37

4K 472 208
                                        

*Bölüm içerisinde zaman atlamaları mevcuttur, lütfen okurken dikkat edelim. 💗



Felix kendi kızgınlığının yorgunluğunu atlatamadan Chan'ınki ile de uğraştığından sabaha gözlerini beklediğinden geç açmıştı. Camdan gelen güneş ışıkları vücudunu ısıtırken gülerek yatakta gerindi. Parmakları komodinin üzerindeki telefonuna ulaşıp saati kontrol ettiğinde şaşırmaktan kendini alamamıştı. Evet, güneşin vurduğu konum öğleni gösteriyordu ancak bir iki saat geçmiş olmasını beklemiyordu Felix.

Hızla kalkıp çarşafları peşinde sürükleyerek banyoya girdi. Keyfe vakit bırakmadan hızlıca temizlenip çıkmıştı. Giyindiği gibi yerdeki çarşafı ve havluları toparlayıp çamaşır makinesine tıkıştırdı. Odaya girdiğinde etrafı toparlamaya başladı ve bu Felix'in geç başlayan temizlik gününe başlangıç olmuştu. Omega, lider evini de sevmişti ancak kendi evi gibi hissettirmiyordu. Bu ev bir aile ferdi gibi hissettirmişti Felix'e. İşlerini bitirip salondaki koltuğa kahvesi ile birlikte yerleştiğinde televizyondaki kanalların gündemi aynıydı. İnsanların hayatına burnunu sokmak gibi.. Oflayarak telefonuna uzandı omega, eşzamanlı olarak elinde titreyen telefonla gülümsedi. Jisung'u arıyordu. 

"Efendim Ji?"

"Kabul et, telefonun başında aramamı bekliyordun. Başka türlü böyle hızlı açamazdın. Sen de beni seviyorsun."

"Telefon elimdeydi."

"Yani beni sevmiyor musun Lix."

"Sana aşığım güzel omega."

"Ay yok aman kalsın. Aşık olmak Minho'ma yakışır. Sen sadece sev."

Felix kıkırdadı. "Sen neden aramıştın? Bir şey yok değil mi?"

"Bu gece bizde toplanmaya karar verdik."

"Kimlerle karar verdiniz?"

"Ben ve kendim. Yeterli. Akşam yemeğe bekliyorum canım."

"Bir Chan ile konuşayım."

"Aman kocişkosuz da yapamazmış benim çillim!" Jisung dalga geçmeye başladığında Felix ofladı.

"Hadi Ji. Hadi."

"Sen bugün beni ayrı bir seviyorsun farkındayım."

"Sen Hyunjin'i ara, onu ikna et asıl. Jeongin üniversite için Incheon'a dönecekti. Depresyonda olabilir."

"A-haa tam uğraşmalık Hwang! Öptüüm!" Felix cevap vermeye zaman bulamadan kapanan telefona baktı. Bu adamın enerjisi hiç bitmiyordu gerçekten. Parmakları vakit kaybetmeden Chan'ın numarasını bulup kulağına yerleştirdi telefonu geri. Çalan telefona cevap gelmeyince Felix telefonu kapatıyordu ki son anda cevapladı Chan.

"Alo."

"Chan müsait misin?"

"Dinliyorum Felix."

"Jisung aradı da akşam yemeğe davet ediyor. Sen ne durumdasın? Gider miyiz?"

"Tamam, olur. Alırım ben seni."

"Tamamdır. Görüşürüz."

"Öptüm canım."

Felix duyduğu kelimelerle dudağını ısırdı. Gülümseyerek konuştu. "Bay Bang mi yanındaydı?" Ses tonu daha cilveli çıkmıştı istemsizce.

Chan önündeki dosyadan kafasını kaldırıp odasına baktı. "Hmm. Selam söylüyor." Kendisi hariç nefes alan bir canlı yoktu işin aslı. 

ikigai | chanlixHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin