13. BÖLÜM: ''DUDAK KENARI.''

54.3K 3.4K 1.8K
                                        


Sevgili VURGUN ailem, merhaba!

Bir önceki bölümlerde oy vermediğiniz varsa, birkaç dakikanızı ayırıp, oy verir misiniz? :) Twitter'da #Vurgun etiketiyle attığınız her tweet'e bakıyor olacağım.
Oy vermeyi ve satır arası yorumlar bırakmayı unutmayın, lütfen, lütfen, lütfen. Satır arası yorum, evet, evet... Lütfen.

Bu bölüm ve bir önceki bölüm 1K oy üstüne çıkarsa çok sevindirik olurum, lütfen oylarınızı kullanmayı unutmayın.




🦋

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.


🦋

Furkan Halıcı, Kör Zaman

Mehmet Erdem, Olur Ya

Hande Mehan, Dudak Kenarı

13. BÖLÜM: ''DUDAK KENARI.''

Bazı yara izlerini seversin, açandan çok. Çünkü izler yaralayıcı olduğu kadar öğreticidir de. ''Bak, burası hiç sevilmeyen yanın. Çocukluğun en büyük yara izin.'' der hayat sana. Kimse sevmemiş diye seversin çocukluğunu. Büyürsün, içindeki çocuğun sevilmeyen, kusurlu ve hor görülen yanlarını sen seversin. Her şeyiyle.

''Bazı yaralar yararlıdır, buna inan,'' der Didem Madak. ''Bazı yaraların arasından küçük bir el, sanki geçmişine çiçek uzatır. Bazı yaralardan sızan kanla tüm geleceğin yıkanır.''

İfade taşımayan yüz hatlarım dakikalar önce biten yayının etkilerini gizliyordu. Dişlerimi sıkmasam ağlayacağım. Gözlerimi aynaya çevirsem belki de her yeri kan gölüne çevireceğim ama durgun bir göl gibi sessizim.

Evleneceğim insanın yalnızca asker olduğunu biliyorlardı. Vural'ı deşifre etmemek amacıyla yalnızca asker olduğu altyazı da geçmişti. İsmi ve rütbesi de canlı yayında sansürlenmişti. Nişanlım ve yakın bir zamanda evlenecek olduğum adam... Hiçbir zaman da gerçek olmayacak olan nişanımız, evliliğimizi böyle bir ortamda açıklayacağımdan bahsetmedim ona. Bir yanım ailemden önce Vural'ın vereceği tepkiden korksa da diğer yanım başka türlü ailene kabullendiremeyecektin iyi yaptın diyordu.

Telefonumu açmaya korkuyordum. Ve beni buradan almaya gelecekmiş hissinde olduğum için bekleme salonundaydım. Fırtına öncesi sessizlik ya da fırtına çoktan koptu, beni yutacak olan sessizliği bekliyorum. Buradan çıktıktan sonra ifade vermek için karakola gitmem gerektiğini biliyordum ama sorun şuydu, oturduğum yerden kıpırdayamıyordum.

''Nare nerede?'' dedi tanıdık bir ses. Sakin, ya da sakin olmaya çalışan ton. Her an sorun yaratabilirdi. Dakikalar önce nişanlım olduğunu duyurduğum adam bekleme salonuna ait olan güvenlik kapısının önündeydi. Gölgesini gördüğümde güçlükle yutkundum. Nabzım hızlanırken gergin bir ifadeyle kapının önündeki gölgeyi izlemeye devam ettim. ''Az önce tüm herkese nişanlısı olduğumu itiraf etti. Benden bahsetti. Manyak mıyım lan ben? Neden yalan söyleyeyim?'' Kontrollü bir öfkeye sahipti ama her an dengeler değişebilirdi.  Adım, Nare. Güç ve direnç demek. Ama bugün ikisi de değilim. Geleceğim, geçmişimden akan kanla yıkanırken ben bugün kendime bile yabancıyım. Ve biraz daha burada öylece beklemeye devam edersem Vural'ın yakıp kavuracağı herkesin sebebiyim.

VURGUNBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin