Merhaba çiçeklerim 🙋🏻♀️ Kusuruma bakmayın geciktim gerçekten. Nikahtan sonra bu kez de işle alakalı meşguliyetlerim oldu. Şimdi de hastayım 🥲 anlayacağınız yazmayayım diye her türlü şey gerçekleşti gibi bir şey 🚬
Bahsetmişken güzel dilekleriniz için çok teşekkür ederim. Çoğunuzla burada birlikte büyüdük, mutluluğumu da paylaştığınız için çok duygulandım. İyi ki varsınız 🥺
Bölümün çoğunu yazmıştım aslında ama pek içime sinmediği için ve hasta olduğum için bitirmeyi erteledim sürekli. Biraz geçiş bölümü gibi, ama böyle olması gerekiyordu. Gelecekle alakalı çok güzel planlarım var 🌝
Umarım sıkılmazsınız. Keyifli okumalar 💜
🛸🌲✨
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Saat erken değildi, fakat aralarındaki bu dramatik tepkimeyi herkesin uykuda olduğu geç bir saate de saklayamamışlardı. Haliyle neler olup bittiğini anlamak adına etrafa göz atma güdüsüyle dolmuş insanlar birer birer pencerelerindeki yerlerini alıyordu.
Taehyung da bu güruha katılmak üzere merdivenleri tırmanırken, "Oyundaydım anasını satayım!" diye yakındı ve adım sesleri giderek terasa yaklaşırken Jimin aniden bedenini Jungkook'tan uzaklaştırarak birkaç adım geriledi.
Yaptığı cesur hamlenin beraberinde neler getireceği tamamen muammaydı; olillonun gri gözlerine hakim olan şaşkınlık derinlerinde bambaşka duygularla harmanlanmış olsa gerek, kaşları belli belirsiz çatılmıştı. O an için değil galaksinin goldilocks bölgesinin bu küçük gezegenindeki misyonu; evrendeki varlığı bile sorgulanmaya açık, anlamsız bir meseleydi. Az evvel insanın beline yerleştirmiş olduğu eli öylece havada kalmış, dudakları kaybettiği sıcaklığın ardından aralanmıştı.
Taehyung aceleyle terasa çıkıp doğruca sokağa göz atmak için korkuluklara yöneldiğinde tüm bu karanlığın yegane sebebi olan iki adam aralarındaki birkaç adım mesafeden birbirlerine bakıyor, paylaştıkları beklenmedik ama tutkulu anı hazmetmeye çalışıyordu.
Jimin, arkadaşı az evvelki hayal kırıklığından bir gram bile kaybetmeden, "Neden hiçbir yerde elektrik yok?" diye yakınırken gözlerini olillonun doğruca kendisini seyreden gri irislerinden kaçırmaya çabaladı çünkü bu sorunun cevabı her ikisini de ilgilendiren, paranormal bir tepkimeden ibaretti.
Belki de yabancı varlığın sebep olduğu uyuşma halini hissetme güdüsüyle elini dudaklarına götürdü ve bir başkasına ait et parçaları gibi hissettiren dudaklarını baş ve işaret parmaklarıyla hafifçe çekiştirdi. Gözleri pembe bir tokyo terlikle örtülmüş ayaklarına kilitlenmişken en son buna benzer bir deneyimi dişine dolgu yaptırdıktan sonra yaşadığını hatırlayarak kaşlarını çatmıştı.