13. Bölüm

2.4K 152 16

Genç kızın hıçkırıkları ıssız sokakta yankılanırken yağmur çoktan çiselemeye başlamıştı. Artık yürüyecek gücü kendinde bulamadığından kaldırımın ortasında dizlerinin üzerine çöktü. Yağmur bardaktan boşalırcasına yağıyordu. Peki bu yağmur neden genç kızın içindeki alevi söndürmüyordu?

Her geçen saniye daha acı bir ızdırap ruhunu delip geçiyordu genç kızın. Aklı almıyordu. Sevdiği adam ona nasıl öyle şeyler diyebildi? Meğerse bunca zamandır yalan bir aşk romanına kanmış... Herşey intikam içinmiş. Sevdiği adam onu intikamı için kullanmış. Ne acı değil mi?

Sevdiği adamın sözleriyle kalbinde açtığı yarayı bundan sonra hiç kimse saramayacaktı. Çünkü sevdiği adamı unutamayacaktı. Her gün kanayacaktı genç kızın yarası...

Aşk onlara da acı yüzünü gösterdi. Aşk onların romanını da acıyla harmanlandı. Bir aşk daha acıyı tattı ve karanlığa gömdü genç aşıkları.

***

D "Ne yapıcaz şimdi? "

A "Ben odama çıkıyorum. Duş alıcam. Sen de açsan bir şeyler yersin, televizyon da izleyebilirsin. Kerem geldiğinde de gidersin."

D " Gitmemi bu kadar çok mu istiyorsun?"

A " Evet ve sevmediğin birinin evinde kalmazsın diye düşünüyorum. "

D " Öyle olsaydı buraya hiç gelmezdim."

A " Neyse ne?"

Genç adam adımlarını odasına yönetirken arkasından bir çift göz buğulu bir şekilde bakıyordu. Genç adam odasına girdiğinde kapıyı kapatıp, yatağın yanına gelerek bir tekme savurdu yatağa. Sonra yatağına oturarak dirseklerini dizlerine bırakıp başını elleri arasına aldı.

Ne yapıyordu? Neden insanlara karşı bu kadar kötü olmuştu? Gerçi o insanlara karşı iki yıldır böyle kötü davranıyordu. Çünkü iyilik meleği onu terk etmişti. Gerçek bir melek olup gökyüzünün sonsuzluğuna uçmuştu. Ama yanına kendisini almadan. Oysaki genç adamın yaşama sebebiydi Melek. Ama artık yanında yoktu. Hepsi babasının suçuydu. Babasının kirli işleri yüzünden hem o hem de kız kardeşi acı çekiyordu. Meleğini kaybettiği gün aklına geldikçe kalbinin sıkışıyordu. Bir el boğazını sıkıyordu. Nefes alamıyordu genç adam.

Düğünlerine son bir ay kalmıştı. İki aşığı da düğün heyecanı sarmıştı.

Onların aşkı masal gibiydi. Sonu mutsuz biten masaldı... Birlikte oldukları iki yıl boyunca masal gibi bir aşk yaşamışlardı. Düğünleri de öyle olacaktı. Ama olmadı.

Babasının düşmanlarından biri Adar'a zarar vererek babasını korkutmak istemişti. Adar o gün kendi canından bile çok sevdiği, deliler gibi aşık olduğu, aklının ve kalbinin tek sahibi, nişanlısı Melek ile gelinlik provasına gidecekti. Arabasıyla sevdiği kızın kapısının önüne geldi ve beklemeye başladı. Arabadan indi ve kapıya yaslandı. Melek gelince sevdiği kıza sıkıca sarıldı ve dudağına hatrı sayılır bir öpücük bıraktı.

A "Seni çok özledim. "

Bir kez daha öptü. Nefesleri kesilene kadar hem de... Sonra Melek de sevdiği adamın kulağına yaklaşıp " Ben de seni çok özledim." dedi. Genç adam kalbindeki hareketlenme ile sevdiği kızı kollarına alıp döndürmeye başladı.

M "Aaaaaa! Adar ne yapıyorsun? İndir beni!"

A "İndirmeyecem! :D "

M " Ahahahaha :D "

AŞK YARASI (TAMAMLANDI) Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!