Merhaba,

Kendimi şöyle kısacık tanıtayım ismim Ayşe Tuğçe Okur. Siz seçin ya Ayşe ya da Tuğçe. Her neyse... Şuan oldukça heyecanlıyım biraz açıklama yapıp direk tanıtıma geçeceğim merak etmeyin :) Ben aslında bu hikayem için iki yıl bekleyecektim ama bekleyemedim :) Umarım beklememekle iyi bir şey yaptım... Nasıl karar verdim peki? Kurgum hep aklımdaydı ve bir gece tamamen oturdu. Sonra düşüncelerimi içimde tutamadım, kendileri firar etmeye çok meraklıydılar :) Ben de bir deftere yazmaya karar verdim ama bunu öğrenen çok canım olan arkadaşlarım burada da yazmamı istedi. Ben de böylece kararımı verdim.Onların o desteklerine ve dostluklarına binlerce kez teşekkürler. Ve de anneme. Aşka Esaret benim üçüncü hikayem fakat içime en iyi sinen sadece bu hikayem oldu ve yayınlanmaya başlayan da... Tamam fark ettim çok konuştum :) Umarım çıktığım bu yolu iyi bir şekilde tamamlarım. Hatalarım elbette var lütfen hatalarımı benimle paylaşın... Hadi bakalım başlıyoruz .

Unutmadan şuan bu tanıtım yayınlanabiliyorsa çok canım olan Ayşe Aytaç (ailuros) sayesinde. Benim için gördüğünüz bu harika kapağı yaptı. Tekrar ellerine ve emeğine sağlık. Çok teşekkür ederim. Çok!

                                                                               *****

Haziran ayının tatlı rüzgarı saçlarımı havalandırırken annemin kafesine tırmanan merdivenleri yeni adımlayacaktım. Bugün kafenin içinde ve çevresinde bir sessizlik vardı. Daha içeriye girmemiştim ama sessizliği farkediliyordu işte. Oldum olası zaten sevmezdim böyle sessizlikleri.

 Annemin "Mor Salkım" adlı kafesi Tuzla'daydı. Denizin hemen kenarındaki merdivenleri tırmandığınızda; mor salkımlarla sarınmış,beyaz ahşaptan yapılmış üç katlı bir kafe ile karşılaşıyordunuz. Son zamanlarda canlı müzik de eklenmişti ve saat dokuz itibariyle her yer doluyordu. Basit atıştırmalıklar ve tatlılarla tadına doyum olmuyordu.

 Gariplik buradaydı işte saat tam dokuzdu ve etrafta kimse yoktu. Kafeye tırmanan merdivenleri korkudan bir solukta çıktım. Böyle sessizlikleri sevmiyordum işte! Adımımı attığım an ışıklar açıldı ve tüm sevdiğim insanlar hep bir ağızdan; "İyi ki doğdun Berrak!" diye bağırmaya başladılar. Ah... Ben şimdi yirmi üç yaşıma mı girmiştim? Sahi o kadar olmuş muydu? O zaman sürem bitmişti. Anlaşılan yedi yıldır sakladığım cesaretimi çıkarmanın zamanı gelmişti. Bari bunun şerefine kader de son oyununu oynayıp "onu" buraya ışınlamış olsaydı. Keşke...

*****

Ve tanıtımım bitti umarım beğenmişsinizdir. Başda da belirttiğim gibi hatam varsa beni lütfen bilgilendirin. Her türlü yapıcı eleştiriye açığım. Berrak'ın iç dünyasından her şeyi bileceğiz, göreceğiz ve duyacağız. Umarım Berrak'ın iç dünyasını seversiniz.

**Herhalde haftaya 1.bölüm ile karşınızda olurum. Belki dayanamazsam daha erken de olur bilmiyorum. Ama bir hafta içinde bölüm gelir.**

**Resimde bulunan cici kızım Berrak Kurucu'dur.**

**Bu arada hikayemde bulunan karakterlerimin castlarını yazdım. Bakabilirsiniz ya da kendi hayal gücünüzle tasarlayabilirsiniz.**

AŞKA ESARETBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!