42 » ŞİŞE ÇEVİRMECE

1.5K 154 6

Bölüm senin @Stymest- Yorumun için teşekkür ederim Xx

-

Yerden kalkıp tepemizde dikilen insanların arasından sıyrılan tanıdık yüzlere bakıp el salladım. "Hey çocuklar!"

Gökhan, Ezgi ve Oğuz yanımıza gelirken Atlas'ın dudaklarını büzüp öflediğini gördüm. Ama hemen bakışlarımı önümüzde dikilen çocuklara çevirdim. "Çok iyiydi!" dedi Ezgi ellerini birbirine çırparak. Oğuz başını salladı ve hafif bir tebessüm etti. "Sesin çok iyiymiş senin ya." Gökhana bakıp utangaçça gülümsedim. "Teşekkür ederim."

Gözlerim Yaman'ı aradı ama onu bulamayınca rahatladım. "Yaman yok galiba?" Atlas benden daha meraklı çıkmıştı bu konuda. Ezgi başını iki yana salladı. "Ah evet, bugün erken gitti."

İyi olmuş. O pislikle karşılaşmak istemiyordum. Bana yaptıklarını Atlas'a anlatsam onu öldürürdü herhalde. Tanrı aşkına! Ben o piç kurusundan intikam almak istiyordum. İntikam için yanıp tutuşuyordu bedenim. Bana vurmuştu o ya. Bana vurmuştu! Bunun intikamını almak istesem de sessiz kalıp şu tatili bok etmek istemiyordum.

"Neyse, biz de tam çıkıyorduk. Sahilde toplaşacağız. Gelmek ister misiniz?" Gökhana baktım. "Başkaları da mı var?"

"Tabii, muhtemelen şu anda çoktan sahile varmışlardır bile." Başımı belli belirsiz salladım. Umarım o kişiler arasında Yaman yoktur. Ama Ezgi onun gittiğini söylemişti, bu durumda o kişiler arasında Yaman olmamalı.

"Geliyor musunuz?" Ezgi heyecanla sorduğunda göz ucuyla Atlasa baktım. Ezgi durumu hemen çakıp Atlasa döndü. "Hadi ama Atlas! Şişe çevirmece oynarız!"

Atlas tereddütlü görünse de belli belirsiz başını salladı ve kabul etti. Ağzım şokla aralanırken ellerimle sıcaklaşan yüzümü tutup ona baktım. 'Sahi mi?' dercesine gözlerimi kırpıştırırken bana baktığı an şirince gülümsedim. "Hadi gidelim o zaman." Oğuz önden giderken Ezgi ona koşarak yetişti ve şakayla karışık bir şekilde elini ensesine atıp Oğuzu kendine çekti. Oğuz da hemen elini Ezginin sırtına dolayıp kalabalığın arasından sıyrılmaları için dikkatle yürüyüp Ezgiyi peşinden sürüdü. Oldukça hızlı yürüyordu. Gökhan hemen arkalarından giderken, ben de Atlasın koluna girdim. Onun da beni sarmasını bekledim ama yapmadı.

Hala bana atarlı mıydı ki? Bilmiyorum. Hesaplaşıcaz sonra senle demişti. Evde alacaktım boyumun ölçüsünü kesin. Ama sadece şarkı söylemek istemiştim! Ve istediğimi gidip sahneye çıkıp gerçekleştirdim. Sonra da kazara sahneden düştük ama çok romantik bir pozisyondaydık. Tabii kaburgalarım kırılacak düzeye ulaşmasa daha iyiydi, orası ayrı. Hiç açmıyorum o konuyu ama hani böyle davranması sinirimi bozuyordu, moralimi de çökeltiyordu ister istemez.

Mekandan çıkınca Oğuz, Ezgi ve Gökhanı takip ettik. Sahil kenarı cıvıl cıvıldı.

Ezgi ve Gökhan ileride bir kaç kişiye el salladıklarında bakışlarım yerde oturan gruba odaklandı. 3 Kişilerdi. İkisi kız, biri erkek.

Onların yanına vardığımızda çocuklar hemen bizi tanıştırdı. Ezgi bizi işaret ederek, "Atlas ve Su."dedi ve sonra dönüp onları işaret ederek, "Seren, Kerem ve Gaye." dedi. Başımı sallayıp gülümsedim ve oluşturulan geniş çemberdeki yerimi aldım. Atlasın hemen yanındaydım, diğer yanımda yeni tanıştığım Seren vardı. Uzun kahverengi saçları beline uzanıyordu ve gecenin karanlığında bile parlayan çakmak gibi ela gözleri vardı. Güzel bir kızdı fakat haddinden daha zayıftı, kemikleri sayılıyordu.

"Memnun olduk." dedim Atlasın adına da. Seren genişçe gülümsedi. Yanaklarında gamzeleri vardı. "Bizde." dedi ama Gaye ve Kerem Serene göre epey mesafeli görünüyorlardı. Tıpkı Atlas gibi.

Atlas açık ve net burada olmaktan memnun değildi. Bir kaç dakika burada oturup kibarca kalkacağımızı belirtmem en iyisi olacaktı sanırım. Böyle surat astığında çok tipsizleşiyordu, it. Dudaklarını kopartıp tabağa koyacağım sonra da üstüne karabiber, tuz, acı biber ve biraz da kekik ekip yedireceğim onu istiyor.

Kerem önce beni, sonra Atlası süzerken ona ters bir şekilde baktım. Çünkü tam anlamıyla onun da bakışları tersti. Etkiye tepki.

"Siz sevgili misiniz?" Kerem bizi süzerken sordu. Ses tonu epey derin ve toktu. "Evet." Atlasa bakarak onun da cevaplamasını bekledim ama o sessizliğini korudu.

"Neyse. Hadi şişe çevirmece oynayalım." Ezgi ellerini birbirine çarpıp Keremin yanında duran boş şişelerden birini kapıp oluşturduğumuz çemberin ortasına koydu.

"İlk kim başlıyor?" diye sordu Gökhan. Keremin gözleri kayık, bakışları oldukça baygın ama aynı zamanda da keskindi. "Ezgi başlasın, madem bu kadar istekli." Kerem başıyla Ezgiyi göstererek konuştuğunda Ezgi hevesle gülümseyip şişeyi çevirdi. Şişe döndü, döndü, döndü. "Şişenin ağız kısmı soran, alt kısmı ise cevaplayan." diye belirtti Ezgi şişe dönerken.

Hepimizin gözü şişedeydi. Şişe durduğunda Gökhana geldi. Serene soracaktı. "Doğruluk mu cesaret mi?" diye sordu Gökhan tamamen gözlerini Serene odaklamışken. Seren işaret parmağını çenesine dayadı ve "Ihmm." dedi. "Sanırım doğruluk diyeceğim." Gökhan kıkırdadı. Sonra çenesini kaşıyıp gözlerini üzerimizde gezdirdi. Sonra yeniden bakışlarını Serene odakladı, yüzünde arsız bir gülüş vardı.

"En son ne zaman kendine dokundun?" Serenden çok ben tepki vererek öksürmeye başladığımda herkes gülmeye başladı. Atlas hariç.

"Evet Seren?" Gökhan merakla sordu. "İki gün önce." Ağzım açık kalmış Serene gözlerim dehşetle aralanmış bir şekilde bakıyordum. Böylesine bir soruya cevap verebilmesi, üstelik utanmadan, kızarmadan hiç beklemeden cevap verebilmesi fazla cüretkarcaydı. Vay amk. Kıza bak.

Seren uzandı ve şişeyi çevirdi. Şişe durduğunda Kereme geldi. Cevap kısmı bana geldiğinde epey bir şaşırmıştım ama şaşkınlığımı gizlemeye çalıştım.

Kerem boğazını temizledi. "Doğruluk mu Cesaret mi?" Gecenin karanlığında parlayan yeşilleri gözlerimi yakıyordu. Cesaret demeye cesaret edemedim çünkü aptalca bir şey yapmamı istemesinden korktum. Ama doğruluk dediğim için de pişman olmak üzereydim çünkü çok fena bakıyordu ve kesinlikle bu bakışların altından masum bir soru çıkmayacaktı.

"Siz ikiniz... en son ne zaman seviştiniz?" Öksürüğüm gırtlağımda takılıkalmıştı. "N-ne?"

Kerem güldü. "Duydun sorumu." Tek kaşı havalandı ve imayla suratıma baktı. "Biz... biz... hiç... hiç daha önceden..."

"Hiç mi?" dedi Kerem gözlerini irileştirerek. "Sahi mi?" Başımı belli belirsiz salladığımda Atlasın gerildiğini hissedebiliyordum. İki yanında sabitlediği elleri yumruk haline gelmişti.

Ona uzandım ve elini tuttum. "Gitmek ister misin?" diye fısıldadım kulağına. "İyi olur." dedi. "Kavga çıkarmak üzereyim." Gözleri Kereme odaklıydı. "Biraz daha burada durursam kafasını koparacağım çünkü."

-

İki ayın sonunda yine ben buradayım, merhabaa :D Arayı açtığım için üzgünüm, okul, sınavlar derken epey bir boşladım hikayemi. Bunun için üzgünüm. Bazı hikayelerime yazmak için hiç fırsatım kalmıyordu. Ancak dönebildim. Her gün ya da gün aşırı bölüm ekleyeceğim. Umarım hala benimlesinizdir. Desteğinizi yeniden benimle paylaşır ve yanımda olursanız çok mutlu olurum. Gelecek bölüm görüşmek üzere , şimdilik hoşçakalın Xx

AFİLLİ SAÇLARWhere stories live. Discover now