12. BÖLÜM

36.9K 1.3K 386
                                        

Karan küçük, kadife kaplı bir kutu uzattı.
Kutuyu elime aldım. Kalbim, ellerimden önce titriyordu sanki.
İçini açtığımda gözlerime inanamadım.

Kutu içinde, eski ama zarif bir zümrüt küpe duruyordu.
İnce işlemeleri, yılların izini taşıyan zarafetiyle göz alıcıydı.
Bu, öylesine bir hediye olamazdı...

Şaşkınlıkla bir Karan'a, bir de küpeye baktım.
Boğazım düğüm düğüm oldu.

"Karan... Bu belli ki çok değerli bir küpe. Ben bunu kabul edemem, al bunu lütfen."
dedim, kutuyu ona doğru uzatırken.

Ama Karan, bir adım bile geri çekilmedi.
Sert değil, sakin ama kararlı bir sesle konuştu:

"Lütfen Vera. Benim için çok değerlisin. O yüzden lütfen, bunu kabul et."

"Ama Karan, beni de anla. Ben... böyle bir şeyi nasıl kabul ederim?"

Yutkundum. Ellerim titriyordu.
Karan gözlerimin içine baktı.

"Bunu kabul et... ve beni dinle olur mu Vera?"

O an anladım ki bu sadece bir hediye değil, onun kalbinden gelen bir parçaydı.
Yine de veremeyecektim ama anlattıklarını dinlememek de haksızlık olurdu.
Başımı hafifçe salladım. Sessizce onay verdim. Gözlerim onunkilerdeydi.

"Vera... Bu küpe, annemden kalan tek şey."
dedi ve sesi birden değişti. İçinde bir çocuk gibi kırılgan bir ezgi vardı.
"Çok uzun zaman önce, bana verdiği son hediyeydi. Manevi değeri... tarif edilemez.
Annem, 'Bunu bir gün gerçekten hak eden bir kadına ver' demişti.

"Ve ben... ben senin ilk fotoğrafını gördüğüm günden beri sana aşığım Vera.
Bu nasıl oldu, ne zaman oldu bilmiyorum. Ama seni tanıdıkça... bu duyguyla baş edemedim."

Gözlerim doldu.
Yüreğime bir şey saplandı sanki.
Karan, gözlerini gözlerime kilitlemişti.
Bir şey dememden korkuyordu.
İçindeki tüm cesaretle açtığı bu yarayı, reddedişimle incitmemden korkuyordu.

"Vera, biliyorum... beni çok garip ve saçma bir şekilde tanıdın.
Ama... lütfen, bir şey söylemeden önce sadece düşün. Olumsuz bir şey söyleme, hemen değil..."

"Karan, ben..."
dedim ama konuşamıyordum.

Sanki o da, olumsuz bir şey söylemek üzere olduğumu fark etti.

"Lütfen Vera... sadece düşün."

Başımı hafifçe salladım.
Kelime bulamıyordum.
Karan, kararsızlığımı anlayınca sessizce kutuyu yanıma bıraktı ve arkasını dönüp çıktı.

Kapı kapanır kapanmaz içimde bir yer çöktü sanki.
O ana kadar tuttuğum duygular birden patladı.
Neden ağladığımı bile bilmiyordum.
Yalnızca sessizce, dizlerime kapanmış halde ağlıyordum.

Ben... âşık olmak istemiyordum.
Kalbimi bu tür duygulara açmayı hiç planlamamıştım.
Hayallerim, hedeflerim, yolum çok başka bir yöne dönüktü.
Ama neden içim bu kadar yanıyordu?

Yarın onunla konuşacaktım.
İstemeyerek de olsa, duygularını karşılıksız bırakmak zorunda olduğumu söyleyecektim.
Belki de kendimden korumalıydım onu.

Yatağıma uzandım.
Karan'ın sözleri zihnimde yankılanırken, günün yorgunluğuyla yavaşça uykuya daldım.

Gece, karanlığın en derin yerinde bir el ağzımı sımsıkı kapatarak uykumdan uyandırdı.
Gözlerimi panikle açtım.
Yüzü yara izleriyle dolu, daha önce bu evde hiç görmediğim biri üstümdeydi.
İri cüsseli, nefes alışları bile ürkütücüydü.
Elini ağzımdan çekmiyor, çırpınmama rağmen sıkıca tutuyordu.

Babamın BorcuHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin