4.Bölüm

3.2K 322 69



Lu Han aşağıda olup bitenden habersiz bir şekilde, Shixun'un odasının önünde durmuş, kapıyı çalmakla çalmamak arasında bocalıyordu.

Derin bir nefes alarak elini siyah saçlarının arasından geçirdi ve önündeki kapıyı açtı. Shixun'u odada görmeyi beklerken, onun balkondaki koltukta oturduğunu fark etti.

Lu Han kapıyı kapatıp balkona doğru yürüdü. Shixun onun geldiğini biliyordu, yine de bir tepki vermedi.

Lu Han yanına gelip koltuğa oturduğunda ona sadece göz ucuyla baktı. Shixun ona kızgın olmaktan çok daha fazlasıydı. Artık mücadele etmekten yılmıştı.

"Özür dilerim Shixun. Bu şekilde bir tepki verebileceğini düşünmemiştim."

"Tepkimi ya da beni gerçekten umursadığını sanmıyorum Lu... Tıpkı acı çekmemi ve hissettiklerimi umursamadığın gibi. Hatta bazen benden gerçekten nefret ettiğini düşünüyorum. Sehun'a karşı böyle değilsin. Neden? Çünkü o sana benim gibi bakmıyor... Tek nedeni yaptığım şey mi? Bu yüzden mi beni affedemiyorsun?"

Lu Han derin bir nefes alarak Shixun'a doğru döndü. Ne demesi gerektiğini kestiremiyordu. Söyleyeceği en ufak şeyde Shixun'un bunu başka bir tarafa çekmesinden açıkçası endişe ediyordu. Ondan nefret etmiyordu... Ondan asla nefret edemezdi.

"Senden nefret etmiyorum Shixun. Sadece... Bunun doğru olmadığını ikimizde biliyoruz."

"Kim için? Seninle aynı fikirde olmamı ne kadar isterdin değil mi? Üzgünüm bunu yapmayacağım. Ben pişman değilim. Şimdi beni yalnız bırak..."

Lu Han bir süre hiçbir şey söylemeden Shixun'a baktı. İçini çekerek koltuktan kalktı ve onu yalnız bırakmak için odasından sessizce çıktı.

Aşağıya inerken kapının önünde Sehun ile Kendall'ı öpüşürken gördü. Anlaşılan yurt dışından yeni dönmüştü. Yoksa kapı ağzında Sehun'u yiyip bitirmek istermiş gibi öpmezdi. Aşağıya inmeden hemen önce Jongin'in de onları izlediğini fark etti.

Yüzündeki ifadeden açık bir hayal kırıklığı belirtisi gördüğünü söyleyebilirdi. Tabi ki Jongin umursamazca omzunu silkerek mutfağa girmeseydi.

"Öhö... Öhö... Kapı ağzında böyle öpüşmeye devam mı edeceksiniz? Yukarıda boş yatak odaları var kapının önü uygun bir yer değil!"

Sehun güçlükle kendisini vantuz misali dudakların sahibinden kurtarırken, gülümseyerek Lu Han'a baktı.

"Tehlikeli birisin dostum. Kesinlikle tehlikeli birisin."

Lu Han gülerek yanlarından geçip mutfağa girdi. İçeri girdiğinde Kai sebzeleri doğramayı çoktan bitirmiş onları az yağda kavurmaya başlamıştı. Lu Han herhangi bir teklif yapmaksızın ona yardım etmeye başladı.

Kai ile sessiz bir uyum içinde sanki birbirlerinin hamlelerini bilen birer satranç oyuncusuymuş gibi yemeği hazırladılar. Aralarında en ufak bir sohbet konusu bile geçmemişti.

Lu Han, Kai konusunda nedense hâlâ kendisini huzursuz hissediyordu. Bunun sebebi Sehun'un haklı olmasıydı... Bunu Shixun'a söyleyemese de gerçek buydu.

Yaklaşık 15 dakika sonra Sehun yanında Kendall ile birlikte mutfağa girdi. Üzerindeki siyah mini elbise hayal sınırlarını zorlama şansı bile vermeyecek nitelikteydi. Bir kolu Sehun'un belini sararken diğeri de onun kaslı göğsünün üzerindeydi.

"Selam Lu, görüşmeyeli nasılsın?"

Lu Han kaşlarını kaldırıp Kendall'a baktı. Sonra da Sehun'a imalı bir bakış atarak olabilecek en soğuk gülümsemesi ile ona karşılık verdi.

TWINSBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!