Ne yapıyorsun sen? Gözünü seveyim dur! Anlatacağım her şeyi... Ama önce sakince dinleyeceksen. Lütfen!"

Yüzü öfkeyle gerilmişti. Nefes alışverişi bile hızlanmıştı.
"Söyleyeceğin şeye bağlı Vera."

"Karan, ne olursa olsun... bana önce söz ver. Kimseye zarar vermeyeceksin. Söz vermezsen anlatamam."

Çenesini sıktı, gözlerini kaçırdı. Belli ki içindeki fırtına büyüyordu ama beni kırmamak için uğraşıyordu.
"Tamam... Söz. Sana söz veriyorum. Kimseye zarar vermeyeceğim. Anlat hadi..." dedi. Sesi hâlâ gergindi ama kontrol altındaydı.

Derin bir nefes aldım. Elleri avuçlarımda, gözleri gözlerimdeydi.
"Nasıl anlatılır bilmiyorum Karan... Buğra hoca..."

Hemen araya girdi, ama bu sefer sesi daha yumuşaktı.
"Sakinim Vera. Söz verdim. Dinliyorum."

Yutkundum.
"Kafedeyken canım sıkılmıştı... çünkü Buğra hoca... seni sordu. Kim olduğunu, neden yanında olduğumu sordu. Mafya olduğunu söyledi. Bana uygun olmadığını..."

"Devam et Vera. Lütfen." dedi. Sesi derinleşmişti.

"Ve... sonunda... bana karşı hisleri olduğunu söyledi. Beni sevdiğini..."

Karan bir anda olduğu yerde durdu. Gözleri karardı, dudaklarını sıktı.
"Ve sen... bunu bana şimdi mi söylüyorsun?"

"Karan lütfen... O adamın söylediklerinin benim için hiçbir önemi yok. İğrendim ondan. Buğra hoca sandığım kişi değilmiş. Artık gözümde sadece biri... 'biri' bile değil."

Bir adım atmak istedi ama elimden tutup kendime çektim.
"Ama bana söz verdin. Ne olursa olsun, kimseye bir şey yapmayacaksın. Lütfen, bugünü mahvetmeyelim. Gel... yanıma gel."

Elini tuttum, beline koydum. Kolları titreyerek sardı beni.
Ona sarıldığımda yavaş yavaş sakinleşiyordu. Başını boynuma yasladı.
O an kulağına fısıldadım:

"Seni çok seviyorum... sevgilim."

İlk kez ona sevgilim demiştim.
Bunu duyunca, sarılışı değişti. Daha derin, daha anlamlı... Boynuma yavaşça bir öpücük kondurdu.
Ona sevgiyle yaklaştığımda yumuşuyordu.
Bu adam gerçekten sevgiyi hak eden bir adamdı. Ama... babası neden bu kadar gaddardı ona karşı, bunu hâlâ anlayamıyordum.

O gece, Karan'ı sakinleştirmeyi başarmıştım.
Sabaha kadar birbirimize sarılarak uyuduk. Kalbim ilk kez bu kadar huzurla doluydu.

Ama sabah...

Gözlerimi açtığımda, Karan yanımda değildi.
Normalde ben uyanana kadar yataktan çıkmayan Karan, bu sabah yoktu. İçimde kötü bir his kıpırdanmaya başladı.

Aklıma gelen şeyi yapmamıştır umarım...

Hemen telefonu elime aldım. Numarasını çevirdim.
Bir çaldı...
İki çaldı...
Üçüncüde açtı.

"Karan neredesin?"

"Acil bir işim çıktı güzelim. Seni uyandırmak istemedim, o yüzden çıktım."

"Buna inanacağımı düşünmüyorsun, değil mi? Sen hiçbir zaman böyle sessizce gitmezdin. Umarım düşündüğüm şeyi yapmıyorsundur."

Sustu bir an.
"Güzelim düşündüğün şeyi yapmıyorum. Gerçekten sadece bir işti. Birazdan geliyorum."

"Karan... eğer düşündüğüm şeyi yapıyorsan, o zaman sonuçlarına katlanırsın. Anladın mı?"

"Yapmıyorum... Az sonra evde olacağım." dedi.

"İyi bakalım. Gelince konuşacağız."
Telefonu kapattım.

Onu tanıyorsam... Bu işin peşini bırakmaz.
Belki Buğra hocaya bir şey yapmamıştır ama içim rahat değildi.
Acaba Buğra hocayı arasam mıydım? Yok, belki de bir şey olmamıştır...
Karışık duygularla Karan'ın odasından çıkıp kendi odama geçtim.

Duş aldım, üzerimi değiştirdim ve acıktığımı fark edip aşağıya indim.
Ayşe teyze yine döktürmüştü.

"Ayşe teyze bu kadar hazırlık yapmışsın ama kimsecikler ortada yok." dedim.

"Hepsi birazdan gelir kuzum." dedi.
Muhtemelen Karan haber vermişti geleceğini.

"Anladım. İyi madem, bekleyelim."

Ayşe teyzeye yardım etmek istedim, izin vermese de içim rahat etmediği için dinlemedim. Birlikte kahvaltıyı hazırladık.

20 dakika sonra kapı açıldı.
Karan ve diğerleri gelmişti.

Karan arkamdan sarıldı, herkesin içinde yanağıma bir öpücük kondurdu.
Birden utanıp kızardım.
Karan gülerek kulağıma eğildi.

"Utanma güzelim. Sevgilimsin... bunlar gayet normal şeyler."

Ayşe teyze de hemen atıldı:
"Oy kuzum benim, sonunda sevgili oldunuz ha! Çok sevindim yavrum benim!"
Yanaklarımdan öperek kutladı bizi. Dünden razıymış gibi mutluydu.

Cevat da hemen atıldı:
"Oh be! Artık rahat rahat 'yenge' diyebileceğim! Tebrik ederim yenge!"
Hepimiz gülmeye başladık. Sıcacık bir kahkaha yayıldı sofraya.

Sonra gözlerimi Karan'a çevirdim.
"Ee Karan Bey... Sabah sabah bu kadar önemli iş neydi bakalım?"
Yüzünü dikkatle izledim. Bir yalan söylerse anlarım diye...

Gözlerini benden kaçırdı.
"Önemli bir işti güzelim... Can sıkıcı bir durumdu. Hallettik çok şükür."

Geçiştiriyordu.
Ve ben anlamıştım... Bu işin ucunda Buğra vardı. Eminim.

"Anladım..."
Sadece bu kadar dedim.
Tartışmak istemedim, bugünün güzelliğini bozmak istemedim.

Kahvaltımızı hep birlikte, sohbet ede ede, gülüşerek yaptık.
Birlikte olmanın sıcaklığı sarmıştı herkesi.
Ayşe teyze gözleri dolu dolu bana baktı:

"İyi ki geldin kuzum. Sen geldin, bu ev şenlendi."

Gülümsedim.
"İyi ki sizi tanıdım. Ben de burada ilk kez gerçek bir mutluluğa dokundum."

Kahvaltı bittikten sonra hep birlikte salona geçtik.
Kalbim biraz tedirgin olsa da...
O an sadece o sıcaklığa tutunmak istedim.

Babamın BorcuBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin