43 » KAPIŞMA

1.5K 149 12

Bölüm senin @Busezgan . Yorumun için teşekkürler Xx

-



"Bir problem mi var?" Keremin sakin ama karanlık bakışları Atlas'ı kışkırtacak şekilde kısılırken, dudakları alay dolu ve aynı zamanda kibirli bir gülüş ile kıvrıldı.


Hızla harekete geçip Atlasın kolundan tuttum ve sakin olması için içimden dualar ederken, "Hiç." dedim Kereme bakarak. "Bir problem yok." Kerem dalgacı bakışlarını Atlastan ayırıp bana baktı ve tek kaşı sorgulayıcı bir şekilde havalandı.


"Sevgilin bir problem yokmuş gibi bakmıyor ama." Kerem arıza çıkartıp Atlasın atak yapması için onu kışkırtıyordu, anlaşılan o ki kavgacı bir tipti ve şu an tam anlamıyla kavga başlangıcı için kışkırtma görevini üstlenmişti. Ah!


"Tam anlamıyla problem sensin." Atlasın kükreyişi ile yerimden sıçradım ama hemen toparlayıp tuttuğum kolunu biraz daha sıktım. "Lütfen Atlas." dedim ortalığı velveleye vermemesini umarak. "Hadi gidelim." Atlas beni kaileye alıyor gibi görünmüyordu, aslında beni şu an duyduğu söylenemezdi bile.


Sadece Kerem ile gözlerini buluşturmuş, birbirlerine ölümcül bakışlar atarak ortamı zehirliyorlardı. Gerginliğimi bir kenara bırakıp öksürdüm. "Ee çocuklar, biz artık kalkalım. İyi geceler, umarım yakında yeniden görüşebilme fırsatı yakalarız." Yalan.


Gökhan ve Ezgi başlarını belli belirsiz salladılar. Seren, Gaye ve Oğuz ise tamamen Atlas ve Kereme odaklanmışlardı. Gözleri ikisi arasında gidip geliyordu. Ayı oynuyor sanki ya.


"Hay aksi, ben de problemin tanımı olduğunu düşünmeye başlamıştım tam da. Hah dur, sen daha ana rahmindeyken problemmişsin. Adını neden problem koymadılar senin asi görünen ama göz dağı vermeyi bile beceremeyen lise bebesi?" Öksürüğüm gırtlağımda takılıkaldı. Bu... bu çok ağır olmuştu. Çocuklar birazdan çıkacak kavganın kokusunu almışlar gibi dikkatle Atlası izliyorlardı. Keremin sözlerinden sonra şimdi tüm bakışlar Atlasa çevrilmişti. Utanmasalar alkış tutup tezahürat yapacaklardı. Ezgi hariç.


Burada gecenin bir yarısı daha yeni tanıştığı bir it ile kavgaya girişmesine izin vermeyecektim. Bunu engelleyebilen tek insan ancak ben olabilirdim. Atlasın kolunu tüm gücümle çektim. "Atlas, haydi." Burnundan soluyordu. Soluk teni ay ışığında parlıyordu. Dişlerini öyle bir sıkmıştı ki, neredeyse onları kırmayı amaçladığı düşüncelerine kapılacaktım. Çenesindeki kas seğirdiğinde seslice yutkundum. Eyvah! Atlastan büyük bir patlama geliyor. Büyük bir yaygara kopacak. Ah hayır.


Atlas başını çevirme gereği duymadan kolundan çaresizce tutan güçsüz bileğime öyle bir vurdu ki, elim kucağıma düşerken bu sert teması nefesimi kesti. Bileğimi acıtmıştı. Öküz benim ne kabahatim var!


"Duydum ki doğduğuna pişman olmuşsun... O halde seni doğduğun yere geri sokabilirim seni orospu çocuğu." Atlas hızla öne fırladı ve Keremin yakasına yapışıp ben hareket etme eyleminde bulunamadan hızla kafasını Keremin yüzüne gömdü.


Ağzımdan kaçan çığlığa engel olamadığımda ellerimle ağzımı kapattım. "İşte böyle sikerim seni. Yeni yetme, kalkmış gelmiş bir de bana atarlanıyorsun ha." Atlas hırsla yumruğunu Keremin kemikli yüzüne geçirdiğinde dudaklarımı ısırdım. Kalbim deli gibi hızlanmıştı ve kan beynime sıçramıştı.


Kerem toparladı ve bu defa Atlası üstünden itip onu altına aldı. Ezgi ve Gökhan kenara kaçarlarken Atlasın sırtı kumlara çarptı. O an Kerem yumruğunu Atlasın yüzüne gömdü. Hem de hiç acımadan. Ah hayır!


Daha güçlü bir çığlık dudaklarımdan yükseldi. O adrenalinle birlikte öne atıldım ve yumruklarını Atlasın doğrulmasına fırsat vermeden Atlasın yüzüne indiren Keremin sırtına atlayıp onu tüm gücümle patakladım. "İn sevgilimin üstünden!" diye çığırdım.


Ama Kerem tek bir hamlede beni itmeyi başardığında kayarak yere popomun üstüne çakıldım. Bu acı verici olmuştu. Yüzümü buruşturup geri doğruldum. Erkeklere döndüm. "Ayırsanızaaaaa!" diye çığlık çığlığa konuştum.


Atlas bakışlarını bana dikti ama Keremden yeni bir yumruk daha yediğinde başı geriye düştü ve kafasını kuma çarptı. Gökhan ve Oğuz sonunda harekete geçip Keremi Atlasın üstünden alırken Atlas durmadı ve hızla öne uzanıp yakalarına yapıştı ve çocukların elinden Keremi kurtarıp onu yere fırlattı. Sonra hızla Keremin suratına yumruklarını gömüp üstüne çıktı.


"Sevgilimi nasıl itersin lan seni göt lalesi. Sikerler iskeletini! Döl israfı pezevenk." Atlas hiddetle yumruklarını Keremin suratına savurmaya devam ederken havada uçuşan yumruk sesleri kulaklarımı çınlatıyordu.


Keremin yüzünden kanlar gelene kadar Atlası durduramadılar. Sonunda nefes almak için bir kaç saniyeliğine durduğunda Gökhan ve Oğuz harekete geçip Atlası zorla kaldırdılar. Anlaşılan o ki kavgadan nasiplerini almaya gönüllü değillerdi.


Atlas sinirle burnundan solurken kanlar içerisinde kalan yumruklarını sıktı ve onu zapt etmeye çalışan erkekleri itekleyip kolaylıkla onlardan kurtuldu. Sonra bir-iki adım geriledi ve yerde yatan Kereme baktı. "Boyunun ölçüsünü almışsındır diye düşünüyorum. Bir daha boyundan büyük işlere bulaşmadan önce iki kez düşünürsün." Atlas tamamen alay dolu bir ifadeyle konuştuğunda Keremin yüzündeki alev saçan öfkeyi görememek imkansızdı. Öyle kötümser bakıyordu ki, sanki her an saldırıya geçebilecek bir aslan gibiydi. Tırmalayan korku tohumlarını bedenime dalga halinde gönderebilecek kadar keskin ve ölümcüldü bakışları.


"Yeniden görüşeceğiz!" Atlas benim kolumdan tutup ilerlemeye başladığında Kerem arkadan kandırıcı bir şekilde bağırdı. Ama Atlas kulak asmadı, keyifle gülümsedi. Dudaklarının hoşnut bir şekilde kıvrılışını izlerken Keremin bize ölümcül alev toplarını gönderen bakışlarını görmezden gelmeye çalıştım.


Sahilden uzaklaştığımızda Atlas nihayet durakladı. Nefes nefese kalmıştım. Öyle hızlı yürümüştü ki,beni de peşinden sürüklediği için ona yetişmek adına neredeyse koşar adımlarla ilerlemek zorunda kalmıştım.


"Sakinleştin mi?" diye sordum gözlerinin içine bakarken. Başını belli belirsiz salladı, sonra bakışları dudağıma kaydığında göz bebekleri irileşti, gözlerinin sadece tek bir anda nasıl koyulaştığına şahit olurken sertçe yutkundum. Ne oldu?


"Dudağın." Kısık sesi çatallarken dişlerini sıktı. Dudaklarını sımsıkı birbirine kenetledi. "Ne var?" diye sordum afallamış bir şekilde yüzüne bakarken. "Ne olmuş dudağıma?" Tepkisini ölçmek istercesine yüzüne bakarken parmağımla alt dudağımı yokladım. "Bir şey mi var?"


Atlas elimi tutup dudağımdan çekti ve alt dudağımın kenarına işaret parmağıyla usulca dokunduğunda bütün vücudum dudağımın acısıyla sarsıldı. İnleyerek gözlerimi yumdum. "İşte şimdi siktim belasını!" Atlas gözü dönmüş bir şekilde gürledi. "O pezevengi öldüreceğim!"


-

Merhabaaa ^^ Dün de söylediğim gibiii artık her gün bölüm yazmaya çalışacağım. Her gün olmasa bile günaşırı bölüm ekleyeceğim. Umarım beni bırakmamışsınızdır. Xx

AFİLLİ SAÇLARWhere stories live. Discover now