Bölüm 41: Distinct Instinct

120 12 3

-Arc-

İçeri girdim ve tek sıra halinde oturup aynı noktaya boş boş bakan timimin yarısına bakıp içimden sırıttım.

O ne lan. Ahah.

"Ne var doktor?"

"Hoşbulduk sevgili kızıl."

"Aman hoşgeldin."

"Geri gidecem ama. Hatta gidecez." İmla hatalarının üstüne basa basa konuştum.

"Nereye?"

"Markete."

Tıslayarak ayağa kalktı.

"Ne oldu Angela? Yoksa o fazlalık yağ torbaları fazla mı ağır geldi?"

"Geçen sefer fazlalık demiyordun ama."

İntihar.

Dudakları kapanır kapanmaz odadaki herkes bana ve dili ağzına göre iki üç beden büyük gelen hafif salak kızcağızımıza döndü.

"H-h-hayır..."

"Evet düşündüğünüz gibi. Kes ve yürü." Lafın geri kalanını ağzına tıktıktan sonra arkamı dönüp girdiğim kapıdan geri çıktım ve öğlenki kızların bahsettiği dükkana yöneldim. Arkamdan gelen garip şekilde acele kapı sesi kızılın kuyruğumda olduğunu belirtiyordu.

Böğrüme doğru hızla gelen yumruğu havada yakaladım. Tabi o hareketten sonra intikam almaya çalışacaktır.

"AAH SEN NE-"

"Blok alıyorum hanımefendi." Suratına bakmadan elini bıraktım.

"O değil. Neden-"

"Hadi. Yedi gün yirmi dört saat millete sözlü tacizde bulunuyorum. Ciddiye alacaklar mı dersin?"

Cevap vermedi. Verseydi muhtemelen de bitiremezdi zaten. Market dibimizdeydi.

Kapıyı ufak tatlı bir çan sesiyle açtım.

Bu vaziyette bekleyeceğiniz türden bir yerdi. Duvardaki raflarda konserve türevi dayanıklı yiyecek malzemeleri, metal plakalar,köşeye dizilmiş çuval çuval un ve kuru baklagil türevleri, ufak silahlar, gayet az miktarda astronomik pahalı olduğunu tahmin ettiğim iki hafta önce olsa taze sayılabilecek meyve sebze ve kasanın arkasında sakince oturan Bond.

"Buyrun?"

"İyi akşamlar Bond. İlaçları aldın mı?"

"Evet, Teşekkürler kendimi şimdiden iyi hissediyorum."

İçimden güldüm. Nazik olmaya çalışıyordu. Antibiyotik birkaç saatte iyileştirmez.

"Sevindim. Bak bu Angela Cross. Benim dükkanda çalışıyor. Bundan sonra sık sık görürsün herhalde."

"Memnun oldum."

"Ben de."

Onlar aralarında tanışırken ben de o az önce bahsi geçen çuvallara yöneldim. "Deponda daha var mı bunlardan?"

"Evet. Ne kadar lazım?"

Arkamı dönüp kızlara doğru tekrar yürüdüm. "Üç çuval un, iki çuval fasulye, iki çuval ham buğday ve bir çuval pirinç. Artı yüz teneke kadar konserve."

Kızın gözleri açıldı. "Ne?"

"Doğru duydun."

Hala hayret içindeydi ama büyük bir başarı sergileyerek teklemeden konuştu. "Pekala. Ayarlarım. Başka?"

"İki rulo 2,5 mm çelik sac."

"Tamam." Önündeki bir şeye not almaya başladı.

"Bi de yakıt. Yakıt var mı?"

"Ne tür yakıt?"

"Yüksek saflıkta benzin. 98 oktan veya üstü. Bi de 7. sınıf küsür ufağından nükleer çekirdek."

"Bakmam lazım." Masanın altından ufak bir defter çıkartıp karıştırdı. "2 ton kadar %98,69 saflıkta benzinim var. 99 oktan. Bir de beşinci sınıf çekirdek var."

"Mükemmel. Benzinin hepsini istiyorum. Artı çekirdek."

"Tamam."

"Ne kadar?"

Toplama çıkarmasını yaptıktan sonra konuştu. "Yedi yüz elli bin beş yüz kredi."

"Tamam. Yarısı şimdi yarısı da teslimattan sonra?"

"Uygun."

Uzattığı aygıta cebimden çıkarttığım kartı okuttum. Banka kartı gibi ama değil.

"Başka?"

"Sağol. İyi akşamlar. Arkadaşına selam söyle."

Direkt arkamı dönüp dükkandan çıktım. 

O çekirdek ve benzin bodrum kattaki çeşitli görüntüleme ve benzeri işlevleri olan tıbbi zerzevat içindi. MR makinesini 220 volt şebeke elektriğine bağlayacak değildik ya.

Yerseniz. Ahahahah.

Bir an kendim bile inandım yalan yok. Hayır. Yani tabi tıbbi görüntüleme zerzevatları bayağı elektrik istiyor. Bi de biyomekanik protez imal için metalürjik eritme eğme bükme aparatlarımız var. Bir kısmı da zaten bu tarz şeyler için. Gerisi de bana kalsın.

Sanders'ın sesi geriden çınladı. "Bu muydu?"

"Beğenemedin mi?"

Ne bekliyordu ki? Tank felan mı alacaktık? Hoş, tank alsaydık da o da böyle bir şey olurdu. Siparişi ver, pazarlığı yap, ölmeden mekanı terk et. Damn straight.

-

Kliniğe girdiğimde herkes az önceki gibi yan yana dizilmiş bekliyordu. Ama herkes.

Kimsenin suratına bakmadan yukarı çıktım.

-

Selamlar.

Sınavlar bitti ve ben buralardayım gençler. Bundan sonra da buralarda olmayı düşünüyorum. 

Bölüm kısa. Bilerek yaptım. Biraz canım istedi, biraz da 40. bölümdekine benzer mantıkla düşündüm. Diğer bölüm daha uzun olur. Umarım.

The ride never ends.

-PhX

Proje E.D.E.N. [Son]Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!