- Peki, sen insanları bu kadar önemsemezken neden bu gence bu kadar tepkilisin?
- Ona tepkili değilim.
- Ona tepki veriyorsun demeliydim sanırım. Sen empati kurmadan, bağlanmadan, duygusal bağlar kurmadan yaşayan birisin. Bu çocuğa neden böyle tepkiler veriyorsun? Bir bağ mı kurdun?
- Onunla hissettiğim tek bağ av avcı ilişkisi. Onun benden hoşlandığını, hatta belki ileri düzeyde hisleri olduğunun farkındayım. Ve ben onu incitecek şeyler yaptıkça zevk alıyorum. Bunu nasıl tarif edebilirim bilmiyorum ama yeşil gözlerinin buğulanması, bana korkuyla bakması hoşuma gidiyor.
- Belki de tıpkı onun gibi sen de ondan hoşlanıyorsundur ama sevmek ve sevilmek hakkında neredeyse hiç deneyimin olmadığı için nasıl tepki vereceğini bilemiyorsun. Bu noktada hissettiğin karmaşayı bildiğin tek yolla yani şiddetle bastırıyor olabilir misin?
- Olabilir mi dedim. Büyük bir karmaşa beynimi ele geçirirken. Gerçekten bu muydu?
- Olabilir de olamayabilir de. Bunu bir düşün olur mu? Bu senin antisosyal tarafın mı yoksa yeni duygular tadan tarafın mı? Kendine soracağın soru bu.
Yine beynimi delen bir seans olmuştu. Seansları bırakasım geliyordu bazen çünkü bu sikik doktor tüm beynimi ortaya çıkarıyor benim karanlığa gömdüğüm yıllarca kaçtığım her şeyi önüme sunuyordu. Anlattığı gibi de değildi ayrıca. Benim aptal bir çocuğa karşı ne gibi bir duygum olabilir ki? Saçmalık.
Seanstan çıkınca kışlaya döndüm. Şu an Karaca’yı bulup eşek sudan gelene kadar dövesim vardı. Beynimde ve seanslarımda kendine yer bulduğu için. Dişlerimi sıkıp odama yöneldim. Sincap olayından beridir bakmıyordu suratıma. Bunun için de ayreten sinirliydim. Sanki ona mı sıkmıştım? Gevşeme teknikleri filan işe yaramıyordu. Kanından biraz akıtıp tadına baksam tüm hıncım geçerdi. Odama geçip sinirimi atmak için biraz çalıştıktan sonra aklıma bugün annemin yanıma geleceği geldi. Bir de onunla uğraşacaktım. Tutturmuştu geleceğim diye. Reddedemediğim tek insan oydu bu hayatta. Nizamiyede sorun çıkarmasınlar diye arayıp haber verdim. Yine de bu piçlere güvenmediğimden çıkıp bir de kendim görmek istedim.
Dışarı çıktığımda gördüğüm sahne tuhaftı. Karaca annemle beraber odama doğru geliyordu. Annem de Karaca da gülüyordu. Annemi nasıl anladı da nasıl iletişime geçebildi de güldürdü anlam veremedim. Sonra ellerini kaldırıp anneme dönerek işaretler yaptı. Annem ona gülüp parmaklarıyla cevap verdi. Saçını okşadı. Sonra benim olduğum tarafa dönünce gülümseyip anneme beni işaret etti. Annemle yanıma yanaşınca selam verdi bana. Birkaç gündür bakmıyordu bana şimdi hem bakıyor hem gülümsüyordu. Zayıf yönünü gördüğü için merhamet ediyor diye geçirdim içimden. Nefret ettim o an ondan. Anneme dönüp parmaklarımla
- Hoş geldin, odama geçelim dedim. Annem gülümseyip Karaca’ya döndü
- Teşekkür ederim oğlum, sen olmasan kapıdakiler almayacaktı beni dedi parmaklarıyla. Karaca’ya dönüp
- Ne oldu dedim.
- Komutanım, nizamiyedekiler anlaşamamış da işaret dili bildiğim için beni çağırdılar yardımcı oldum ben de dedi.
- Salaklara haber vermemiş olsam neyse de bildikleri halde nasıl annemi bekletebiliyorlar dedim sertçe solurken. Yeşil gözleri titreşti bir an. Annem bana dönüp
- Bir sorun mu var neden kızdın dedi.
- Sorun yok gidelim dedim parmaklarımla yine. Karaca’nın sıcak bakışını görünce midem bulandı. Acınmaktan da nefret ederdim.
- Git bize iki kahve getir asker, suratındaki sikik gülüşü de sil, senin sempatine ihtiyacımız yok dedim ölümcül bir tonda. Sustu ve yine gücenik bakışlarla bana bakıp
- Emredersiniz dedi ve uzaklaştı. Duymadığı için anlayamayan annemi alıp odama gittim. Nizamiyedekilerin de ağzına sonradan sıçacaktım.
Kahveler gelene kadar sohbet ettik annemle. Daha doğrusu o işaret etti ben dinledim. Sonra “Yasemin ile nasılsınız” diye sordu. “İyiyiz” diye işaret ettim. Kapı açılıp Karaca kahve servisini yaparken annem özel hayatımızın özel olduğunu unutup “benim isteğimle nişanlandığını biliyorum ama en azından biraz zamanını vermez misin kıza” dedi. Tabi ki bunu gördü Karaca. Yüzü ışıldarken bana selam verip çıktı. Gözlerine yayılan umudu görmemek için kör olmak lazımdı. Annemi onaylayıp geçtim. Abdi de gelip biraz annemle sohbet etti. Benim tercümemle. Annemi de alıp çıktığımda Karaca’nın pencereler arkasından bizi izlediğini biliyordum. Gerçekten eceline susamış bir insan bana böylesine aşık olabilirdi.
Sonraki gün annem istedi diye Yasemin ile buluştum. Beni sık sık arıyor, mesaj atıyordu ama ben sosyallikten uzak biri olarak ona çok geç dönüyor uygulamaya bile girmiyordum. Nişandan sonraki zamanda eski takıldıklarımla üç kere görüşmüştüm. Üçün ikisi Karaca gibi bembeyaz olanlaydı. Yasemin’e şimdiden bu yanımı gösteremezdim bence o da görmek istemezdi hatta bunu bilse arkasına bile bakmadan kaçardı. Yemek için küçük şehrin en bilinen restoranına getirdim onu. Birlikte yemek yedik. Yediklerinin birazını bırakıp gelinlik için diyette olduğunu söyledi. Elimdeki bıçağı ona saplamamak için insan üstü bir çaba harcayıp yeme konusunda hassas olduğumu atık yemeğe katlanamadığımı sert bir dille söyledim. Mahcup olup evliliğimizde buna dikkat edeceğini söyledi.
O konuştu ben dinledim. Bazen çok nadiren ben konuştum o dinledi. Bana bir sürü soru sordu. Nedense bu sohbet Karaca ile arada yaptığım sonunda hakaret ederek onu gönderdiğim sohbetlerimiz gibi tat vermemişti bana. Yemeğin bir bölümünde Karaca burada olsa acaba bana ne sorardı diye düşündüm. Sonra bu düşüncenin neden aklımda yer edindiğini anlam veremedim ve bir dehşet hissi içime yayıldı. Öfkelendim. Neden burada bile aklıma geliyordu ki?
Yasemin’i eve bıraktığımda bana dönüp
- Yukarı gelmek ister misin? Biraz otururuz dedi. Niyetini anladığım için
- Olur dedim.
Yukarı çıktık üzerimdeki kumaş ceketi çıkarıp koltuğa oturdum. Bize kahve yapıp gelip dibime oturdu. Parfümünü alırken bu kadar yakın olmasından kaçındım. Bunu görüp daha da yanaştı
- Utanıyor musun dedi sevimli olmaya çalışan bir sesle. Ona dönüp
- Hayır. Sadece temastan hoşlanmıyorum dedim.
- Ama biz evleneceğiz öyle değil mi? Hiç mi dokunmayacaksın bana hiç mi öpmeyeceksin? Yine aynı sikik talepler diye düşünüp
- Bugüne kadar kimseyle böyle bir temasa girmedim dedim.
- Yani hiç sevişmedin mi kimseyle?
- Sevişmedim. Açık olmak gerekirse Yasemin, ben sevişmem, öpüşmem, okşayıp sevmem sadece sikerim. Bana dokunulmasından nefret ederim. İşim bitince de aynı yatakta bile durmam. Buna hazır mısın? Dediklerimle bozguna uğrarken
- Yani çok şaşırdım. Hiç buna benzer bir şey duymamıştım.
- Yapamayacağını düşünüyorsan başından bitirebiliriz. Zamanını çalmak istemem.
- Aslında merak ettim. Deneyebilir miyiz?
- Tabi.
- Şimdi.
- Olur. Bana dokunursan olacaklardan sorumlu değilim dedim heyecandan kızaran suratına.
- Sorun değil. Beni yönlendirebilirsin.
- Kalk soyun odaya geç ve beni bekle. Tüm dediklerimi heyecanla yerine getirirken sadece izledim.
Bakalım bu merakının karşılığını verebilecek miydim?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KOZA
Romance"Çok kaçtım senden Karaca. Sen yavru köpek gibi peşimde dolanırken çok uğraştım. Senden uzak durup hayatını karartmamak için. Seni bir kere tadarsam asla bırakamayacağımın bilincindeydim. Asla gitmene izin vermeyeceğimin. Ama durmadın. Ben senden ka...
