GÜNCE - 12

183 10 1
                                        

Karanlık hücredeydik, ben ve sadece bu piç. Nöbetçi askerleri bile uzaklaştırmıştım. Abdi ve Gökhan'ın desteği benim gibi gazi bir komutanın sözüyle Ekrem piçinin hem askerliği uzamış hem de bir haftalık disko cezası almıştı. Ve şu an diskoda beraberdik. Tir tir titreyerek suratıma bakıyordu. Ben de ifadesizce on beş dakikadır onu izliyordum. Ayrıca elimdeki gazozu içiyordum. Ben suratına ölümcül bakışlarla bakarken o celladını görmüş bir mahkum gibiydi. İlk bir yalvarsa da işe yaramayacağını anladığından susmuştu. Daha doğrusu ağlıyordu.

Birini bir anda öldürürsen sadece bir kere öldürmüş olursun ama birini önce onu öldüreceğine dair ikna edersen ve sonra öldürürsen iki kere ölmüş olur. Psikolojisiyle oynayıp onu öleceğine ve ölümün acılı olacağını hatta bu ölümü beklemek zorunda kalması gerektiğine inandırırsanız alacağınız keyif artar. E elinizdeki kurbanın da acısı büyür hem fiziksel hem ruhsal. Benim kurbanım da bana istediğimi fazlasıyla veriyordu. Gazozum bitince boş şişeyi yere bıraktım. Üstümdeki askeri üstü çıkardım. Gözleri iyice büyürken bugün özellikle seçtiğim metal saatimi çıkarıp cam kısmı avucuma metal kısmı parmaklarıma gelecek şekilde sardım elime. Karşımdakine bakıp

- Başlayalım mı dedim.

- Sırf o piç için mi yapıyorsun bunu? Belli ki baya zevk vermiş sana. E tabi o götten zevk almama şansı mı var insanın dedi gülerek. Korku yerine aptal bir cesarete bırakmıştı belli ki.

- Onunla ilgili ettiğin her kelime için bir dişini kıracağım. Devam et.

- Korkmuyorum senden amına koduğumun psikopatı.

- En büyük hatan da bu sanırım.

Yaklaşıp elimdeki metalle vurdum suratına doğru. Suratını kanlar içinde bırakınca abartmamam gerektiğini hatırladım. Belirgin izler şüpheleri üzerime çekerdi. Neyse ki kendimi tatmin edeceğim çok yöntem vardı.

- Biliyor musun Ekrem buradan çıktığında adını bile unutacaksın. Gece uzun, deyip şişeyi elime aldım. Gözleri faltaşı gibi açıldığında kahkaha attım.

Sonraki gün odamda içimde derin bir huzurla oturuyordum. Uzun süredir içimden taşan karmaşa yerini yoğun bir rahatlamaya bırakmıştı. En azından artık elimdeki dosyaya odaklanabiliyordum. Kapım çalınca "gel" dedim. Kafamı kaldırmadan burnuma dolan lavanta kokusuyla dişlerimi gıcırdattım. Selam verdiğinde kafamı kaldırdım.

- Müsait miydiniz komutanım dedi.

- Çok zamanım yok. Ne diyeceksen çabuk söyle asker.

- Komutanım Ekrem'i...

- Onun adını ağzına alma. Dediğime ben bile şaşırmıştım.

- Şey yani onu siz bilerek aldınız değil mi? Bana yaptıklarını biliyordunuz.

- Şans eseri öğrendim. Eğer yeterince şanslı biri olmasaydın sanırım tecavüze uğrayacaktın. Çünkü uğradığın tacizleri anlatmadın.

- Korktum komutanım. Zaten hakkımda ileri geri konuşuyorlar bir de bu duyulursa ben zarar görürüm diye düşündüm. Hem kimse arkamda olmazdı. Hakkımı savunacak kimsem yok.

- Ben gerekeni yaptım. Gerisini düşünme. Bu konuda sessiz kal. Sana yaklaşmaya cesaret edemez artık.

- Ne yaptınız ona komutanım.

- Hak ettiğini. Dediğimle yeşil gözleri soyulmuş ellerime baktı. Yorucu bir gece geçirmiştik nihayetinde.

- Başınız benim yüzümden belaya girmez değil mi komutanım dedi çocukça bir masumiyetle. Gülümseyip

- Girmez. Merak etme dedim. O da gülümseyip

- Teşekkür ederim komutanım. Bu iyiliğinizi hiç unutmayacağım dedi. İçimde bir sıcaklık hissederken sıfır mimikle

- Bu askerimi korumak için yaptığım bir şeydi. Kişisel algılama. Yerinde başkası olsa ona da yapardım. Sikik ümitlerini canlandırmasın bu olay. Tekrar midemi bulandıracak şeyler duyurtma bana. Anlaşıldı mı asker dedim. Suratındaki gülümseme silinmeden

- Anlaşıldı komutanım. Yine de teşekkür ederim. Buradaki hayatımı kolaylaştırdığınız gibi ben de sizinkini kolaylaştıracağım. Sizi asla rahatsız etmeyeceğim. Ama biri canımı sıkarsa da size geleceğim. Bana ne kadar kızsanız da yine beni koruyacak kişinin siz olduğunu öğrendim. Sağ olun komutanım. Kendimi ilk kez kimsesiz hissetmedim. İzninizle deyip odamdan çıktı.

Geride beni afallamış ve sıcacık bırakarak.

KOZA Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin