Odamda oturuyordum. Karşımdaki manzara o kadar keyifliydi ki kalkasım gelmiyordu. Karaca dosyalarımı boşaltmış tek tek rafları siliyor, sildiği yerleri kurutuyor, kurutulan yerlere dosyaları yıl sırasına göre diziyordu. Sanki dünyanın en ciddi işini yapıyor gibi kaşlarını çatmış, dudaklarını büzmüştü. Eğildiği her seferinde bana harika bir manzara sunuyordu. Yıllarca ilgimi çekmeyen erkek bedeni bu çocukla sınırlarımı aşmıştı. Siksem ne olurdu acaba?
Onu yatağıma yatırdığımı, kemerimle minik ellerini bağladığımı, geçen günkü gibi ağlatarak siktiğimi hayal ettim. Nefesim hızlanmıştı. Resmen bir erkek çocuğu beni sertleştirmişti sadece düşünceyle. İyi değildim. Seks perhizi bana pek yaramamıştı. Gece birini ağırlasam iyi olacaktı. Telefonuma uzanıp beyaz tenli olana mesaj attım. Karaca kadar beyazdı o da.
Siktir. Karaca’yı sikmemek için onu andıran birini sikecektim yani. Lanet olsun.
- Temiz olmadı orası. Bir daha sil.
- Tabi komutanım hemen.
Neden bu kadar usluydu ki? Komutan olduğum içindi. Ama bu uysallık bile azdırıyordu beni. Onu izlemeyi kesip önümdeki içeriğini bile unuttuğum dosyaya döndüm. Bir süre sonra bana baktığını hissedip kafamı kaldırdım. Göz göze gelince telaşlandı. Önüne döndü.
- Bir şey mi diyeceksin asker dedim.
- Şey komutanım dedi bana dönerek. Elindeki bezi sıkıyordu. Bir lakabınız varmış ya. Onu soracaktım.
- Abdi komutan boş ver demişti. Belli ki boş veresin yok dedim dosyada bir şeyler yazarken.
- Merak ettim de ondan.
- Asker arkadaşların da bilir. Onlara sorsaydın.
- Sizden öğrenmek istedim.
- Hım, Azrail.
- Anlamadım.
- Lakabım. Azrail. Dağdakiler koydu.
- Çok mu terörist öldürdünüz komutanım?
- Yeterince çok değil. Gözlerine baktım tüm soğukluğumu gözlerime vererek. Bir ceylan gibi ürpermesini izledim. O kadar keyifliydi ki dişlerim kamaşıyordu.
- Bir kahraman gibisiniz o zaman dedi sevecen bir tonda. Masum ifadesine baktım. Terörist bile olsa nefes alan bir canlıya işkence ederek öldürmem beni kahraman mı yapardı cidden?
- Kendimi kahraman gibi görmüyorum. En azından hepsi ülkeden silinene kadar. En doğru düşüncem buydu.
- Bence hissetmelisiniz. Sonuçta bir sürü hizmette bulunmuşsunuz.
- Senin sikik fikirlerinin önemli olduğunu da nereden çıkardın? Kızardı ve kafasını eğdi. Yine o mahcup ifade. Belki şanslıysam gözlerinin yaşardığını da görürdüm. Tepki vermeyince işine dön yemeğe az kaldı dedim.
- Emredersiniz komutanım dedi tüylerimi ürpertecek kadar sessiz bir tınıda.
Acaba yatakta sesi nasıl olurdu? İnlemeleri de bu tonda mıydı? Başkasının altına yattı mı acaba? Bu güzel götü bırakmazlar. İlla sikilmiştir. Düşüncelerim beni rahatsız ediyordu. Bu aptal çocuğu düşünmeyi kesmeliydim.
Yemek saatinden önce işini bitirdi ve çıktı. Odada kokusunu bırakarak. Nasıl bir erkek böyle kokabilirdi ki? Bu çok anormaldi. Tertemiz bir lavanta sabunu kokluyordum sanki.
Yemekhanede komutanların masasına geçip yemeğimi yedim. Tabaklarda tek bir kırıntı bile bırakmamıştım. Bizim komutan tayfası keyiflice sohbet ederken onları izledim. Arada bir ses verip orada olduğumu belli ediyordum. Konuşulanlar sikimde değildi elbette sadece zaman öldürüyordum. Daha sonra yemekler bitince kalktık. Çıkışa doğru giderken bir askerin yemeğin çoğunluğunu çöp kutusuna boşalttığını gördüm.
- Ne yapıyorsun lan sen dedim askere. Titreyerek bana baktı
- Komutanım ben demesiyle suratına tokadı geçirdim. Tüm yemekhane bize döndüğünde kafasını tutup yemek çöpünün koyulduğu kutuya soktum. Kafasını çıkarıp yemeğe bulanmış suratına baktım ve bir daha soktum. Çıkarıp ittim askeri ve yere yuvarlandı. Dişilerimi gıcırdatarak suratına baktım. Şaşkınca ve korkuyla bana bakıyordu yuvarlandığı yerde. Ensesinden tutup kaldırdım. Benim uzun boyumun yanında azıcık kalıyordu zaten. Suratına bakıp
- Madem yemeyeceksin o tabağı niye öyle dolduruyorsun piç? Dökecek kadar fazla mı veriliyor sana? Hiç açlıkla sınanmamışsın belli ki. Elimde olsa tüm çöp kutusunu sana yalata yalata yedirirdim diye kükredim. Asker elimde kuş gibi çırpınırken bırakıverdim. Yere düştü bırakmamla. Yemekhaneye döndüm sonra
- Herkes yiyebileceği kadar alacak. Bu çöpte fazladan tek yemek kırıntısı göreyim hepinizi sikerim diye bağırdım. Tek bir cevap yükseldi “emredersiniz komutanım”. Kirlenmiş elim için masadan peçete alıp silerek çıktım.
Orospu çocukları. Şımarık pezevenkler. Açlık nedir bilmeyen pislikler.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KOZA
Romance"Çok kaçtım senden Karaca. Sen yavru köpek gibi peşimde dolanırken çok uğraştım. Senden uzak durup hayatını karartmamak için. Seni bir kere tadarsam asla bırakamayacağımın bilincindeydim. Asla gitmene izin vermeyeceğimin. Ama durmadın. Ben senden ka...
