二十五

1.5K 142 450
                                        

Merhaba çiçeklerim 🌸

Biraz geciktim, ama uzuuuun ve eğlenceli bir bölümle telafi ediyorum. Umarım beğenirsiniz. Yorumlarınızı çok özledim 👉🏻👈🏻

Keyifli okumalar 💜

🛸 🌲✨

Olillonun Dünya'ya dair deneyimlerini İlion ile paylaşmayı hedefleyen aklı darbe almış, arızalı bir makine gibi sekteye uğruyordu

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.




Olillonun Dünya'ya dair deneyimlerini İlion ile paylaşmayı hedefleyen aklı darbe almış, arızalı bir makine gibi sekteye uğruyordu. İnsanın yatağında, onun kıyafetlerine sarınmış emanet bedeniyle öylece tavanı izlerken düşüncelerini ondan uzak tutmaya çalışıyor, bunun için de gezegenin kokularıyla alakalı küçük bir rapor hazırlamak gibi, belki de çok daha önce yapması gereken bir işe girişerek başarısız oluyordu.

Yağmur, toprak, okyanus...
Park Jimin'in siyah çarşafları.

Yosun, çemen, biberiye...
Park Jimin'in ambere bürünmüş yastığı.

Gözlerini yumup başını hızlıca iki yana salladı. İnsan odasındaki banyoda uyku öncesi rutinleriyle uğraşırken bir süredir yatağında onu bekliyor, içeriden gelen su sesine rağmen orada ne yapıyor olabileceğine dair tahmin yürütmemeye çalışıyordu. Çünkü zihnini bir şeylerle meşgul etmediği takdirde insanın duştayken nasıl göründüğünü düşleyip duracaktı.

Vanilya, şeftali, yasemin.
Park Jimin'in kendisine bol gelen ince, yazlık tişörtü.

Pes etmiş gibi, derin bir nefes verip bedenini yan çevirdi. Nihayet gözlerini aralayınca su sesinin artık gelmediğini fark ederek başını banyonun kapısına çevirmiş, aslında insanın duş bile almıyor olduğunun bilinciyle hastalıklı zihninden utanç duymuştu. Göremediği bir takım şeylerden haberdar olabilmesini sağlayan üstün zihni onun yalnızca yüzünü yıkayıp, özenle kremliyor olduğunu zaten biliyordu.

Başını yeniden tavana, ardından da iki yanından tül sarkan geniş pencereye çevirdi. Hava nihayet serinlemeye başladığından ılık bir rüzgar esiyor, perde usul usul salınıyordu.

Park Jimin'in yumuşacık, pürüzsüz teni...

İnanılır gibi değildi. Olillon bu yabancı gezegene kendisiyle birlikte getirdiği yegane şeyi de kaybetmişti. Bir şeyler aynı işlemiyordu, zihni üzerinde hiçbir hükmü yoktu sanki. İnsanın gönlüne düşürdüğü tatlı sancıyla sarhoş olmuş haldeydi. Onu sarıp sarmalayacağı, rüyalarına tanıklık ederek saçının kokusuyla mest olacağı uzun bir gece geçireceği için heyecandan yerinde duramıyor, dakikaları sayıyordu.

Gözleri açık gökyüzünde gezindikten sonra gri, pürüzsüz duvarı aşarak yatağın üzerinde unutulmuş gibi görünen bilgisayarı buldu. Jimin oyun oynamayı seviyordu, ama bunun için kendi bilgisayarını nadiren kullanırdı. Taehyung'un bir servet bayıldığı şaşaalı bilgisayarı ve playstation'ı varken dizüstü bilgisayarından oyun oynamaya çalışacak hali yoktu ya?

olillon || kookminHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin