VURGUN I, Kelebek Çiçekler çok yakında Lapis Yayınları ile raflarda!..
Geçmiş; yazılmayı bekleyen bir romanın ilk cümlelerini kulağıma fısıldadığında kurtarıcım olan adamın rahesinde ağzımdan akan kan vardı.
''Seni bulduğum gün kollarıma almasaydı...
Merhabaaa🫶🏻 Oy vermeyi, yorum yapmayı unutmayınnnn!^^
Keyifli okumalar!
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Nilipek, Gömülür
Bölüm öncesi, 🦋
27. BÖLÜM: ''VİCDAN SIZLATAN HİLE.''
Ağır bir uykuya düştüğünüzde gördüğünüz tüm kâbusları gerçek sanırsınız. O kadar çok gerçektir ki; hiç görmediğiniz, tanımadığınız bir insanın sesi hafızanıza kazınır. Kafamın içindeki ağır uykudan sizlere sesleniyorum; insan denilen nankör varlığa acımaya başladığınızda ve vicdan sızlatan hileye bulaştığınızda sonunuzun bir ateş olacağını unutmayın.
Dante'nin de dediği gibi, ''İnsan yalnızca başkalarına zarar verecek şeylerden korkmalı.'' Çünkü bizi yakacak olan başkalarına verdiğimiz zarar, onlardan çaldığımız hayat.
Babam yalnızca annemin hayatını çaldığını düşünüyordu.
Hayır.
Benim hayatım, bir bebek olduğum için mi hayattan sayılmamıştı?
Annem olduğunu videoda öğrendiğim kadını kafamın içindeki ağır uyku kâbuslarının birinde bulduğumda, omuzlarımda hayalini kurduğum mesleğin cübbesini taşıyordum. Gerçek hayatta görmediğim o insan, ''Anneniz olduğunu bilmiyordum,'' dedi. ''Teşhis etmeniz için bu numarayı verdiler, adı Nare dediler.''
Vücudumun her bir noktası o kadar titriyordu ki; kollarının arasında uykuya daldığım o adamın nefesini ensem de hissediyordum ama kalbimi söken bu kâbustan uyanamıyordum.
''Dünyada ismi Nare olan birçok kişi vardır,'' dedim, gözyaşları içinde annemin bedenini saran beyaz örtüye bakarken. ''Öğretmen Nare, Hemşire Nare, Doktor Nare... Ama hiçbiri benim kadar kimsesiz değildir. Ben annemi kimin öldürdüğünü bulmak için mi omzuma astım bu cüppeyi, sonra da babam ömür boyu, sızlaya sızlaya içeride çürüsün diye mi Savcı oldum?''
Titreyen ellerim uzandı, beyaz örtünün altındaki yüzü görmek için hareketlendi. Beyaz örtüyü kaldırdığımda dudaklarımın arasından acı dolu bir çığlık döküldü ama yüreğime gömüldü. ''Anne,'' dedim, titrek çenemi durduramazken kısık bir tonda. ''Seni nasıl benden alırlar?''
Ayaklarımın altından kayan zemini hatırlıyorum. İnsan unutamaz çünkü düşerken, zemini ayaklarının altından çekeni ve boşluğa gömülmesini sağlayanı. ''Seni benden aldılar, söylesene, benden geriye ne kaldı şimdi?''
Boynumdaki kelebek kolyemize baktım. Hem onda vardı hem de ben de. ''Annem,'' Bana gülen gözleri yoktu. Adımı söylerken gülümseyen dudakları yoktu. Saçlarımı severken nazik olan elleri yoktu. Etime kıymık batsa yanağına akacak gözyaşları yoktu.