Günler akıcı bir hızla geçiyordu yine. Ben eğlenemiyordum. Eğitimde yaptıklarım yetmiyordu. Bazen düzensiz disiplinsiz gördüğüm ki her şey bana düzensiz gelirdi, erleri pataklayıp şınav çektiriyordum. Ama bu da sıkıcıydı. Tek eğlencem Karaca olmuştu.
Güzel suratı ne zaman beni görse kızarıyor bakışlarını kaçırıyordu. Liseli kızlar gibi. Fazla masum fazla sevimliydi. Bu düşünceyle kalkıp onu bulasım gelmişti. Karargahta tasasızca gezinmeye başladım. Onu görürsem iki laf ederdim. Kızaran suratını görmek çok hoştu. Dışarda bir hareketlilik göremeyince ortak kantine ilerledim. Karışık sesler ve havada uçuşan küfürler duyunca bela isteyen tarafım uyanmıştı. Nihayet. Günlerdir boş boş duruyordum. İçeri girmemle şaşırmam bir oldu. Karaca iki kişi tarafından zor zapt edilir duruyor karşıdaki adama ağız dolusu küfrediyordu. "Orospunun evladı, senin amına korum, kim kime ne veriyor göstereceğim sana, siktiğimin pezevengi, ya abi bırak beni, sikiyim şunun belasını..." diye devam eden konuşmayla aklımda tek kelime canlandı. Hırçın. Bu halini hiç görmemiştim. Bana bakınca utanıp bozaran çocuk burada aslan kesilmişti. Keyiflensem de bölüğümde böyle sikik hareketlere tahammülüm yoktu. İyice kendimi gösterip
- Ne oluyor lan burada diye bağırdım. Bağırışımla herkes susup sıraya geçti. Ahır mı lan burası? Kimseden ses çıkmayınca ne tiyatro dönüyor burada? Belanızı sikmeden anlatın dedim. Karaca'nın karşısında duran küfürlerin muhatabı bana bakıp
- Şaka ettim yanlış anladı komutanım sonra da saldırdı bana dedi yalancı bir mağduriyetle. Nefret ederdim böyle tiplerden. Dediği şeyle Karaca'nın
- Şaka mı? Ne şakasından bahsediyorsun sen şerefsiz diye bağırdığını duydum. Fazla cesurcaydı. Ben varken bağırılmasından da nefret ederim. Elimi kaldırım güzel suratına sert bir tokat attım. Kafası yana düştü ve sendeledi. Burnundan ince bir sızı kan döküldü. Beyaz suratında çok hoş durmuştu.
- Benim önümde küfredecek kadar erkeksin herhalde. Ya yürek yedin ya canına kıymet vermiyorsun bence dedim ölümcül bir tonda. Kantindeki herkese ölüm sessizliği çökerken usulca burnunu silip kafasını kaldırdı. Gücenmiş ve ıslanmış gözlerle bir an bana baktı sonra suratını yine eğdi. Bu görüntü nedense onu sikmek istememe sebep oldu. Benim sorunum da buydu. Normal insanlarla aynı duyguları hissetmiyordum. Büyük ihtimal yerimde başkası olsa pişman olur merhamet gösterirdi. Benim daha çok vurasım gelmişti. Anlık bir sessizlikten sonra
- İkiniz beni takip edin. Odama. Siz de bok varmış gibi izlemeyi bırakın herkes yatakhaneye dedim.
İkisi korkuyla peşime düşerken odama geçtim. Anında arkamdan girdiler. Sandalyeme oturdum
- Anlatın bakayım dedim. İkisi de sustu. Karaca arada burnunu çekiyordu. Ağlıyordu. Güzel suratında ıslaklık vardı. Neden onu daha çok ağlatasım geliyordu ki? Diğer sikik konuşmaya girdi
- Dediğim gibi komutanım şaka ettim yanlış anladı. Küfretti. Siz de gördünüz zaten dedi. Midem bulanmıştı. Yalan olduğu o kadar belliydi ki. Kuş beyniyle kandırmaya çalışıyordu.
- Doğru mu Karaca dedim.
- Doğru komutanım dedi titreyen bir sesle. Niye doğruyu anlatmadı acaba diye düşündüm. Çünkü ona tokat attım ve bana güvenmiyor. Kırıldı bana. Çocuk gibiydi.
- Nedense bu aşırı gerçekçi sahneye inanasım gelmedi dedim. Diğeri huzursuzca kıpırdandı. Şimdi inandırma çabasını izleyecektim sanırım.
- Yok komutanım. Doğru söylüyorum. Tam beklediğim gibi.
- İyi çıkın o zaman. Sizinle ilgili kararımı sonra vereceğim dedim.
Sessizce çıkmalarını izledim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KOZA
Romance"Çok kaçtım senden Karaca. Sen yavru köpek gibi peşimde dolanırken çok uğraştım. Senden uzak durup hayatını karartmamak için. Seni bir kere tadarsam asla bırakamayacağımın bilincindeydim. Asla gitmene izin vermeyeceğimin. Ama durmadın. Ben senden ka...
