9

1.8K 105 403
                                        

Müzik,
Göksel İpekçi, Bar

✭༻

Bilmem kaç dakikadır oturuyorduk. Arkada müzik çalıyordu, insanlar dans ediyordu, müziğe eşlik ediyordu ya da yemek yiyorlardı... Biz ise bundan tam tersi olarak, birbirimize bakacak şekilde oturmuş ve hiçbir şeyden etkilenmeyecek bir tavırla Dinçer yüzünden bakışıyorduk.

"Sonu anlamadım." dedi Alex, bir kaşını kaldırıp bizlere pür dikkat kesilmişken.

Elimle ağzımı kapattım. "Dinçer ne diyorsun sen? Dosya bu kadar hızlı mı kapanmış yani?" Gözlerimin son demlerine kadar açık olduğunu görmesi bir anlığına aşağıda olan koluma dokunup sakinleştirmeye çalışmasına neden oldu.

"Evet, böyle olmuş. Cesetlerden geriye hiçbir şey bulamamışlar. Polisler ve dedektifler ise dosyayı kapatmakla işin çaresini bulmuş." Derin bir nefes verdi ve sırtını dikleştirerek rahat bir edayla arkasına yaslandı. Elleri, masadaki hakimiyeti korumak için hâla masanın üzerindeydi.

"Vay canına..." diye mırıldandı Alex, kediyi kucağına alarak.

Aslında tahmin ettiğiniz üzere Dinçer bize şu anda yaşanmış bir hikayeden bahsediyordu ve nefesimizi kesen bir etki yaratmıştı. "Peki... Kadına ne oldu?" diye mırıldandım, Dinçer'e doğru.

"Kadın..." Yüzündeki o anlamsız tepkiyi asla bozmadı. Yeşil gözleri karanlığa bürünmüştü. "O bu hikayeden sağ çıkan tek kişiydi aslında. Yani tek kişiymiş, en son okuduğumda öyleydi. Şu an başka tanıklar var mıdır? Sanmam." Elimi kalbime götürüp rahatladığımı gösteren derin bir nefes verdim. Alex de başını sallamış ve gülümsemişti.

"Peki katil, kadının peşine neden düşmemiş?" diye bir soru yönlendirdi Alex. Güzel bir soruydu.

"Düşmüş." Benimle göz göze geldi. "İlla ki düşmüştür. Ama katil beklenmedik bir sonuçla karşı karşıya kalmıştır belki." Servis yapan adam, önümüzdeki alkol trafiğini yenileyince Dinçer, Alex denilen adamdan hâla bir yanlış bekliyordu. "Ee, hikayemi beğendiniz mi?" dedi Dinçer, dağınık kumral saçlarını geriye doğru iterken.

"Güzelmiş... Ama neden anlattın ki bize bunu yani?"

Dinçer'in doğrudan kaşları çatıldı. "Haddini bil diye." Cevap karşısında şaşkınlığa uğrayan Alex, kollarını göğsünde birleştirdi ve pür dikkat Dinçer'e odaklandı. Aralarında anlamadığım bir tür bakışma geçmişti ama gerçekten hiçbir şey anlamamıştım. Sadece birbirlerine çatık kaşlarla bakıyor olduğunu ve sinirli olduklarını anlamıştım.

"Aman! Neyse... Teşekkürler Dinçer." dedim ve ortamdaki gerginliği dağıtmak üzere koluna yapıştım. Bir de bana dengesiz diyorlardı! Onlar demek ki Dinçer denilen adamla karşılaşmamıştı... "Enstrüman çalabiliyor musunuz?" diye ortaya bir soru attım.

İlk cevap veren Alex oldu. "Elektro gitar çalabiliyorum."

"Aa gerçekten mi?" Elektro gitar çalmayı daha önce denememiştim. "Ne zamandır çalıyorsun?"

SİBİRYA EKSPRESİHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin