Sınıf Temsilcisi

7.9K 262 25

Dersimiz ingilizceydi. Güney hoca vardı. Bana ingilizce dersini sevdirmişti. Eğlenceli anlatıyordu. Ingilizceyi bile!

Sınıfa geldi. Kitapları bıraktı. Bizde Pelin'le sohbet etmeyi bıraktık. Çünkü biz dersi derste dinleyen tiplerdendik. Teneffüste doya doya konuşurduk.

Bu gün gramer dersi vardı. Yeni bir konuydu. Kitaplarını bıraktı ve hemen dersi anlatamaya başladı.

Arada sırada sınıftan bir kaç tane örnek istiyordu. Çok güzel gidiyordu ders. Taaki kapı çalınıpta Serkan hoca içeri girene kadar.

"Ooo Serkan gel abi gel"
"Naber Güney"
"Iyi abi sen"
"Iyilik nasıl olsun"
"Hayırdır niye geldin?"

Aynen sen niye geldin ki şimdi biz ne güzel işliyorduk dersi.

"Bana Asya lazım"

Ne???! Ben mi?? Ne yapacaktı ki beni??

"Olmaz"

Evet Güney hocam kurtarın beni yollamayın onunla. Bu sırada bütün sınıf bana bakıyordu.

"Sebep"
"O derse katılıyor. Yollayamam"
"Geri getiririm"

Ah hocalarım benim için tartışmaya gerek yok. Lütfen utandırıyorsunuz beni.

"Tamam al. Ama çabuk ol"
"Biraz uzun"

Ne işi vardı ki benimle?

"Iyi peki"

Eliyle bana gel işareti yaptı. Yanına gittim. Eliyle kapıyı gösterdi dışarı çıktık. Omuzuma kolunu attı ve konuşmaya başladı.

"Seninle önce müdürün yanına sonra otele gidiyoruz avrupa"
"Müdürün odasında ne yapacağız ki?"
"Imza atacağız"
"Neden"
"Sen sınıf temsilcisisin"
"Tamam. Peki ya otel"
"Bir hafta tatil"
"Yok hocam annem izin vermez"
"Ha izin verse gelecek misin"
"Yok hocam"
"Toplantı var toplantı"
"Haa tamam"

Bu kadar konuşurken varmıştık müdürün odasına. Bize bir kağıt verdi ve imzamizi atıp gittik.

Dışarı çıktığımızda nöbetçi öğrenci bize kapıyı açtı ve okuldan çıktık. Hocanın güzel arabasına bindik.

Önce bana kapıyı açtı. Demek öküz değilmiş öğrendik. Benim kapımı kapattıktan sonra kendisi bindi. Bense koltukta.eteğimin çok fazla açıldığını fark ettim ve açılan bacağımı kapatmak için adeta bır savaş verdim.

Ama olumsuz. Işe yaramadı. Serkan hocada dikmiş gözlerini beni izliyordu. Bende ona baktım. Güzel kahverengi gözlerine.

Sırtındaki ceketi çıkarıp bacaklarıma örttü.

"Arabadan inene kadar burada kalsın. Sonra alırım"
"Teşekkür ederim"
"Önemsiz. Benim sağlığım için de lazım"

Bacaklarına bakmıştı. Utanırcasına başımı öne eğdim ve yolumuza devam ettik.

Arada bir bana bakıpta gülüyordu. Ama o gülüşü... Çohoştu...

Birkaç dakika sonra otele vardık. Arabanın kapılarını kilitledi. Kapıyı açmaya çalıştım olmadı.

"Avrupa bana bak içeride önemli adamlar var. Ceketimi.içeride veremem sana. O yüzden o.bacaklarına bir çare bul"
"Tamam hocam"
"Sana güveniyorum"

Bana güveniyordu. 'sana güveniyorum' cümlesi ilk defa beni heyecanlandırmıştı. Indik arabadan

Serkan hoca saatine baktı.

"Daha bir saat var"

Neden o zaman beni erken alın ya?

"O zaman okula dönelim hocam"
"Of Avrupa çok ineksin"
"Ne yapacağız peki"
"Az yürüyelim kafe felan bulursak oturur bir şeyler içeriz"
"Tamam nasıl isterseniz"
"Aa dur bana gidelim"

Asla olmazdı bu.

"Nerde eviniz"
"Atla arabaya daha bir saatimiz var"
"Ne yapacağız ki sizin evde"
"Oyun oynarız"

Ben 17 yaşındaydım, hoca 25. Ne oynundan bahsediyordu?

"Ne oyunu"
"Eve bi gidelim buluruz. Hadi bin"

Tekrar eteğimle cebelleşmeye başlamıştım. Ceketini tekrar serdi üstüme.

"Evde belki bacaklarına da bir çözüm buluruz"
"Inşallah"

Güzel gülüşünü atıp yola devam etti.

Sınıf ÖğretmeniBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!