DEVAM 8

66 8 3

Geciktim.. geciktim.. özür dilerim :( uumm.. iyi okumalar ω

Kaage kira
Yavaşça uyanmaya çalışıyodum. Vücudumda dayanılmaz bi acı hissediyodum. Paslı kelepçeler ellerim ve ayaklarıma bağlı duvara kilitlenmiştim. Buraya nasıl gelmiştim?.. En son neler olmuştu?.. Bu acı da neydi böyle?.. En önemlisi.. KARDEŞİM NEREDEYDİ?! Bu soru her şeyi yavaş yavaş aydınlatıyodu. Buraya nasıl geldiğimi tam olarak hatırlayamasam da kardeşimin kaçırıldığını hatırlıyorum. O gün.. Yakacakları getirdiğim o gün olmuştu her şey.. O iki adam yakacak alma bahanesiyle kardeşimi kaçırmaya gelmişti. AMA NEDEN?!

Bodruma indiğim anda yukarınan gelen koşuşturma sesleri gelmişti. Kardeşimi korumak için yukarı koştum. Kiyo ceketimden tutup bana engel olmasaydı onları yakalayabilirdim. Kiyo'yu atlatıp dışarı çıktığım anda arabanın kapısı aceleyle kapanmıştı. Tozu dumana katarak hızla uzaklaştı. Sinirden gözüm dönmüştü. Bodrumda garajın anahtarı olmalıydı. Anahtarı almak için aşağı indim. Kiyo ağzındaki bantla bişiler söylemeye çalışıyodu. Ağzındaki bantı açtım. Derin derin nefes aldı. "b-ben neler o-olduğunu biliyorum" dediği an ilgimi çekmişti. Tek elimi sandalyeye koydum üstüne doğru eğilerek "neler oluyor Kiyo.?" dedim. Burda oyalanırken kardeşim daha da uzaklaşıyodu. Kiyo henüz söylemeye niyetli deil gibi görününce sandalyeyi hafifçe geri yatırıp gözlerinin içine baktım. "ONU GERİ İSTİYORUM". Kiyo korkmuş gibi görünüyordu. Sesi titreyerek cevap verdi " b-beni çözersen seni ona götürebilirim." Sözlerine inanmak zorundaydım sıkıca bağlanmış ipleri kestim. Bileklerini ovuşturarak yukarı çıkmaya başladı. "Her nereye gittiğini sanıyosun?!" diye seslendiğimde duraksadı, gözlerini devirip beklemeye başladı. çalışma masasının kilitli çekmecesini boynumda asılı olan anahtarla açıp içindeki kumandayı ve silahı aldım. Kumandayı switimin cebine koyduktan sonra silahı doldurup belime taktım, merdivenleri çıkmaya başlayınca kiyo da arkamdan gelmeye başladı. Dışarı çıkıp arabaya bindik. Varacağımız yere kadar her şeyi anlatmıştı Kiyo. Neyseki varmıştık ve artık her şeyi biliyordum. Kardeşimi kurtarmaya bir adım daha yaklaşmıştım. Asıl zor olan bundan sonrası olacaktı. Risu'nun ailesi kendimi bildim bileli en büyük düşmanımızdır. Arabayı kameraların göremeyeceği kadar uzak bir yere park ettikten sonra Kiyo'ya döndüm. Derin bir nefes alıp gözlerinin içine baktım doğruca. Gerilmiş olmalıydı ki bu normaldi. Duyacağı son sözleri duyacaktı ve göreceği son kişiye bakıyordu. Derin bir nefes alıp konuşmaya başladım. "Bak Kiyo seni ne kadar sevdiğimi biliyordun zaten ama artık bu sevginin zerresini hak ettiğini düşünmüyorum. Benim hakkımdaki düşüncelerin umrumda bile değil fakat kardeşimi kaçıranlara ortaklık etmiş olduğun için yaşamana izin veremem. Senin için daha acılı bir ölüm seçmeyi inan çok isterdim ama sen de biliyorsun ki yapmam gereken işler var ve yaşadığımız anılar hatırına çok acı çekmeyeceksin söz veriyorum" diyerek silahı kafasına doğrulttum. Yavaşça arabadan çıkıp kapıları kilitledim. Cebimdeki tek tuşlu kumandayı çıkarıp biraz uzaklaştıktan sonra düğmeye basarak arabayı patlattım. Bi süre seyrettikten sonra Kiyo'nun verdiği adrese yürüdüm. Her yer kamera olduğu için girme yolunun zor olacağını biliyordum. Fakat kameralar konusunda uzun zaman çalıştığım için çok zorlamadı. Kör noktalardan ilerleyerek binaya girmeyi başarmıştım ki önüme duvar gibi iki adam çıkmıştı. Onları görünce beni tanımamaları için arkamı dönüp yönümü değiştirmiştim. İçlerinden birinin "Hey! ahbap, burada uzun süredir bekliyoruz ve daha beklememiz gerekiyor bize iki kahve getirir misin?" Demesiyle irkilmiştim. Fakat beni tanımamaları işime gelmişti tabi ki. "Ah.. Evet tabi. Siz ikiniz burada bekleyin hemen kahvelerinizle birlikte döneceğim" diye cevap verdim. Yoluma devam edecektim... ki "yanlış tarafa gidiyorsun dostum." diyerek omzumdan geri çevirmesiyle sarsılmıştım. Diğeri hızla yakkaşarak "BU O!" diye bağırıp suratıma yumruğu indirmeseydi herşey çok farklı olabilirdi. Dövüşmek zorunda kalmıştım. Kollarıma sakladığım bıçakları iki elime alıp dövüşmeye başladım. Üstüme doğru koşan ilkinin bacaklarınının altından kaçıp liflerini keserek etkisiz hale getirdim. Diğeri duvardaki acil durum düğmesine basınca koşarak üstüne atladım, boynundaki damarları kestim. Bi anda binayı sarsan koşmalarıyla ardı arkası kesilmeyen duvar gibi adamları görünce daha kolay bi yol olan kaçmayı seçtim. Uzunca koridorda koşabildiğim kadar koşarken her odadan dövüşmek için biri çıkıyodu. Sonunda önümü kestiler ve kaçmak yerine başka çarem kalmadığı için savaşabildiğim kadar savaştım. O kadar dövüşçüyle başa çıkmak benim bile sınırlarımı zorladı. Daha sonrasındaki karanlıktan sonrasını hatırlayamıyorum ve burda uyandım.
.
.
Kapının açılırken yaptığı gıcırtılar kendime gelmemi sağlamıştı. Gözlerim karanlığa alışmışken yoğun ışığın açılmasıyla afalladım her yer bulanıklaşmıştı. Adım adım yaklaşan yüzün kime ait olduğunu anlamam uzun sürmüştü. Gözlerim ortama alışınca tam önüme oturup gözlerimin içine bakan annemi görünce kalakalmıştım.
-en sonunda bu duruma düşeceğini biliyordum aptal oğlum.
+sen...
-evet yaşıyorum.
+fakat o gün..
-o gün.. Kazada öldüğümü sanmıştınız değil mi?! Ölmedim. Evet, henüz yaşıyorum ve bunu sizden sakladım... Ha nedenini de sen sormadan söyleyeyim, bunca yıldır babanızla gerçekten sevdiğim için evli kalmadım. Bu bir görevdi ve artık görevim bitti. Senin de hayatın bitmek üzere olduğu için öğrenmende bir zarar göremiyorum. İnan siz üçünüzden nefret ediyorum. Hiç bir zaman sizi çocuklarım onu da kocam olarak görmedim ve şimdi hepiniz teker teker geberiyorsunuz.
Gözlerim yanıyordu. Bu kadar zamandır nasıl olur da ANNEM bildiğim birini yanlış tanımışım. Gözlerimden hayatım boyunca 2. kez yaşlar akmaktaydı. Arkasını dönüp giderken sadece onu izleyebilmiştim. Kapıdan çıkmadan önce arkasını dönüp "ve unutmadan o baban dediğin adam da yaşamını yitirdi. Kendi ellerimle boğarken keyifle ölümünü izledim" diyerek kahkaha attıktan sonra ışıkları söndürüp kapıyı sertçe kapattı. Düşüncelerim, öfkem, intikam arzum ve kalmıştık odada yalnızca. Annem sandığım o kadını, kardeşimi kaçıran ikizleri, Risu'yu ve diğer herkesi YEMİN EDİYORUM KENDİ ELLERİMLE DOĞRAYACAĞIM!!

Biraz kısa oldu özür dilerim :( diğer bölümün daha erken geleceğine emin olabilirsiniz :D tekrar görüşmek üzereeee... :3

THE LITTLE GAMEBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!