🗡️2. KİTAP|5. BÖLÜM🗡️

2.4K 314 92
                                    



KISIM 1







Yazım hatası vs. için şimdiden özür dilerim.









Yaşlı ihtiyar, bir kayanın dibinde oturuyordu. Onu, henüz çok uzak bir mesafede ilerlerken seçmiştim. Sağ yanağı diğer yanağına göre biraz daha sarkık duruyordu. Yorgundu. Saatlerce orada oturup bizi beklediğini düşününce yorgunluğunun sebebini başka bir şeye yormam gerekiyordu. Mutsuzdu ve hâliyle somurtuyordu.

Sabah pek de tatlı olmayan sohbette onun daha iyi göründüğünü söyleyebilirdim. Bizi beklerken, uzun süre o kayanın dibinden oturmak zorunda kalmadığını düşünmek istedim. Ne olursa olsun yaşını düşününce boynundaki yaraya üzülüyordum. Sör Conroy, görevini yapıyordu ama biraz fazla sert çıkış yapmıştı. Büyük ihtimalle o, ihtiyarın gözünü biraz daha korkutmadığı için pişmanlık duyuyordu.

İfadesiz yüzüyle ileriye odaklanan Sör Huang'a baktım. Atını hemen yanımda sürüyordu ve bu yolculuğa Marcus için çıktığımı öğrendiğinden beri pek keyfi yoktu.

Dudağımı ıslatım. Epey zamandır yol alıyorduk ve öylesi ölü bir sessizlik vardı ki dudaklarım birbirine yapışmıştı. "Victor'un sadece tek bir muhafızla çöllere atılması sence de garip, değil mi?" Espirimi yem olarak görüp üstüne atlmaya hiç niyetli olmadığını işaret eden dik bakışlarını yüzümü çevirdi.

Cevap verirken, onun da eğlendiğini işaret eden bir gülümseme yanaklarını elmacık kemiklerinin altına gömdü ve hoş küçük gamzecik çukurları ön plana çıktı. "Sürgün edildi."

Kaşlarımı çattım. "Neden?"

Victor'un bize ne kadar mesafe uzaklıkta olduğunu görmek için geriye baktı. Konuşması durumunda onun bizi duymayacağından pek emin olamıyordu. Bana döndüğünde, sırıttı. "Yufka yürekli kralımız, Eski Prens için halkının isteklerini göz ardı etti. Amcası da onun aklını başına toplaması için onu sürgüne gönderdi. Bunlar hepsi Nikkal'in sarayı terk ettiği günün öğle vakti gerçekleşti. Bu yüzden sürgünü uslu bir çocuk gibi kabul etti ama Majesteleri, amcasının askerlerini işini yolda halledip Nikkal'in peşine takıldı."

Kınayan bakışlarımı, bir şey sezmiyeceğini bilsem dönüp Victor'un yüzüne atardım ama o biraz fazla dikkatliydi. Gözünden kaçıp kaçmayaçağından emin olamadığım için kurban olarak Sör Huang'ı seçtim ve o zaten, benden gelecek her türlü tepkiye düşkünmüş gibi keyifle kabul etti. Gözlerimi devirdim.

"Peki Marcus için yaptığı ne?"

İfadesi, sevecenliğini yitirdi. Bir kez daha dönüp Victor'a baktı ve bende bunu yaptığım için onun dikkatini çekmemiz uzun sürmedi. Sör Huang'ı taklit ettim. Gülümsedim ve önüme döndüm.

"Marcus'un babasını asmadı." Fısıldayarak söyledi. "Biliyorsun, onun geleneklerine göre kral bir suikast sonucu öldürülürse, tahtın bir sonraki varisi katili bulup idam ettirene kadar asla tahta geçemez ve hiçbir haktan söz edemez. O katili buldu ve getirdi. Asmayı erteledi. Sebep biraz da Nikka'di. Çünkü o da sarayda kalıyordu ve babasının idamına şahit olmasını istemedi. Bana soracak olursan, ona sülük gibi aşık olmuş ama asla kabul etmeyecektir. Çünkü onunla kız kardeş gibi büyüdüler ve ısrarla bu bağın korunmasını istiyor."

ATEŞ ORDUSU | DÜZENLENİYORHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin