Lider alfa, sonuçsuz kalacağını düşündüğü bir diğer aramayı Felix'in ekranına düşürürken ofladı. Nerede olabilecekleri sorusu artık çok da zor ya da cevapsız kalacak şekilde değildi zihninde. İlk birkaç günü gerçekten düşünmüştü. Kendisini zorlayacağı bir yerde olacağını, Hyunjin'in onları kolayca bulmasını istemediğini kurmuştu. Ancak sonrasında küçük alfadaki amacın sadece farkındalık oluşturmak istediğini sezdi. Tamam, bunu sezmesinde Seungmin'den yardım almıştı ancak çabalıyordu işte. Yetersiz oluşunu kabul ederek değişmeye çalışıyordu.
Gözleri saate kayarken önündeki bilgisayarından Incheon Ulusal Üniversitesi'nin işletme mühendisliği bölümü ders programını incelemeye koyuldu. Dördüncü yılını okuyan Jeongin'in bugün iki dersi vardı. Birisi yaklaşık 10 dakikaya bitmiş ve öğlen arasını haber vermiş olacaktı omegaya. Genç omeganın dersin bitmesi için amfi içerisindeki geri sayımına, Seul'deki ofisinden eşlik ediyordu Chan artık.
Dakikalar birbirini kovalarken Jeongin çıkan profesörün ardından kendisini dışarı atmıştı. O sırada Chan ise çıkmama ihtimaline karşılık birkaç dakika daha vermişti kendisine aramadan önce. Tamam olduğunu düşündüğü an eli telefonuna gitmiş omeganın ismini yazmıştı rehberine. Gönderilen arama cevapsız kalmamış, birkaç saniye sonra açılmıştı. Chan yerinde dikleşti. "Jeongin nasılsın?"
"Ah. İyiyim hyung sen nasılsın? Her şey yolunda mı?" Jeongin karşısındaki banka adımlayıp oturmuştu.
"İyiyim. Yani ağızda bir iyiyim. Yoksa iyi değilim, biliyors-"
"Chan hyung sakince mi konuşsak? Birbirimizi anlayabileceğimiz gibi."
Alfa derin bir nefes alıp saçlarını karıştırdı. "Haklısın." Ekledi. "Müsait miydin?"
"Hmm. Ders arasındayım yaklaşık 45 dakikam var daha."
"Tamam. Güzel o zaman. Neden aradığımı tahmin ediyorsun değil mi?"
Jeongin önünden geçen arkadaş gruplarını izlerken kafasını salladı. Son anda da ekledi. "Hmm. Evet hyung."
"Bana istediğim cevabı verebilecek misin peki?"
"Cevap almak için mi teyit etmek için mi aradın hyung?"
Kardeşi gibi gördüğü omega zekasını çekinmeden alfanın yüzüne vuruyordu. Chan güldü. "Beni Hyunjin ile konuşturmanı istesem sorun olur mu?"
"Denerim." Sırıttı Jeongin. "Daha çok şantaja başvururum ama olsun. Hallederim."
"Güzel." Chan dilini alt dudağında gezdirdi. Birkaç saniyelik sessizliğin ardından sordu. "Felix. Felix nasıl? İyileşebildi mi? Nasıl hissediyor?"
Jeongin güldü. "Soğuk algınlığını atlattı, sürekli bir şeylerle uğraşıyor evde." Chan gözünün önüne gelen Felix ile gülümsemişti. Arkadaşının uğraştan kastının mutfak olduğunun da bir hayli farkındaydı lider alfa. Harikalar yaratıyor olmalıydı eşi. Her zamanki gibi.. Jeongin cevap vermeyen büyüğüne seslendi. "Hyung? Orada mısın?"
Chan düşüncelerini toparlamak istercesine iki yana salladı kafasını. "Buradayım. İyi olmasına sevindim." Chan merak ediyordu; Felix kendisini soruyor muydu ya da özlemiş miydi? Vücudunda hissettiği kırgınlığın sebebi Felix'in kırgın olması mıydı mesela?
Hislerini kabullendiğinden beri Felix'i daha rahat hissedebiliyordu. İlk birkaç gün ne yapacağını bilmiyordu. Ne zaman ki Felix'i filtresiz olarak hayatına dahil etmişti o andan beri omegasını hissedebiliyordu alfası. Chan, eşinin durumu hakkında sadece böyle bilgi sahibi olabilmişti bir süre. Şimdi ise Felix'in yanında olan birinden kelimelerle duymak yüreğine iyice su serpmişti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ikigai | chanlix
FanfictionLider alfa olmak için yetiştirilen genç kurt, her şeyi tamamlamıştı. Bütün bilgi birikime, örf ve adetlere hakimdi. Sadece tek bir şeyi eksikti; kendine ait bir omega.
