🗡️2. KİTAP|10. BÖLÜM 🗡️

1.5K 147 35
                                    

3. KISIM




UYARI: Bölüm ölüm ve şiddet sahneleri içermektedir. 18 yaş altı uyarısı koyduğum kısımları, 18 yaşından küçükler OKUMASIN!!!




Keyifli okumalar...

parlatmayı unutmayın.









     Başımı ileri uzatıp temiz,serin havayı içime çektim. Çiçeklerin ve otların tatlı-ekşi kokusu burnumu gıdıklayan görünmeyen zarif parmaklar gibiydi. İnsanın tenine işleyen hoş bir tatlılığa sahipti. Doğanın yeşilliğe boğuldu alt taraflara nazaran üst kısımlar karla kaplıydı ve karşı vadenin boğumlarında akan gür şelalerin sesine gökyüzünde dans ederek eşlik eden kartalları izlemesi keyif veriyordu.

"Aşağıda harika bir manzara var, bakmak ister misin?" Arkamda duran Marcus'un aniden konuşması dalgınlıkta gelen bir irkilmeye sebep oldu.

Tavşanları rahat bıraktıktan sonra beni yüksek bir uçurumun başına getirmişti. En uca kadar sessizce yürürken onu adımları arkadan bana eşlik etmişti. Kolu düştüğümde bana uzanacak bir mesafedeydi ve o keşifimin yalnız başına olan kısmınıda arkamda hissettiğim sağlam bir duvardı. Kanatlarını hışırtısı havanın tazeliğinde akıp geliyordu.

"Yükseklik çok fazla."dedim. Onun kucağında, onun kanatlarıyla görmek ne kadar arzuladığım bir şey olsa da bunu istemeyecek kadar utanıyordum. Sonuçta benim de kanatlarım vardı ama onları henüz milim hareket ettirebilmiş değilim ve asıl utanç olan kısım bundan sonra başlıyordu.

"Sorun değil,"diye mırıldandı. Bunu ne için söylediğini anlamadım. Düşüncelerimin sesli bir şekilde dile getirmediğimden emindim. Hayır dur. Belki de değildim.

Yanımdan geçti ve gidip uçurumun burnunda oturdu. Bacaklarını boşluktan sarkıtıp iki kolunu da geriye doğru yaslayıp eğildi ve başını arkaya yatırıp yüzünü gökyüzüne çevirdi. Kıvrılan kantlarının iki ucu yanlardan uçurumun boşluğuna doğru düşüyordu ve güneş esmer teninde parlarken onun dışında başka hiçbir şey düşünmez oldum.

Sonra başını biraz daha geriye yatırıp bana baktı. "Gelmiyor musun? Düşmekten korkma." Kanatlarını oynattı. "Seni tutacağım her zaman." Küstah bir şekilde gülümsedi. Hareket etmediğimi görünce kaşlarını çattı ve kısa bir an düşündü.

Varlığını hissetmediğim sisleri belimin etrafında dolandı ve beni onun kucağına düşürdükten sonra gözden kayboldu. Uçurumun eşiğinde kalbimi hızlandıran onun beni kavrayan parmaklarıydı. Güçlü elleri beni düzgün oturabileceğim şekilde bacaklarının arasına yerleşirtirdikten sonra belime sarıldı ve beni sert gövdesine daha çok çekti. Göğsünün hatlarını sırtımda hissediyordum. Saçlarımı kenara itip çenesini omzuma koydu. "Tadını çıkar,"dedi.

Esintiyle yanık et kokusuna benzer bir koku burnumu yokladı ama emin olamadım. Havayı tekrar tekrar kokladım ama hassas duyularım karşılık alamadı.

"Tadını çıkarmaya çalışıyorum."dedim. "Ama beni neden buraya getirdiğini hâlâ anlamış değilim. Bir sebebi olmalı?"

"Seninle gezintiye çıkmak için bir sebebim mi olmalı?"diye azarladı beni. Yaramaz parmakları boğazıma dolanıp boynumu geriye çekti. Tam çenemin alt tarafında duran işaret parmağı dokunduğu noktaya baskı uyguluyordu.

ATEŞ ORDUSU | DÜZENLENİYORHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin