Oylarınızı, yorumlarınızı eksik etmeyin olur mu? Tüm gece burada, satır arası yorumlarınızda olacağım. İyi okumalar, teşekkür ederim.
Twitter: burcinsaridogan & Instagram: burcinsaridogann
🦋
''Düzenim bozulur, hayatım alt üst olur diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?" Şems-i Tebrizi
Desert Drive, No Ones Gonna Love You
Cem Adrian, Keskin
Yaşar, Markiz
16. BÖLÜM: ''KELEBEK ÇİÇEKLER.''
Dakikalar önce öğrendiğim o gerçek. Vural'ın gazetecileri gördüğü için beni öpmediğini biliyordum. Bu gerçeği bilmeseydim de yine de onu affeder miydim? Cevap çok net; içimde güven adına birçok şey paramparça olacaktı ama ben yine de onun yanında kalmaya devam edecektim. Hatta... Evlenecektim de. Aramızdaki en güçlü his, güvendi. Hiç kimseye böylesine güvenememiş bir kadın olarak seni öpmek zorundaydım anla dediğinde yine de ona inanamamıştım. Yapmaz, demiştim. Hislerimi yaralayacağını bile bile oynamaz benimle.
Hayatım nasıl oldu da böylesine değişti bilmiyorum.
Sanki bir yere çakılı durmuşum, akan zaman bana değmeden yolunu bulmuş, her şeyi değiştirmiş. Bir bana dokunmamış sanıyorum ama bakışlarım bile değişmiş. Önceden her şeyi sessizce hallederdim, şimdi dudaklarımın arasından dökülen sözcükler yorgunum diyebiliyordu. Sarılmak istiyordu. Biri bana tüm bu yaşadıklarım sonunda bir adama güvenebileceğimi, güvenmekle kalmayıp başımı göğsüne yaslayıp çok yoruldum diye sitem edebileceğimi söyleseydi ona gülerdim ama inanırdım da. Ne olursa olsun, içimdeki bir ses birbirimizi bulacağımızı söylüyordu. O gün kurtarılmaya ihtiyacı olan bendim, bugün Vural. Bir noktada ellerim, ellerindeydi. Ayrılacak olsa bile.
''Neden dakikalardır yüzüme bakarak sırıtıyorsun sen?'' Odaklanmam gerekiyordu ama yapamıyordum. Başını hafifçe eğdi, pencere dışından havayı inceledi. ''Başına güneş de geçmedi. İyi misin?''
''İyiyim,'' dedim gülümsemeye devam ederken. ''Sen nasılsın? İştahım açıldı, ekmek sepetini uzatır mısın?''
Vural, kafası karışmış bir şekilde bana bakarken ekmek sepetine uzandı, önüme bıraktı. Ekmeğe reçel sürerken, ''Sen de ister misin?'' diye sordum. Bakışlarındaki tuhaf ifade giderek büyüdü.
''İki dakika sigara içip geldim, ne oldu? Kafana bir şey mi düştü?''
''Yüzbaşı, acıkmadın mı? Bak, her şeyi silip süpüreceğim sen de aç kalacaksın.''
''Rolleri mi değiştik ne yaptık anlayamadım,'' diye söylendi kendi kendine. ''Ver bardağını da çay doldurayım.''
İnce belli çay bardağını ona uzattım. ''Sana bir şey sorabilir miyim?''
''Çalıştığım yerden olursa neden olmasın,'' diye konuşurken bir yandan da çayımı dolduruyordu. ''Aramıza mesafe koyma.'' Gözleri direkt olarak gözlerimin içine bakıyordu. ''İstediğini sorabilirsin. Mesela... Seni nasıl bu kadar güzel sarmalayıp, kendine nasıl getirdiğimi...'' Göz kırptı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
VURGUN
Teen FictionVURGUN I, Kelebek Çiçekler çok yakında Lapis Yayınları ile raflarda!.. Geçmiş; yazılmayı bekleyen bir romanın ilk cümlelerini kulağıma fısıldadığında kurtarıcım olan adamın rahesinde ağzımdan akan kan vardı. ''Seni bulduğum gün kollarıma almasaydı...
